4 Aralık 2016 Pazar

Bayan Rottenmeier elbisem



Burda Vintage dergisinde "Cici Kız Elbisesi" olarak geçen modeli siyah kumaşla dikmek hataydı, kabul ediyorum :) Ama neredeyse modeldeki bebe yakayı da yapacak olmam hatanın ötesinde birşey olurdu, neyse ki Instagram'da kalıbı paylaştığımda sevgili Özge, 'aman diyim, o yaka 1.80lik mankenlerde güzel durabilir ama biz faniler umduğumuz sonucu alamayabiliyoruz' diyerek döndürdü beni yanlış yoldan :))


Gerçi bebe yakanın olmayışı da genel imajı kurtarmadı bence. Yakalı hali önlük olacaktı, yakasız hali Bayan Rottenmeier elbisesi oldu. Hatırlıyorsunuz di mi Heidi'deki aksi mürebbiyeyi ? Ne gaddar kadındı ya o!

Neyse, konumuza dönelim.. Sonucu görüyorsunuz, mürebbiyeden hallice, süreçteyse, her zamanki şeyler: unutkanlık, acelecik, 'bence böyle de olur'culuk, 'öööf, kim uğraşacak şimdi onla'cılık, 'onun için çarşıya gidemem ben, evde olanı kullanırım'cılık, ve bu liste uzaaar gider :))
Unutmadan yazayım, kafandaki bere ne alaka demeyin, ben ördüm, göstermesem çatlardım:)) ) 


Kumaş fırsatı sitesinde geçtiğimiz haftalarda "Flanel Gabardin kumaş" çeşitleri yayınlanmıştı. Bu kış kendime birkaç elbise dikme niyetinde olduğumdan, heman atladım, iki renk seçtim. Biri siyah biri de açık kamel. Bu siparişi verirken aklımda bu cici kız modeli vardı, hem Vintage Pledge 2016 etkinliği için dikmem gereken ikinci parça olacaktı, hem de kışlık elbise serisinin ilk parçası olacaktı.

Fakat benim aklımdaki kumaş çıkmadı paketten. Ben daha ince bir malzeme bekliyordum, daha dökümlü duracaktı. Ama bu oldukça kalın bir kumaş. Ama o modeli taktım ya ben kafaya ille de dikilecek!
Kumaş gelmeden kalıbı çıkarmıştım zaten.
(İki metre almıştım siyahtan, yarım metreden biraz daha fazla bir parça arttı, ondan da çan bir etek çıkar sanırım. )






En korktuğum yer kollardı, kumaş kalınlığı kötü bir duruş sergileyebilirdi. Eğer öyle olursa, kol takmayıp içine tiril bir gömlek, ya da streç kazakla giyerim diye düşünüyordum. Ama kolları kestikten sonra hafiften teyelleyip deneme yaptım, giyilebilir olduğuna karar verdim, ve devam...

Elbisenin sırtında fermuar var, kumaş hafifçe esnek olduğundan fermuar kapalıyken de giyip çıkarabiliyorum, keşke uğraşmasaydım :( Dikeceklere tavsiye, önce teğelleyip deneyin!! Aaa, tabii gizli fermuar montajını eğlenceli buluyorsanız, saygılar sunarım :)
Fermuar takmakla uğraşarak kaybettiğim zamanı, öndeki ilikleri açmayarak telafi ettim :) Evet evet, öndeki düğmeler işlevsiz :))







Ön üst parçalar, pervazla birlikte kesiliyor, ama niyeyse ben onları düzgün birleştiremedim. Hafif bir eğrilik var, resimlerde farkedilmiyordur, normalde de sadece benim gibi takıntılılar farkedebilir diye düşünüyorum:P
Süreçte saydığım maddelerden biri olan 'onun için çarşıya gidemem ben, evde olanı kullanırım'  üşengeçliği bu pervazlarda olması gereken telayla ilgiliydi. Evde, pervazlara yetecek kadar bez tela yoktu. Ama bol miktarda çift tarafı yapışkan tela vardı :)) O da tela bu da tela, ne farkeder dedim, yapıştırdım her iki tarafa :) Neyse ki kumaşım konuyla ilgili çok sıkıntı çıkarmadı. Biraz daha ince yapılı bir kumaş kullanıyor olsam, çok çirkin görünecekti büyük ihtimalle. Ama bir daha yapmayacam söz:)

Elbise, kolları hariç biraraya geldiğinde, bebe yaka tercih etmememin ne kadar yerinde bir karar olduğunu bir kere daha anladım. Kolların takılması, herzamanki gibi çoook eziyetliydi benim için, o konudan hiç bahsetmek istemiyorum:( Bir de üstüne manşet eziyeti çektim. Üstelik manşetlere tela ütülemeyi de unuttum!!! Kumaşın kalın oluşu yine bu hatayı da usuuulcacık örtüverdi:) (Manşetlerin önü normal kumaş, arkası astar bu arada). Elbisenin önündeki ilikleri iptal eden ben, manşetlere ilik açmaya da üşendim tabii ki de.. Çıt çıt dikerim, üstüne de düğmeleri aksesuar şeklinde dikiveririrm dedim. Ama çıt çıt dikmenin ayrı bir eziyet olduğunu unutmuşum! Üstelik o kadar kötü durdu ki o çıtçıtlar, ikinciyi dikmeden direk söktüm! Kaptığım gibi elbiseyi, doooğru çıtçıtçı amcaya gittim. (tabi bu kadar hızlı olmadı olay, yaklaşık 2 hafta poşette bekledi elbise). En sonunda gidebildiğimde hem övgüleriyle şımarttı beni, hem de 5 dakikada basıverdi çıtçıtları :))
Bu macera da böyle bitti, sıradaki maceram, şu an masanın üzerinde çizlip kesilmeyi bekliyor, yine kumaş az, yine macera potansiyeli yüksek bir proje ;))


Kalıp bilgisi: Burda Vintage 2016/1 sayısı 9 numaralı model

24 Kasım 2016 Perşembe

çocuklara neler diksem ??





Nisan ayında , Bulut Gölgesi bloğunun sahibi sevgili Tülin Hanım'ın  düzenlediği 23 Nisan Lösev için oyuncak etkinliğine katılmıştım. Blogda paylaşmamışım, ama 3 adet oyuncak dikmiştim: Dombili, Nemo ve Davş  :))




Tülin Hanım, yeni yıl için de benzer bir etkinlik düzenliyor, SERÇEV Yeni Yıl Balosu'nda dağıtılmak üzere çocuklar için hediyeler hazırlıyoruz. 
Ben etkinlik insanıyım zaten, katılmasam olmaz :) Ama vaktim biraz kısıtlı bu ara, umarım yetiştiririm!
Annem, teyzelerim ve kuzenlerim de destek olacak, 21 Aralığa kadar neler üretebileceğiz bakalım :))


Siz de katılmak isterseniz, detayları Tülin Hanımın bloğundan öğrenebilirsiniz: http://bulutgolgesi.blogspot.com.tr/2016/11/yeni-ylda-benimle-birlikte-kalpleri.html



12 Kasım 2016 Cumartesi

yine ekim ayı burdası, yanında bir parça da kasım :)




Burda Ekim sayısından diktiğim 3 kalıptan biri de bu kazak.


Ama çoook bol geldi. Bu daraltılmış hali..

Önceki sonrası fotoğrafı çekmek aklıma gelmedi, öyle yapsam daha anlamlı olurdu tabii.

Biraz daha tok bir kumaşla dikilseydi belki bi derece daha iyi dururdu.

Ama yok yok, kollar özellikle çok geniş. Kalıbı çıkarttığımda tahmin etmiştim aslında kolların fazla geniş duracağını, ama nasıl olsa daraltmak kolay olur diyerek, hiç oynamadan diktim önce.


Overlokla iç dikişleri yaklaşık 10 dakika sürdü. Kesimi de çok hızlı. Aslında en uzun süren kısmı kalıp çıkartma aşamasıydı sanırım :))

Eğer beden büyük gelmeseydi, toplam 1 saatlik bir proje olacaktı kendisi. Fakat bol gelince, daraltmak içimden gelmedi, katladım koydum bir köşeye.


Bir iki gün sonra aklıma geldi, çıkarıp üzerimde ölçüleri yeniledim. Kol altından en az 6 santimetre daralttım. Yakasına kendinden biyesini geçirdim(yine overlok kullandım.)


Kollara da kendinden lastik yaptım ama overlokla beceremedim, parçalar küçük olduğundan, dikiş makinesi esnek dikişiyle yaptım. Etekte de esnek dikiş, ve bitti..


Kalıbı tekrar kullanabilmek için, kağıt üzerine de geçireceğim daraltma ölçülerimi. Bu tarz kolları seviyorum çünkü. Özellikle pijama dikmek için aldığım penyelerimde kullanılabilir bir kalıp.


Altındaki dar pantolon da Burda Kasım sayısından. 

Dalgıç kumaş nedir acaba diye merak edip aldığım parça kumaşlardan birini kullandım. Çok esnek bir kumaş olduğundan modelde sol yandaki gizli fermuarı iptal ettim. Kalıp 36'dan başlıyor fakat bana bol geldi. Belki de kullandığım kumaş çok esnek olduğundan öyle geldi. Ama yanlardan 4er santim(2 ön 2 arka) neredeyse daralttım.. 

Kemerini daha da dar kestim ki lastik geçirmeden lastikmiş gibi dursun. Kolay dikilen ama kış sezonunda bol bol giyebileceğim bir taytım oldu;)

Kalıp bilgisi:
kazak: Burda 2016 Ekim sayısı 114 numaralı model

pantolon: Burda 2016 Kasım sayısı 127 numaralı model





27 Ekim 2016 Perşembe

ahçı yamağı gömleğim ve salopetim



KendinDik adlı enfes bloğun sahibi İrem Hanım'ın Cumhuriyet Bayramı En Güzel Kırmızı En Güzel Beyaz etkinliği için diktiğim kırmızı biyeli beyaz gömleğim, oldukça hızlı dikilen sorunsuz bir kalıp. Fakat sonuç biraz komedi tadında :)
Gömleği bitirip giyene kadar komikliği farkedilmiyordu ama, cidden:))

 Ben beyaz poplin kumaş kullandım, ama orjinalinde hem daha ince bir kumaş kullanılmış, hem de öndeki düğmelerin kenarlarında fırfırlar var. Benim fırfıra antipatim olduğu için, biyelemeyi tercih ettim ama şimdi keşke diyorum, düz beyaz yapsaydım. Hatta fırfır bile daha iyi durabilirdi :))

Kırmızı minik kareli hazır biye vardı elimde. Onu ortadan ikiye böldüm, arasından kalın bir ip geçirip diktim, sonra da parçaları birleştirirken ipli biyeleri de araya alıp diktim. Bu noktada minnak bir hata yapmışım, kullandığım ip sentetik, ütüyü biraz fazla kızgın basarsam eriyor :)) Bir dahaki sefer ipin cinsine dikkat etmem gerekiyor..


Her dikişimde olduğu gibi bu dikişte de minicik terslikler oldu tabii. Örneğin, orjinalinde kollarda da fırfır olduğu için, kolların kalıbı bir parçacık kısa, imiş! Bunu düşünemeyen ben, sadece dikiş payıyla kestim kolları. Kolları gövdeye takana kadar da farketmedim hatamı. İlk provada düdük gibi kollarla karşılaşınca hafiften bi bozuldum ama, "e nasolsa hertarafı biyeli, kollara da biyeli bir parça eklerim olur biter" diye düşünüp, şu fotoğrafta görülen biyeli manşetimsileri çıkardım ortaya :)


O ilk prova sırasında asıl gömleğin genel duruşuna feci bozuldum, ahçı yamağı mı desem, sünnet çocuğu mu desem, bir komiklik var gömlekte. Benim aklımdaki sevimli gömlek bu değil kesinlikle:(
Düğmelerle belki biraz istediğim tarza yaklaşır diye düşündüm, fakat onların da bir faydası olmadı. Öndeki biyeleri hiç yapmamalıymışım aslında.

Gömleği giydim, aynaya bakıyorum, aman tanrım diyorum, ben ne dikmişim diyorum, , acil bir yemek kursuna yazılmam lazım diyorum :))


Gömleğimin komik olduğuna aldırmayın ama, kalıbını çok sevdim. Tam istediğim darlıkta, kullanılacak kumaşın dökümlülük durumuna göre, öndeki pensler de iptal edilebilir gibime geliyor. İlerleyen zamanlarda bu kalıbı illa ki kullanıcam


Ne yapar da bu gömleği sevimlileştiririm derken, aklıma Burda'nın Ekim sayısındaki salopeti dikmek istediğim geldi. Belki dedim, öyle bir salopet ile bu gömlek komiklikten sevimliliğe geçiş yapar. Salopetin içinde, gömleğin öndeki ahçı biyelerinin çarpıcılığı azalabilir diye düşündüm. Ama maalesef bu fikrin de işe yaramadığı fotoğraflardan farkediliyordur. Nitekim facia bir birliktelik olduğu için, tek kare fotoğraf çekmeden ayırdım muhteşem ikiliyi :))

Elbisenin ön parçası iki parça halinde, ama ben o iki parçayı birleştirdim (zaten baştan ayrılmaları hataymış bence!!).
Kumaşım yumuşacık bir kot, pazar ganimetlerimden. Pantolon dikilemeyecek kadar küçük etek için de büyük bir parçaydı. Yine kıtı kıtına yettirdim :))

Bu arada bu elbisenin kalıbını çıkarırken yine el alışkanlığı, en küçük bedeni çıkarmışım, ve sonradan farkettim ki 34 bedenden başlıyormuş kalıp:((
Ama ölçtüm biçtim, bu beden bana olurmuş gibi geldi. Biraz dikiş payını fazla bırakarak kestim ama ona bile gerek yokmuş.
Sonra bu kesik parçalar uzuuun süre ilgilenilmeyi beklediler. Bir ara hepsinin overloğunu yaptım, sonra tekrar bekleme moduna girdiler..

En sonunda kendime gelip hadi bakalım, birleştireyim artık şu parçaları, kolay zaten, cııırt cııırt dikivericem diyerek oturdum başına. Fermuarını taktıktan sonra bu sefer de kafa karışıklığından duraklama dönemine girdi proje..

Pervaz montajı bi tuhaf :( Dergideki açıklamaları bir kaç kere okumama rağmen anlamayıp, intagramdaki yorumlardan da , "takıl kafana göre" şeklinde gazı alınca, ertesi akşam kafama göre takılarak devam ettim :)) Niye kafamın karıştığını da anladım. Modelde üstten süs dikişleri var. Anladığım kadarıyla pervazların kenarlarını o dikişler sabitliyor. Ben de üstten kırmızı iple dikiş geçmeye karar verdim önce, ama sonra vazgeçip, lacivert iple çektim dikişleri

Pervaz karmaşasını kendimce düzenleyip dikip bitirdiğimi sanıyordum, sadece etek boyu ayarlanacaktı. Fakat üzerime giyer giymez bir tuhaflık hissettim. Önden herşey düzgün ama arka askıda bir potluk var. Meğer askılardan birini ters dikmişim:( arka parçaya dikilen askı eğimli bitiyor, o eğimin yönünü tutturamayınca "kalk gidelim" modunda bir aska askım olmuş. Hem arkayı hem önü sökmeye üşendim, sadece arkayı söktüm, dikiş payım da fazlaydı zaten böylelikle askı boyunu etkilemeden eğimin yönünü değiştirebildim

Sonuç olarak salopetimi sevdim, sık giyeceğim haftasonu kıyafetlerimden biri oldu, hatta hem yaz hem kış sezonunda giyilebilir diye düşünüyorum.
Fakat maalesef salopet/gömlek ikilisi istediğim sevimliliği yakalayamadı. Gömlek için mecbur bir yemek kursuna yazılacam artık, altına da beyaz bolca bir pantolon dikerim, kenarları kırmızı biyeli, kursun en havalısı ben olurum:))

Bir sonraki "En Güzel Kırmızı En Güzel Beyaz" etkinliğini sabırsızlıkla bekliyorum :)
Hepimizin Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun, nice 93 yıllara...





Kalıp Bilgileri:
Gömlek: Burda 2016 Ağustos Sayısı 104 numaralı model
Salopet: Burda 2016 Ekim Sayısı 117 numaralı model


7 Ekim 2016 Cuma

Burda Ekim sayısına zamanla ısındım






Burda'nın Ekim sayısını çok coşkuyla karşılamamıştım aslında, ama Ekim'in ilk haftası bitmeden bir modeli diktim, iki modelin de kalıbını çıkardım :)










Bu kalıp bluz-tunik-elbise şeklinde üç farklı seçenekle verilmiş.
Kolaycacık kesilip dikiliyor, fakat daha da kolay olabilirdi.
Anlamsız bir biçimde, bluzun arkası dört ayrı parçadan oluşuyor. Hadi ortadaki dikişi anlarım da, üst ve alt olarak niye ikiye bölünmüş hiç anlam veremedim. Dikişe başlamadan bu anlamsızlığı farketseydim, tek parça keserdim ben bunu :))
Farkettiğimde arka üst ve arka alt kalıbı altalta koydum, birebir oturuyor, yani pensimsi bir yapı falan da oluşurmuyor arka parça. Arka orta dikiş, kumaş katında kesiecek kadar düz değil, ama bu kalıbı bir daha kullanırsam, onu da kumaş katında kesmeyi düşünüyorum.




Kumaş ince olduğu için kimi yerlerde diktikten sonra iki katı bir arada overlokladım, kimilerinde tek katı. Fotoğrafta da overlok ayarlarım var. Artık böyle kayıt tutacam, unutuyorum ayarlarımı çünkü, debeleniyorum sonra ben bunu nasıl yaptıydım diye..





Bluz için dergideki tarifte komple astar kullanmış, benim kumaşım tamamen şeffaf olmadığı için, ve de astar kesmeye üşendiğim için yakayı biyeledim.Astar kullanılmayan seçeneklerde de ön üst parçalardan ikişer tane kesmiş. Ona üşenmemiştim aslında ama kumaşım tamamen şeffaf olmasa da üst üste koyuldupunda alttaki desenler de belli oluyor gölge şeklinde. O yüzden bu yöntemi de tercih etmeyip biyede ısrar ettim. (biyem de kumaşım da arttı, ilkbahar için bir de kolsuz bluz dikecem aynı kumaştan:)) )





Önce arka parçaları birleştirdim. Ardından üst ön parçaları omuzlardan arka parçaya ekledim. Sonra da biyeyi geçirdim. İlk defa bluz bitmeden yakası bitmişti, normalde yakayı biyeleme işi baya bi sürünür benim elimde :))

Tüm bu işlemlerden önce de, ön alt parça ve alt kollardaki pileleri dikmiştim.





Üst kola pileli alt kolu dikerken, pilelerin yoğun olduğu tarafın önde durması gerektiğinin kesinlikle bilincindeydim, fakat nasıl becerdim bilmiyorum, yine yanlış dikmişim! Benim pileler kolun arkasında kaldı! Ve bunu farkettiğimde tabii ki çok geçti. Tek dikiş çekmiş olmsam üşenmez sökerdim ama overloğuda sökmeye çok üşendim. Hem bence bu hali daha makul, dirseklerin üzerine geldi tam pileler, Burda düzeltsin kalıbını :))





Bluz tamamen bittiğinde bu pilelerin dikili olması beni rahatsız etti ama. Belki ilerleyen günlerde sökebilirim o dikişleri. Kumaş desenli olduğu için sanırım sinir bozucu oldu, yaprak figürlerim kayboldu o dikişli yerlerde. Kumaş da dökümlü nasıl olsa, sökersem daha güzel durur tabii ya, bak ikna ettim kendimi, şimdi bu yazıyı burada bitiriyor, o pileleri sökmeye gidiyorum :))





5 Ekim 2016 Çarşamba

çıtır biyeli keten ceket


Sıcaaak yaz günlerinde diktiklerimden biri bu keten ceket. Aslında hedefim daha montumsu birşeydi, ama daha ciddiyetli bir ceket çıktı ortaya. Ceketin astarı falan olmayınca, bir de herhangi bir terslik başıma gelmeyince, hızlı ve düzgün bir biçimde bitti...



Ceplerindeki biyemsileri kullanmak gibi bir niyetim yoktu aslında, (teknik adını bilmiyorum/hatırlamıyorum o biyemsilerin, içinden kalın ip geçirilen biye işte:))) ).Ama ceket o kadar soluk, o kadar neşesiz oldu ki, bu renk bir ketene hiç yakıştıramadım o neşesizliği. "Bu cekete neşeyi düğme ve biye katar"  diye düşündüm. Hatta keşke daha önce düşünseymişim, yakasına, kollarına , pervazla birleşim yerine falan da biye yapabilirmişim.





Biyeleri yapmadan önce düğmeleri kapladım. Kullandığım çıtır poplini ne kadar sevdiğimden, diktiğim bluzden artan en ufak parçaları bile atmaya kıyamadığımdan bahsetmiş miydim  önceki yazılarda bilmiyorum. Ama iyi ki o minnak parçaları bile saklamışım :) Pazardan çoook ucuza aldığım bir seri düğmeyi kapladım o minnak parçalarla. "Sakla samanı" olayını abarttığım oluyor evet, ama bak işte, böyle de işe yarıyor o samanlar;)







İlk hedefim üstlere de cep koymak, cep kapaklarına da düğme dikmekti, hatta hazırladım bile cepleri de daha küçük boy düğmeleri de, ama çok abartılı durdu. Ben de sadece alt ceplerle yetindim.



Bu kalıptan çok hoşlanmadım. Dediğim gibi, aklımda daha spor, biraz daha üzerime oturan bir ceket vardı. Ama tabii yine de paylaşayım kalıp bilgisini: Burda 2004 Ekim sayısı, 112 numaralı model.

27 Eylül 2016 Salı

minnak mühendise sabahlık


Bu kumaşı çook severek almıştım. İnstagramdaki parça kumaş satışlarını bilir misiniz bilmem? Çok heyecanlı oluyor, ilk "aldım" yazan alabiliyor, yetişemeyip alamayanlar birbirini teselli ediyor falan :) Bazen gece yarılarına kadar uzuyor satışlar. Herkesin uykusu geliyor, ama ya güzel bişey paylaşırsa şimdi şeklinde tetikte bekliyor :)) Ben çok eğleniyorum:)

Bu kumaş da satışa çıktığında ben maalesef işyerindeydim. İlk "aldım" diyenlerden olamadım, kaç metre stok var onu da bilmiyorum, kadıncağızı bunalttım, kaldı mı, bana da yetecek mi falan diye :) En sonunda 3 metre alabildim de rahatladım :) Hatta sonrasından siyah beyaz snoopylisini de kaptım başka bir instagram satışından. Her ikisi de iki iplik (ya da üç emin değilim) denen penyelerden, kalın, pufiş pufiş:)

Eylül başında bu ilk snoopy'yi minik bir mühendis adayı için diktim, üniversiteye başlangıç hediyesi şeklinde. İkinci snoopy'i de seneye doktor olmak isteyen bir miniğe dikeceğim :)
Bizim minik, büyük kapşonları çok sevdiğinden, hobit kabanımda kullandığım kapşon kalıbını kullandım. 2015 Mayıs sayısındaki 102 numaralı model. Beden için de Burda  pratik dikiş dergisi 2015 Şubat sayısındaki manto modelini kullandım (4 D,E) 


Bu arada, ilk fotoğrafta mankenin üzerinde ismini daha doğrusu isimlerini görüyorsunuz. Takip edenler bilir, ne olsun bu kızcağızın adı diye düşünürken, mankenim bir süre isimsiz olarak kaldı. Çevremdeki herkes isim önerilerine başlayınca kafam iyice karışmıştı. En son bu konuyla ilgili çekiliş  yapmaya karar verdim.
Önerilen bütün isimleri fotoğraflarda görüldüğü üzere minik kağıtlara yazıp, ailemizin noteri (evet böyle bir kadro var bizde :))) ) çekilişi yapsın diye işyerime götürdüm. O arada bizim noter(!) izne çıktı, çekiliş kağıtları bir süre dolaştı benimle. Sonra çanta değişti, o çantada unutuldu kağıtlar, ardından isim olayı da unutuldu.. Derken günlerden bir gün, bu kağıtlar bir şekilde elime geldi ve tesadüfen kağıtlardan bir tanesi yere düştü :)) Tamam dedim bu bir işaret! Düşen kağıttaki isim "Tultan"'dı :) Sonrasında da bir taneyi kendim çekeyim dedim, iki isimli olsun:) O da "Zarife" oldu:) (Hadi itiraf edeyim, Zarifeyi bulmadan önce "Feramus" çıktıydı, ama onu görmemiş gibi yaptım:P)
Sonuçta mankenimin bir kimliği var artık, o bir Zarife Tultan :))







20 Eylül 2016 Salı

işaret ve işaretçilere uyunuz!


Kavurucu sıcaklarının bitmesiyle dikiş odama geri döndüm. Bu arada kumaş stoğum artmaya devam etti. Bu yazının konusu olan elbise ve ceketin kumaşlarını taa Nisan ayında almıştım.
Sözde yaz sezonuna dikecektim. Ama yükselen sıcaklık, dikiş hızımı düşürdü. Çok oyalamayacak parçalar seçmeme rağmen, motive olamadım, aklımdakilerin yarısını bile dikemedim:( Diktiklerimi  instagramda paylaştım aslında ama burada da yayınlayacağım ilk fırsatta.
Bayram tatilimi verimli geçiririm en azından diye düşündüm ama tatilin ancak son üç günü dikiş modum geri geldi. Aynı anda üç parça kestim, üç günde hepsini bitirdim :) Oh be, kendime geldim, şimdi yepis yeni kış procelerim var :)
Gelelim maceralı üçlü dikişime..

Bir kere "hadi keseyim şu üç parçayı aynı anda" şeklinde başlamadı olay. Öncelikle, aklında sadece bir etek dikmek vardı, dümdüz, çan, kemeri falan olmayan, basit bişey. Ki böylece bayram boyunca hiçbişey dikmemiş olmayacaktım. Bol paça pantolonumdan artan 50-60 santimetrelik bir  parçam vardı. Kalıbım da hazır, hoop, kestim gitti... Prova yaptım, güzel durdu. Overlokladım, süper.. Fermuar takayım, sonra pervazları telalarım dedim. Ara ara ara, fermuar yok. Evdeki tüm gizli fermuarlar abuk subuk renklerde. Mor, fıstık yeşili, kırmızı.. Hiç mi siyah, kahve olmaz, yok işte..

E şimdi tam havaya girmişim, bir fermuar almak için çıkar mıyım ben evden, çıkmammm :)
O noktada ikinci parçaya başladım. Bu ceketin kalıbını bi ara çıkarmıştım zaten, kumaş da keten ve koyu renk olunca, çizmesi kesmesi gayet hızlı oldu. İlk hedefim içini poplinle astarlamaktı. Ama teğelledikten sonra vazgeçtim. Sadece overloklayıp hayata devam edeyim dedim. Ama kumaşın rengini tam tutan ipliğim yok. Pıfff... Mecburen üçüncü parçaya da giriştim:)
Daha önce kışlık versiyonunu diktiğim Eylül 2015 Burda kalıbıyla, çizgili ince  keten kumaşımı da kestim gitti... Astar olarak da yine artık incecik bir kumaşı değerlendirdim. (Bu kumaşla da sallaş gömlek dikmiştim) Overlok sonrasında yine geldi sıra fermuara. Orjinalinde fermuar sırtta. Ve 40-50 cm olmalı. Ama elimde o kadar uzun fermuar yokk, en uzunu 25 cm falan! Mecburen (evden çıktım diyecem diye bekliyorsunuz di mi? hayırrr:)) ) fermuarı kol altına taktım:))
Ertesi gün fermuarımı, ipliklerimi alıp geldim, bir heves devam kaldığım yerden..
Gün boyunca defalarca elbisede ayrı cekette ayrı hatalar yaptım, söktüm, düzelttim falan ama, en dehşetli anlar, ceketin koluyla yaşadıklarımdı. Yaklaşık 2,5 saat uğraştım.

Daha önce de kol takmayla ilgili sıkıntı yaşadığımdan, özellikle kalıptaki tüm işaretleri kumaşa özenle aktarmıştım. Dergide de yazdığı üzere, kolları takarken yedirme yapmak gerekecek, bunun için de hiç üşenmedim, kollardaki ilgili işaretlerin arasını en büyük ayarda iki sıra dikiş geçtim, sonra gerektiği kadar büzdüm her iki kolu da. Sıra kolları gövdeye iğnelemeye gelince yine çakıldım!! Ne yaparsam yapayım, kol, durması gerektiği gibi durmuyor! omuzdaki işaretleri üst üste getirince, arkada yedirme ye gerek kalmıyor, öndeyse yedir yedir doymuyor! İğneleri söktüm, yedirmek için çektiğim büyük dikişleri de söktüm! Alttan daraltayım dedim. Tekrar taktım, daha doğrusu takmaya çalıştım, yok, olmadı! Koldaki ve gövdedeki eğimler tutmuyor zaten, delirecem!!

Sonra birden aklıma geldi, kolda ve gövdede denk gelmesi gereken işaretler sadece omuzda değil ki! Aşağıda bir yerde daha var bir işaret çifti, ve ben baştan beri o çifti görmezden geldim!! Baktım o işaret çifti birbirinden çoook ayrı düşmüş.. E ama bir araya getirince onları, bu sefer de kol altı dikişleri birbirini tutmuyor! Koşa koşa hazır ceketlerimden birini kontrol etmeye gittim, ve evet, aynen düşündüğüm gibi, o alt dikişlerin zaten tutması gerekmiyoooor!!! (Şimdi asıl şu mor kadife cekete takıldı aklım, hani ördek kanadı gibi bir kolu olacaktı nerdeyse de, teyzoş müdahale edince giyilebilir formata dönmüştü, acaba onda da mı böyle bir hata yaptımdı ben? Cesaret edemiyorum şimdi kalıba ve cekete ve işaret çiftine bakmaya, o öyle iyi bence, hiiiç bakıp moralimi bozmaya gerek yok)
Sonuçta, kollara tekrar geniş aralık dikişlerimi çektim, işaretlere harfiyen riayet ettim, başarıyla yedirdim, ve bir macera da böylece bitti...
Ceketin düğmelerini ben kapladım bu arada. Bu düğme kaplama olayını çok sevdim ben, ne uğraşacam yok tonu tutmadı, yok şeklini sevmedim derdiyle, aynı kumaştan kapla geç.. İlik açmak yerine de brit yaptım, çünkü modelin orjinali fermuarlı, düğme için ön parçaya iki üç santim eklemek lazımdı sanırım, ben o kısmı da kesim aşamasından sonra hatırlayınca birtten başka alternatifim kalmadı.
Bu arada kalıp bilgilerini de paylaşayım unutmadan, özellikle ceketin kalıbını çok sevdim ben, alternatif kumaşlarla tekrar kullanıcam kendisini. Kalıplar tabii ki Burda dergisinden, elbise Eylül 2015 sayısı 108 numaralı model, ceket de Haziran 2016 sayısı 121 numaralı model. Etek kalıpsız, mevcut eteklerden kopya çekildi, arkada pensleri ve gizli fermuarı, kemersiz, önde pens bile yok, dümdüz ve zahmetsiz:)