8 Haziran 2015 Pazartesi

4 ayda neler öğrendim


Bir hevesle makineyi alır almaz açmıştım bu bloğu.
Aradan 4 ay geçti.
Dikiş makineme ek olarak geçen ay en basitinden bir Singer overlok makinası aldım, oysaki sadece çekirdek içi almaya girmiştim markete :)
3 hafta içinde bozmayı başardığım overlok makinem bu cumartesi günü tamirden geldi. Bakalım ne kadar dayanacak bana.
Gerçi hiç kötü davranmamıştım kendisine ama sanırım üzerinde çalıştığım masanın dengesizliğinden kaynaklandı sorun. Lüper denen iki adet malzeme var içinde bir alt bir üst lüper olmak üzere, her ikisini de eğriltmeyi başarmışım :)
Bu dört ay içinde baya bi aşama kaydettim. Giyilmeyecek kadar berbet şeyler de diktim, giyilebilir şeyler de. Kusursuzluğa ulaşmak için sanırım bu tempoda en az on yıl çalışmam lazım :)
Ama hedefim 3 yıl sonunda, az kusurlu bir şekilde her türlü kıyafeti dikebilmek. Terzi diilim sonuçta, keyfime dikiyorum, bir iki kusuru olsun di mi ama  :) Bu tempoyu da ne kadar koruyabilirim belli değil. Ama sanırım en vazgeçmeyceğim hobim bu olacak.
3 yıl diyorum, yani 29 Ocak 2018'de tekrar bir durum değerlendirme post'u yazacağım, hemen takvimime işliyorum :))
Gelelim neler öğrendiğime..
  1. Kalıbı kumaşa aktarma aşaması önemli. Ne kadar düzgün aktrırsan, sonuç o kadar düzgün çıkıyor. Özellikle kumaş katında çizim ve kesim yaparken, hele de ince kumaş ile çalışılıyorsa, çok çok özen göstermek lazım. 
  2. Kalıbı aktarmakla da bitmiyor iş, dikiş payını "amaaan, kim uğraşacak santim santim şimdi, göz kararı keserim ben" diyerek kesmek, hiç mi hiç olumlu sonuç vermiyor. Göz kararı kestikten sonra bir bakıyorsun ki A noktasındaki pay 1 santimken, B noktasında pay 2,5 santime çıkıvermiş.
  3. Teğel mühim birşey. Evet, iğnelemek zaten yeterince vakit alırken, bir de üstüne teğelle uğraşmak, dikiş makinesinin başına oturmamı geciktiriyor olabilir, fakat kaymış bir dikişi sökmekle uğraşırken kaybettiğim zaman bir yana, artan sinir katsayım, dikiş zevkimi perişan etmekle birlikte diktiğim parçadan da soğutuyor beni. 
  4. Kalıp üzerinde oynama yapmak gibi çokbilmişliklere başlamadan önce, az daha tecrübe kazanmam lazımmış,  "bu pileyi çıkarayım, çan etek oluversin" tarzı yaklaşımlar, bu aşamada tehlikeli, yapma! Burda dergisi nasıl buyurduysa öyle biç, öyle dik, güzel güzel giy.. 
  5. Etek boyu almak berbat bişey, etek kısaltmak, etek bastırmak, keza öyle. Mümkün olduğunca bu işlemi kalıbın üzerinde yapmak lazım. 
  6. Ütü önemli. (ütü masam berbat bir masa, kesin değiştirmem lazım, buradan kendime sesleniyorum: git bi ütü masası al kendineee!!" Astar bile dikiyor olsan ütüle. Elbisenin içinin düzgün olması da en az dışının düzgünlüğü kadar önemli, üşenme!

Şimdilik bu kadar..
Sırada fistolu kumaşım var dümdüz bir bluz dikmek istediğim. Bakalım öğrendiklerimi uygulayabilecek miyim :)

4 yorum:

  1. Sadece bir kaç ayda ulaştığın seviye (3. mesajında "siz" den "sen" e geçen samimi bloger ben oluyorum) senelerdir dikiş diken hatta bundan ekmek yiyen ve kendine terzi diyen insanlardan daha yüksek bir yerde emin ol. Gerçi şimdilik makina ile bir kaç ay mı, yoksa dikişte bir kaç ay mı bilemiyorum. Dur devam edeyim, nasılsa olay netleşir bir kaç yorum sonra :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şımarırımmm :)) Çok teşekkür ederimmm :)))
      (bu postu yazdığımda dikişte birkaç ay olmuştu daha, şu anda da onbirinci ayım dikişte :) )

      Sil
  2. Utu mamasini kesin almissindir ama, ben daha almamissindir diyerek diyorum ki: sen bi cekirdek ici almaya gitsene:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ütüden nefret ettiğimden midir nedir, alamadım hala :(
      ama şimdi bi çitlemeden çekirdek yiyesim geldi nedense :))

      Sil