1 Ekim 2015 Perşembe

kırmızıııııı :)



Trençkot dikmek kiim ben kim aslında, nasıl cesaret ettim böyle birşeye bilemiyorum. Son pazar ganimetlerimden en az 3 parça trençkot için gayet uygundu. Ama tabi cesaret edemiyordum.


Safari gömlek tarzı birşey dikerim diye düşünürken (bakınız Creazione 2015/2), eylül ayı Burda'sında güzel de bir kalıpla karşılaştım. Annem de gazı verince, (bu arada siyah iş pantolonumu hiç beklemediğim kadar beğendi:) ) , tamamdır, denemedim demem en azından diyerek işe koyuldum.
Fakat annem modeli görünce "bunun yakaları biraz büyük, sen bunu sevmeyebilirsin" diye uyarmıştı beni. Ama mankenin üzerinde güzel duruyordu, yok dedim, iyidir büyük yaka, ne kadar büyük olabilir ki!
Kalıbı çıkartıp kestikten sonra üst yaka parçasını üzerimde  ölçtüm, ve tabii ki annem haklı çıktı :) Yakalar omuzlarımdan da taşıyor, o derece büyük:) Bunu giyersem kaybolurum ben içinde dedim, vazgeçtim. Oysa ki kumaşa iki yaka parçasını da çizmiştim. Üf püf yapıp, moral bozukluğuyla bıraktım tabii. Anneme anlattım, küçültürsün sen onu, dedi. Yok yaa, olmaz o iş, karışık bi kalıp bu, mümkün diil, zor o iş falan derken, ertesi sabah kalıbı aldım elime, evir çevir, derken, evreka! Çok basit bi şekilde hem yakaları küçültebileceğime, hem de pek hoşlanmadığım kruvaze biçiminden çıkarıp tek düğmeli hale getirebileceğimi anladım. Annem genelde haklı çıkar :)

Kağıt üstünde küçültmeyi yaptıktan sonra dikmeye başladım. Fakat pervazı takar takmaz alt yakanın hala oldukça büyük olduğunu farkettik. Annem ısrar etmese daha da küçült diye, ben yine tembellikle bu boyutta bırakacaktım, neyseki dinledim onu da bir tur daha küçülttüm, bu sefer direk dikerek yaptım küçültmeyi. Aynı kalıbı tekrar kullanırsam kağıt üzerinde küçülme yapacağım, unutmamam lazım!! 

Pervazla birlikte alt yaka kendiliğinden oluştu, aman da ne kolaymış falan derken sıra geldi üst yakaya. Ve acılı süreç başladı. Bütün parçalarım tam ölçüsünde kesilmiş, teorik olarak her parça birbirine uygun, fakat olmuyor! dergideki açıklamaları onlarca kez okuduktan, iki kere dikip söktükten, dışarı çıkıp hava aldıktan ve üç fincan kahveden sonra, nihayet mantığını çözdüm olayın. Şimdi ver bana yakayı, 10 dakikada takarım yerine :P



 Yaka olayını tamamladıktan sonra, tamam artık, bitti sayılır dedim, bi kol takılacak, etek ve kollar bastırılacak, oldu bitti.. Dememek lazımmış tabi, Kollar da en az yaka kadar uğraştırdı. "Ben bunu yelek olarak giyeyim en iyisi" dediğim bir an bile oldu. Dergideki açıklama "kolları yedirerek takın" şeklindeydi. Ne şekilde "yedireceğimize" dair detay yok.

  
Biraz kitap karıştırdım, biraz denedim yanıldım, her bir kolu üçer kere söküp tekrar taktım, yine kahveye boğuldum, sonunda kolları da bitirdim. Mükemmel olmadılar, ama idare ederler ;)
Birdahaki sefer yedirmekle falan uğraşmayıp, direk kalıbı küçültecem. (sardı bu kalıpla oynama işi beni ama fazla havaya girmemek lazım, papaz her zaman yemez o pilavı:) )





Aslında içine astar da dikecektim ama o kadar tüketti ki beni yaka ve kollar, o işlemi daha sonraya bıraktım. Şimdilik astarsız giyecem. Kolları da çok dandik kıvırıp bastırdım, aslında bi ara onu da düzeltmem lazım. Dışarıdan bişey belli olmuyor ama benim huzurum kaçıyor, deli miyim neyim! Giymeden önce düğme dikilecek ve ilik açılacak, ki pek severim ilik açmayı:( Bi de tabi havaların bi parça soğuması lazım :)











4 yorum:

  1. Sabırla sonuçlanan bir model ve başarılı,kutlarım .... bu işi çözdüğüne göre hiç bir model elinden kurtulamaz :)...mutlu dikişler.

    YanıtlaSil
  2. Sen cabuk oluyorsun!!! :)) Sen bilsende biz bilmiyoruz ve cok chic olmusss ellerine saglik diyoruz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederimmm, hem utanır hem şımarırımmm :))

      Sil