15 Ağustos 2015 Cumartesi

anvelop etek


Aslında tam da anvelop sayılmaz. Standart bir etek, sağındaki pilelerle anvelopmuş gibi davranıyor. Bu eteğim çok alkış aldı. Herkes sevdi, bana da bana da dedi :)
Ama yakından incelendiğinde, hatalaaar, hatalarrrr..
Bi kere fermuar olayı yine sıkıntılı. Ama sıkıntı çektiğim son fermuar bu etek oldu :)Kendime gizli fermuar ayağı aldım, dertler tasalar bittiii. Aylardır ben böyle ayrı bir ayak olduğunu bilmiyormuşum ki. Bilseydim klasik fermuar ayağıyla gizli fermuarı gizleyecem diye çırpınır mıydım hiç. Neyse ki bloglardan birinde fotoğrafını gördüm de, "nasıl ama yaaaa" şeklinde aydınlanma yaşadım. Hangi blogdu ki o, bak hiç hatırlamıyorum, nankörlüğün de bu kadarı..
Neyse, hatalar diyordum. En dikkat çekici hata özellikle dikkat etmeye çalıştığım bir nokta olunca, insan kendine sinir oluyorrr! Modeldeki kumaş da, benim kullandığım kumaş da dikine çizgili dokusu olan kumaşlar. benimki modeldekinden çok daha ince sanırım. (Bu arada Burda dergisinin eski sayılarından bulduğum bir model bu(2008 Haziran sayısı), kumaş tavsiyesi olarak keten yazıyordu)
Arka ve ön parçanın yandaki birleşim yerinde, kumaşın çizgilerinin V şeklinde olması için kalıbı kumaşa aynen modelin açıklamasında tarif edildiği gibi koydum. Özellikle özen gösterdim, hafif bi simetri manyaklığı var çünkü bende, hafif, çok hafif, en hafifinden...
Ne ara oldu, nasıl oldu bilmiyorum, fakat kemeri taktıktan sonra farkettim, sağ ön parçayı ters dikmişim. Kumaşın arkası önü yok, o parçanın sağı solu da birbirinden çok farklı diil, hatta hiç diil. Küçük bi parça zaten diğer ön parçaya kıyasla.Dedğim gibi, farketiğimde iş işten geçmişti. O kadar dikişi hayatta sökemem, giyerim ben bunu böyle diyerek devam ettim hayata. Kimse farketmedi aslında da, ben biliyorum ya, o sıkıntı :(
Bir de hata değil de, olsa iyi olurdu dediğim şey, astar. Kumaş çok ince, içine astar giymem gerekiyor. Direk astarlasaymışım, kullanımı daha pratik olacakmış. Belki çoook boş kaldığım bir vakit, söküp, hem o tersliği düzeltir, hem de astar eklerim. (Hmmm, hiç inandırıcı diilim sanırım :P)

14 Ağustos 2015 Cuma

sundress sew-a-long-2015

Lacivert minnak puantiyeli kumaşımla ne yapsam ne yapsam derken, Burda'nın Mayıs sayısındaki çok çok bayıldğım parçalı elbiseyi bir daha denemeye karar verdim.
Bu kalıbı daha önce de dikmeyi denemiştim, ama yine çok bilmişliklerim yüzünden, hiç umduğum gibi birşey çıkaramamıştım ortaya. Önceki seansta ince tiril bir kumaş kullanmıştım, aslında çok güzel olma yolunda ilerliyordu. Fakat sırt kısmında olması gereken fermuarı (elimde o uzunlukta fermuar olmadığı için), kol altına geçirirsen, tüm planlar allak bullak olur. Fermuarı binbir çabayla taktıktan sonra (henüz gizli fermuar ayağımın olmadığı o karanlık dönemlerde geçiyor olay), elbisenin üst kısmının bol olduğu farkedilirse naapılır? Önce kendi kendimi ikna yoluna gittim: "çok da bol diil aslında, zaten yazlık elbise, ince kumaş, o kadar bolluk oluversin canııım" şeklinde. Tam ikna olur gibiydim ki bir arkadaş müdahale etti, sök sen o fermuarı, gerek yok zaten ona, direk daralt kol altlarını dedi. E tabi mecbur söktüm. Ama sonrasında bir türlü elim gitmedi daratma olayına. Bir de içinde astar yerine kullandığım pamuklu bi kumaş daha var, onu da sökmek gerekecek, e o kadar yapmışken askıları da içime simediydi, onları da yenilemek lazım, ooo hooo çok uzun iş. Bi ara yaparım diyerek köşeye attım ilk denememi.
Lacivert kumaşım diğerine göre kalınca bişey. Kumaş cinslerinden anlamıyorum ama pamuklu poplin gibi bişey sanırım diye düşünüyorum. Kumaşım yetsin diye baya bir çırpındım. Biye yapmaya yetmedi mesela. (Yeterdi aslında da bi sürü ek yeri olurdu.) O yüzden yaka ve kollar için pervaz yaptım. Ön parçaların ve arka parçaların kalıplarını ayrı ayrı birleştirdim, çizdim kestim, al sana pervaz :) yakaya pervazları takarken, dört adet askı parçasını da araya alıp diktim. Yani orjinal modelli tam olarak uygulamadım. Ne fırfırlar var, ne o tek parça askılar.
Bu elbiseye sundress sew-a-long etkinliği için başlamadım aslında, ama kestiğim günün ertesinde bu etkinliği görünce, neden olmasın dedim :)

13 Ağustos 2015 Perşembe

hazır biye zaman kazandırır

İlk defa hazır biye kullandım. Geçen sarf malzemesi alışverişimde aldığım hazır biyeleri denedim. Süpermiş, şahaneymiş, hızlıymış, pratikmiş. Son derece memnun kaldım. Hep kullanacağım.
Bu vakte kadar biyelerle o kadar çok uğraşmamam rağmen tamamen memnun kaldığım biyeli malzeme sayısı çok az. "Kendi biyemi kendim yaparım, ne olacak ki, alttarafı kumaşı şerit şerit kes, ütüle, al sana biye" yaklaşımım, zamanla "amaaan, kim uğraşacak şimdi, pervaz yaparım ben yakaya da kollarada, daha kolay" şekline dönüşmeye başlamıştı. Bu arada bir sürü yapmalı yapmamalı maddesi oluştu kafamda biyelerle ilgili, bikaç tanesi şunlar:
  1. Verev kesmeli, ama kesinlikle 45 derecelik verev olmalı, "noolcak canım, şu dikdörtgen parçaya iki eşit üçgene böleriz, 45 derece de verev, 30 derece de verev" mantığı YANLIŞ! o 15 dereelik fark, yuvarlak yakalarda saç baş yolduruyor. Dönmüyor efenim o biye, dönmüyooor! Takip ettiğin bloggerların bir bildiği var, güven onlara, kare diyorlarsa kare, o kadar! (bu arada by antigone blogundaki Pratik biye yapımı postunu şiddetle tavsiye ederim.)
  2. Ne kadar kalın biye estersen, o kadar zor oluyor döndürmesi.
  3. Kolay dönsün diye ince kestiğin kumaş, eğer kalın dokulu bir kumaşsa, hele ki hem kalın dokulu hem fistoluysa, o iş yaş. Debelenir durur, en sonunda pervaza dönersin..
  4. Biye yapma aparatları faydalı eserler. Ama yurtiçi sitelerde genelde pahalı. Bir tanesinin ederiyle, AliExpress'den 4lü takım alınıyor.(Fabric Bias Tape Maker) Evet, biraz geç ulaşıyor elimize dünyanın bir ucundan geldiği için belki ama, "bu metal parçasına bu kadar para verilir iydi" şeklinde pişmanlık yaşama ihtimalimiz azalıyor.
  5. Biyeyi dikerken, son üst dikişte  normal makine ayağı çok zorluyor. Aynı hizayı tututturmak eziyet. Bu yüzden Fermuar ayağı kullanıyorum ben son zamanlarda.
  6.  Şeritler mümkün olduğunca düzgün kesmek lazım.
Tabii bütün bunlarla uğraşmak yerine, hazır biye kullanmak, harcadığınız zamanı yarıya indiriyor.
İlk denememi, tek parça kestiğim penye bluzumun yakasında ve kollarında yaptım. Kendi hazırladığım biyelere göre çok daha düzgün ve tok bir yapısı olduğu için, tek adımda geçirdim biyeyi. Normalde önce biyenin bir tarafını yakaya dikiyor, sonra çevirip üst dikişimi yaparak tamamlıyordum. Bunda direk biyeyi teğelledim ve üst dikişini yapıp olayı bitirdim. Çok eğlendim, yine yapıcam :))
Hazır biyenin bence tek dezavantajı renk uydurma zorluğu. Mesela bu tshirtte, gri biyem olmadığı için siyah kullandım. 
Sonuçta kendi biyemi yapmak zorunda kalacağım projeler elbette olacak, ama hazır kullanma şansım olursa kesinlikle ilk tercihim olacak.

12 Ağustos 2015 Çarşamba

overlokla imtihanım

Bu overlok zımbırtısını aldım ama, bazen binbir pişman oluyorum. Sanırım sorun bende. Kullanım klavuzunu bin defa okudum. Herşeyi kuralına uygun yapıyorum. Daha ne istiyorsun benden overlok!
Geçen akşam pencereden fırlatma hissi geldi yine. Penye dikecem diye bir heves oturdum. Hızla kestim, aynı hızla da dikecem sözde .. Nerdeee. Sürekli iplik kopuyor. Her kopuşta, tüüüm iplikler yeni baştan çıkartılıp sırasıyla tekrar takılıyor.  En sonunda, "yetti beaaa" nidalarıyla kapattım makineyi, geçtim minnak tontiş singer promisimin başına. Jarse iğnesi almıştım bir vakitler, onu taktım, cayır cayır diktim geçtim. O ne yaa, overlok beyin keyfi gelecek, ayarını bulacak da iplik koparmayacak. Pıhhh, hiç çekemem..
Penyeyi dikiş makinesiyle hallettikten sonra, ertesi gün dayanamayıp oturdum başına overloğun yine.  
Bu sefer bir güzel tuttu ayar ki sorma. Yine kendime notlar şeklinde madde madde yazıcam dikkat etmem gerekenleri:
  1. Makineyi sarsıntısız bir masanın üzerinde çalıştırmak lazım, üçüncü haftada lüperlerin eğrilmesini ben buna bağlıyorum şahsen.
  2. Kumaşı arkadan çekiştirmemek lazım, ki tamirci amca ısrarla bunu yapmış olduğumu iddia etti. Ama bence sorunun yarısı buysa, diğer yarısı da ilk maddeydi. Evet bi parça zorlamış olabilirim ama sadece bi parçacık..
  3. İplikler kesinlikle çekerek koparılmayacak, makasın her daim yanında olacak.
  4. İplik kopması durumunda (ki illa ki kopacak!!!), bütün iplikler çıkarılacak, makinenin iç kapağında anlatıldığı şekilde ve sırada tekrar geçirilecek iğne ve lüperlerden. Doğru sıralama üst lüper-alt lüper-iğne şeklinde olmalı. İplikleri çıkarmaya üşenmemek lazım!!
  5. İplikleri geçirme işlemi sırasına (klavuzda yazmıyor ama, ben öyle yapıyorum) tüm gerilim ayarlarını sıfırlıyorum. İplikler bobinlerden hiç zorlanmadan gelsin ki, noolur noolmaz, ani bir hareket yapar ipi çekerim, lüperim eğrilir sonra :)
  6. İplikler geçtikten sonra,yine gerilim ayarları sıfırken, sol elle ipliklere hafif, ama çook hafif bir gerilim uygularken(hatta gerilim de demiyim de, iplikler kaçmasın diye tutmak dersem daha doğru), volanı kendime doğru 5-6 kere çeviriyorum, ki ilk düğüm atılsın. Ayak yukarıda bu arada.
  7. Ayağı aşağı indirip, gerilim ayarlarını 2-3-3 yapıp, yine sol elle iplikleri tutarken, pedala basıp çalıştırıyoruz overlok paşayı. Teorik olarak bu noktada zincir çıkarıyor olması gerekiyor, ama paşanın keyfine bağlı olarak bu davranış biçimi değişebiliyor.
  8. Eğer iyi günündeyse ve zincir başarıyla oluştuysa, hemen bir test kumaşına deneme yapıyoruz.
  9. Ve gerilim ayarlarıyla oynayarak, istediğimiz modu bulana kadar test kumaşıyla takılıyoruz.
Yazarken ne güzel de, iş uygulamaya gelince, nerde neyi atlıyorum, neyi yanlış yapıyorum bilmiyorum, ama illa ki bi sıkıntı çıkıyor.  10 dakikalık iş, oluyor 1 saat. Bu arada artan sinir katsayım da cabası..
Biraz daha debeleneyim, baktım olmuyor, bayandan temiz bakımlı şeklinde koyarım ilanı, olur biter :)

11 Ağustos 2015 Salı

ne yapmamalı

Dün yine bir seri dikiş malzemesi siparişi verdim. Kargo ödememek için normalde alacağım malzemelere ek birkaç parça bişey daha aldım
Aslında hedefim sadece overlok ipliği almaktı. Ardından hazır biyelere gözüm kaydı. Bir siyah bir beyaz attım hemen sepete. Pazar günü 1 saat içinde kesip diktiğim bir penye tshirt vardı, yakasına biye kesip ütülemeye üşenmiştim. Eciş bücüş bir yakası olmuştu. Hem yakasını genişletir, hem de kırmızı pitikareli bir biye geçiririm diye düşünüp bir de pitikarelisinden ekleyiverdim sepete.
Telam da azalıyor, bir de tela alayım dedim ve telaların da farklı çeşitlerinin olduğunu gördüm. Raşel tela denen şey nedir ki?  Test etmek lazım dedim, ekledim :) 1,5 cm'lik çift taraflı yapışkan telayı da illa ki etek uçlarında kullanırım ben diyip onu da ekledim.
Neyse işte, sonuçta bir sepet sarf malzemesi alımı yaptım :)
Pişman mıyım, hayııır :)
Cumartesi günü de pazara gitmiştim. Kumaş olarak pek bişey bulamadım ama bol bol düğme aldım. Tuhafiyecide bir tanesine verdiğimiz parayla pazardan en az 10 tane alınıyor olması düşündürücü. Kalite farkı elbette vardır, ama bir düğme ne kadar kötü olabilir ki iyisinin 10da biri fiyatına satılsın. Haftaya yine alıcam :)
Şimdi başlığa geri dönelim:
Ne yapmamalı ?
Alışveriş yaparken gözü dönmemeli insanın. Eğer zaten bol bulunur bir malzeme alıyorsan, abartma, ihtiyacın kadar al, stok yapmaya gerek yok.
Alacağın malzemenin mevcutta kullanım alanı yoksa, alma! Önce projeni geliştir, sonra ihtiyaç listeni çıkar, ona göre alışveriş yap.
Sarf malzemesi konusunda bu iki kurala uyuyor sayılırım, ama iş kumaş almaya gelince maalesef :(
Dolabım ağzına kadar kumaş doldu, ve ben hala her gün kumaşfirsati'nda bugün neler indirimde, bursakumaspazarı instagramda ne yayınlamış diye takipteyim. Cumartesi pazarına gidemezsem stres oluyorum, "ya güzel parça kumaşlar vardıysa, tüh bak kaçırdım gördünmü" şeklinde ahlanıp vahlanıyorum.
Kumaş almak artık bağımlılık gibi bişey benim için.
Kendime hakim olmalıyım :)
Yapmamalıyım!