29 Şubat 2016 Pazartesi

mini mini kareler, beni deli ettiler..



Yarım kloş etek maceramla birlikte edindiğim pi'lerin efendisi ünvanıma ek olarak, karelerin delisi ünvanını da alırım sanırım yeni etek maceramla..
Son bursakumaspazari alışverişimdeki füme rengi minik kareli yünlü kumaşımla, ne yapsam ne yapsam derken, gözümde canlanan yandan pileli dar etek fikrinin bu kadar delirtici olabileceğini düşünememiştim tabii ki. Yarım kloş eteğim için "amma da uğraştım kareler denk gelsin" diye düşünürken o uğraşının hiçbişey olduğunu bu eteğin üçüncü pilesini katlarken acı bi şekilde farkettim. Kloşta sadece tek bir dikiş vardı, üstelik, kareler kocamandı (ki ona rağmen teğellediğim halde makineye girince azıcık kaydılar).
Bu etekte bi sürü kare, bi sürü pile, iki yan dikiş, ve bir arka dikiş var!! Hepsini teeek tek teğelledim, sıkıntıdan patladım, o yüzden bol bol fotoğraf çektim. O fotoları kendime ibret olsun diye yayınlıyorum,bi daha kareli dikmek isterse canım, bloğu açayım bakayım, neler çektiğimi göreyim diye!

Daha  pilelerin teğellerini yarılamadan fenalık gelince, telefona sarıldım, teyzoşum Şükroşuma yalvarır bi edayla sordum: Arka dikiş yapmasam, yandan fermuar yapsam olmaz mııı?" diye. E tabi cevap hiç iç açıcı diildi. Efenim neymiş, arka dikiş şartmış, özellikle dar etekte, kumaşın esnemesini, kalça izinin eteğe kalıcı bir şekilde yerleşmesini engellermiş, yünlü kumaşta zaten aklından bile geçirmeymiş.. Hem canım ne varmış ki, o kadar pileden sonra bir dikişcik daha yapsam noolurmuş.. Oooffff :((( Evet haklı tabii, 10 tane pile katlayıp yan dikişleri tutturduktan sonra bir arka dikişin lafı mı olur, hadi devam devaaaam...

Pileleri katladıktan sonra ön eteği katlamadan çizdim ve kestim. Pens konusunda nasıl bir yöntem izlemem gerekiyordu bilemedim , kitap karıştırmaya , internetten bakmaya, hatta teyzeme bile sormaya üşendim. Amaaan, bir dahaki sefere düzgün yaparım diyerek, katlanmış ve diz hizasına kadar dikilmiş pilelere düz kumaş gibi davranıp pens cizgilerinden bir dikiş daha çekiverdim. Evet tamam, iç tarafta çok kaba, çok kötü bir görüntülü oluyor.. Ama bu seferlik böyle. karelerden intikamımı, onları en çirkininden bir pensle beraber yaşamak zorunda bırakarak aldım, niihahhahhaaaa!!

Bu eteği astarsız giymek gibi bir opsiyonum yoktu, o yüzden mecbur bir de astar kestim.
Astarı birleştirmeden önce, tüm diktiğim eteklerdeki ortak sorun olan askı aparatlarını bu etekte unutmayıp dikmeye karar verdim.
Eteğin kemeri olmayacağı için, evde bulduğum ince kurdeleyi önce astarın yan kenarına diktim. Astar ve etek arasına tercih etmedim, o şekilde giyerken arada dışarı fırlama ihtimali daha yüksek olur  diye düşündüm. Astarın yan dikişinden dışarı fırlaması daha zor olur gibime geldi. Kullanmaya başlayınca anlayacağım :)

Eteğin kemeri olmayacak ama onun yerine normal kemerle kullanabilmek için birit yapmaya karar verdim. (Aslında kemer hiç kullanmam :) Çocukken kemerler hep büyük gelirdi bana,  o en dipteki delik bile yeterli olmaz, ekstra delik açılırdı, normalde 15-20 santim sarkması gereken kemer benim belimi nerdeyse iki kere sarardı! Sanırım antipatim o zamanlardan kalma :)) )

Biritlerin kalın ve seyyar olmasına karar verdim.(Tercümesi şöyle: Noolur noolmaz, belki kötü durur, kim uğraşacak onları sökmekle, düğmeleri sökmek daha kolay) Uçlarına da ilik açmayı düşündüm önce, ama sonra vazgeçtim, ne gerek var ki :)  Direk düğmeleri etek ve birit üzerine dikeyim, daha güzel durur ( tekrar tercümeye gerek yok sanırım, konsepti anlamışsınızdır :P)
Pilelerin üzerine de benzer mantıkla yatay bir şerit koyup yine yanlarından düğmeyle sabitlemeye karar verdim. Verev kestiğim bir parçayı, uçları üçgen olacak şekilde içten dikip çevirmeye çalıştım ama bir süre uğraştıktan sonra bu şekilde başaramayacağımı anladım. Bu arada vaktim de azalıyordu, 2 saat içinde otobüsüm kalkacaktı, ya bunlarla uğraşıp son haline getirecektim, ya da fotoğraf çekecektim.. Ya da otobüsü kaçıracaktım :)) Ben de tercihimi fotoğraf çekmekten yana kullandım, böylelikle bu postu evimden uzakta geçirdiğim günlerde yayınlayabilecektim :) (Başardım mı? Hayır! Fotoğrafları düzenleyecek gücü bulamadım bir türlü o dönem:( Şu parantez içi mor renkli yazdıklarım, fotoğrafların çekilmesinin üzerinden neredeyse iki hafta geçtikten sonra yazıldı:P )  Yani eteğimin son hali bu değil ama böyle de giyilebilir. (Aslında sanırım eteğin son hali bu oldu, iki kere giydim bile:)))

Tek keşkem şu ki: pileleri biraz daha ortaya yakın yapabilirmişim. Ya da ortada yön değiştiren pileler yerine tek yöne katlanmış pileleri tercih edebilirmişim. Bir sonraki KARESİZ pileli eteğimde öyle yaparım artık :)



15 Şubat 2016 Pazartesi

ve pazenle ikinci randevu..

Şubat ayının Burda dergisinde "tango elbise" diye bir model vardı. Görür görmez, işte dedim, benim pazenle ne güzel olur buuu, pazen etkinliğine yetiştiremem ki ama diye düşünürken, şansımı denemeye karar verdim ve pazen kraliçesinden uzatma istedim, ve yuppiii, Şubat sonuna kadar vaktim vardı artık.. 
Etkinlik etkisiyle biten kabanımın astarlamasını tamamladığım haftasonu, bu elbisenin de kalıbını çıkarmış, hatta parçalarını kesmiştim bile.
Ama itiraf etmem lazım, kalıbı çıkarırken hafiften bir pişmanlık, derinlerden gelen "bu kadar çok parçalı olduğunu nasıl farketmedim ben bunun!!" şeklinde düşünceler, ardından, "bu kadar minnak parçaya gerek yok, ben bu parçaları ikili üçlü gruplar  halinde birleştireyim" şeklinde çılgın fikirler dolanıp durdu aklımda. Tabi insan maceraya bir kere alıştı mı, zor zaptediyor kendini. Yok ama, bu sefer çok kararlıydım. Kalıpta en ufak bir değişiklik yapmadan bitirecem bu elbiseyi dedim, E ama adamlar ölçmüş biçmiş bu elbisenin kalıbının 89 parçadan oluşmasına karar vermişler, sana ne, sen önüne bak, uslu uslu talimatları izle, olursa ne ala, olmazsa da suçlu kalıp olur, sen de işin içinden sıyrılırsııın dedim:) Ve minnak bir değişiklik dışında sözümü tuttum :)
Tabi bu demek diil ki ben bu kalıbı dönüştürmeyecem, bir gün vakti gelecek, ve bambaşka bir şekle bürünecek şu gördüğünüz tango elbisesi :) (Tabii bitmiş hali pek tango elbisesine benzeyemedi, çünkü yaptığım minnak(!) değişiklik, eteğin ucundaki volanlı parçayı çıkarmak oldu :)
Parçaların çizilip kesilmesi benim için en sıkıntı bölümdür genelde (astarlamadan sonra:)). Bu bölüm bitince ben bi rahatladım tabii, aman canım, bir oturuşta tıkır tıkır dikerim ben bunu nasıl olsa diyip araya bir etek kaptırdım :) (bir sonraki yayınım o etek olacak, fotoğrafları düzenlemeyi başarırsam)
Parçaların kenarlarına overlok çekmek için aylardır cezalı olan overlok makinemi çıkardım piyasaya. Bakalım aklı başına gelmiş mi diye. Dikiş makinesiyle overlok dikişi daha uzun sürüyor. Tabii overlokta iplik koptuğu zaman verilen uzun araları da hesaba katarsak sonuçlar değişir :) Overlokun görüntüsü de daha çok hoşuma gidiyor, sanki daha bir profesyonel havası var. Aslında sürekli kullanmak istiyorum ama işte, bir türlü barışmıyor ki yıldızımız. Gerçi hakkını yemeyeyim, bu sefer hiç sorun çıkarmadan tıkır tıkır çalıştı. Cezalandırmak işe mi yaradı ne :))
Parçalarımın kenarları bittikten sonra ennnn sevdiğim bölüme geldi sıra, iğneleme dikme, iğneleme, dikme, iğneleee... Eeeee, niye durduk?? Çünküüü, elbisenin belindeki kemer şeklindeki parçayı deriden yapmaya karar vermiştim. O yüzden arkalı önlü kesilmesi gereken parçaların sadece arka kısmını kesmiştim. 3 adet deri parçayı öfleye pöfleye kestikten sonraa, kaldığım yerden devam iğneleme dikme adımlarına :)
Bu aşamada deri kemer parçasını toplu iğnelerle delik deşik etmemek adına, küçük minik mandallarımı kullandım :) Bambaşka bir amaç için almıştım onları aslında, ama bu işe de çok uydular, bir sevdim onları bu halleriyle sormayın :)) Fotoğrafta iri durduğuna bakmayın, maksimum birbuçuk santimetredir boyları :) 
Üst bölüm, kollar hariç tamamlanınca önce kendimde prova ettim, bana uydu. Hazır uygun ve sırt dikişi açık bir parça varken elimde, mankenimi test etmeye karar verdim. Kendi ölçülerime ayarlamıştım zaten, elbisenin üstü de başarılı bir şekilde oturdu kendisine, bir sonraki projemde de benzer bir uyum sağlarsak, artık kendi üzerimde prova olayını en sona bırakabilecem, harika :)) Üstelik sadece fotoğraf çekerken bile çok faydası oluyor, kendi üzerimde detayları fotoğraflamak istediğimde, şekilden şekile girmek zorunda kalıyordum, ama artık bu iş eğlenceli hale geldi :)
Bu noktada kendisine teşekkürlerimi sunmak istediğim mankenimin hala bir ismi yok ve durum çok karışık:) Kimine göre Başsız Süvari, kimine göre Zarife, kimine göre Wilson, kimine göre ise Zülal(!) kendisi :)) Aslında isim listesinin tamamını paylaşsam hiç fena olmaz, aile ve arkadaş çevresinden gelen demin saydıklarımın haricindeki önerilerden bazıları şunlar:Feriştah, Nuktanene, Feramus, Dilruba, Matmazel, Huysuz  Virjin, ve aklıma gelmeyen daha bir sürü enteresan isim çıktı :)) İsim mevzusu daha çook eğlendirir hepimizi :) )
Manken üzerindeki başarılı prova denememden sonra, sırt kısmına gizli fermuar operasyonu yaptım, arka dikişi tamamladım, ve sıra etek ucundaki volanlara geldi. Bu arada bir yandan aklımdan geçen
volan yerine beldeki kemer kalınlığında dibine de deri parça eklemek fikrini annemle paylaşabilmek için kendi üzerimde deneyip anneme fotoğraf yolladım. İyi ki yollamışım, gaz verdi bana, "volana gerek yok, deriye de gerek yok, böyle güzel, bitir böylece" şeklinde. Tamam dedim, seni mi kıracam :)) Etek ucunu ve kolları yarım cm kadar içe kıvırıp telaladım, ve bittiiiii..
Şimdiiii, sırada hangi etkinlik vardı ?? 

10 Şubat 2016 Çarşamba

etkinlik etkisiyle biten kabanım..

Burda Pratik dikiş dergisinin kapağındaki kabanla, Funda Çağlayan instagramda etkinlik yapmış ama ben onu kaçırmışım :( Kaçırmasaydım etkinlik gazıyla bitirmiş olurdum şimdiye kadar :)
Şansıma, Melined Kaban etkinliğine başlayınca, yetim kalmasın kabanım, onun da bir etkinliği olsun diyerek atladım hemen. Vaktim kalırsa, ikinci kabanı da dikmeye başlayacam ama ikinciden pek umutlu diilim :( Oysa ki kumaşım, modelim hepsi hazır. Ama Şubat ayım yoğun geçeçek, haftaiçi pek dikişe enerjim kalmıyor öyle olunca. Üstelik bir hafta da şehir dışında eğitimim var. Yani şubata yetiştirme olasılığım düşük :( (Yol yapıyorum, belki Melined acır da etkinlik süresini marta nisana uzatır diye ama, etkinlik başlığı kaban olunca kış bitmeden etkinliğin bitmesi gerekiyor haliyle ;) )
Kabanın kumaşı, Hobit Pelerinimden artan 1 metrecik siyah kaşe. Normalde 1 metreyle ancak yelek çıkardı, ama ek olarak kollarda kullanabileceğim yaklaşık 60 santimlik bir parçam daha vardı. Eni de kollar için yeterli olur gibi hissettiğim için, kafama koydum bu dümdüz modeli dikmeyi.
Kaşe biraz ince geldiği için bana, içine astar olarak peluş kullanırım diye düşünüyordum. Ama bir türlü internette bulamadım peluş. Bir gün instagramda kumas_tutkum'un paylaştığı bir likralı havlu kumaş ilişti gözüme. Hem de kırmızııı :) Neden olmasın dedim, hem sıcak tutar hem kırmızııı :) Astar yapamazsam başka bişey yaparım ;)
Havlu kumaşım gelince, aşka geldim, hemen başladım tabi kabana.
Ön de arka da tek parça zaten, çok uğraşmalı bişey değilmiş. Fakat kollarda problem çıktı. Kumaşın eni yetmedi:( Ama vaz geçer miyiim, assslaaa :)) Yine tangram usulü, artan diğer parçaları aldım önüme, başladım ölçümlere :)) Hobit pelerinden bol miktarda uzun ince üçgenimsi parçalar artmış, ve ben tabii saklamışım onları:) (aferim bana, çöp ev olma yolunda emin adımlarla ilerliyorum zaten, kullanılmamış kumaş yığınımın haricinde, bir de böyle artık kumaş yığınım var, ve ancak böyle ender bir kaç durumda işe yarıyor o yığın!) Ne diyordum, evet, üçgenimsi parçaları bulunca, kolu iki parçaya bölmeye karar verdim. Baharda diktiğim kırmızı ceketimin kol kalıbını buldum, nasıl iki parçaya böldüğünü inceledim. Sonra elimdeki kalıbı onun ölçülerine benzeterek ikiye böldüm. Ama tüm bu işlemler sırasında kafamda: "olmazsa yelek yaparııım" fikri var :).
Kol parçalarını birleştirdim, gayet güzel oldu bence :)

Diğer parçaları birbirine dikmeden önce, cepleri yaptım. Yine artık üçgenimsi yamuğumsu parçalardan, fotoğraflarda net görülemeyen eğimli cepleri yaptım. Ceplerin içe kıvrılan pervaz parçalarını telalarken teyzoşum Şükroşumu andım :) Ama sanırım yine ceplere hata var. Çift taraflı tela kullansam daha düzgün durabilirmiş cepler. Bi ara pervaz parçasının iç tarafına etek ve paça için kullandığım ince çift taraflı teladan koyup ütülemeyi düşünüyorum..
Ceplerden sonra ayrılabilir fermuarımı ön parçalarla pervazın arasına diktim. İlk defa bu tarz bir fermuar dikimi yapıyorum bu arada. Biraz esnedi sanki kumaş, güzel bir ütü operasyonu yaptıktan sonra o esneklik tammen olmasa da kayboldu. Yakaya da fermuar kenarlarına da üstten dikiş çekmeyi düşünüyorum aslında ama karar veremedim..

Fermuar olayı da bittikten sonra, tüm parçaları biraraya getirdim ve sıra geldi astara. Havlu kumaşla çalışmak normal astara göre çook rahat. Kesimi dikimi nispeten kolay. Bir de, Hobit Pelerinimde yaptığım hatayı yapmadım bu sefer, normal kalıptan pervazları çıkarıp öyle kestim astarı. Dolayısıyla astar ve kabanı birleştirmek çok daha kolay oldu.
Astarın kol dikişlerinden birinde yaklaşık 20-25 cm'lik bir boşluk bıraktım ki kol ve etek uçlarını bu açıklıktan çıkarıp dikebileyim.
Astarlama ile ilgili Dikiş Sevdası'nın çok güzel özetlenmiş bir anlatımı var şuradaki yayınında.
Ben tabi orda anlatıldığı gibi tıkır tıkır yapamıyorum bu işlemi. Baya uzun bir teğelleme süreci oluyor benim astarlama çalışmalarımda. bir de etek ve kol uçlarını telalama kısmı beni acaip sıkıyor..

İşte bu sıkıcı bölüme geldiğimde, kaban dikimim duraklama dönemine girdi. Ama öyle böyle bir duraklama diil, yaklaşık 5 hafta kadar durdu :) Bu arada kendime bir etek, anneme bir hırka, arkadaşlarımdan birine 2 adet picoş altı, diğerine bir adet etek diktim. Yani duruyorum ama boş durmuyorum :)) Hatta şimdi kontrol ettim takvimimi, (ben bi de böyle manyak gibi takvime not ediyorum ne zaman ne diktiğimi :P), 23 Aralık'ta kesmeye başlamışım bu kabanı :) Ve 27 Aralık itibariyle de duraklama dönemine girmiş :)) Evet, doğru hesap, aynen 5 hafta durmuş garibim :) Etkinlik olmasa kimbilir ne kadar duracaktı daha :))

Etkinliğin gazıyla artık bu hafta sonu bu iş bitecek  dedim. Ve başladım ütülemeye teğellemeye telalamaya.. Tüm cumartesi günümü buna ayırdım ve bitirdimmm :)))
Hatta pazar akşamı arkadaşlarla çıktığım yemekte giydim bilee :))
Tabi ben bu postu yazarken olayın üzerinden yaklaşık 3-4 gün geçti. Fotoğraf çekemedim çünkü :(
Nihayet bugün öğle tatilinde, enerjimi topladım, eve koştum, makinemi kurdum ve ta-taaaam, işte yeni kabanım....
Evet biliyorum, fotoğraftan pek birşey anlaşılmıyor. Ama kumaş siyah olunca, fotoğrafçı da çok yetenekli omayınca, sonuç böyle oluyor:( Tabi içimdeki kazak siyah olmasa daha iyi olmaz mıydı, evet olurdu :) Ama dar zamanda, bir de kazak değiştirmekle uğraşamadım açıkçası.
Bu arada ilk fotoğraflarda görülen yeni kırmızı yardımcım için isim arayışındayım. Aslında manken almaktan vazgeçmiştim. Ona ayırdığım bütçeyle kumaş alırım diyordum ki, haftasonu gelen bir indirim maili iştahımı kabarttı. Pazartesi günü siparişi verdim, salı akşam mankenim benimleydi  :)
İlk görevini başarıyla tamamladı  diyebilirim, bakalım sonraki projelerimde ne kadar katkı sağlayacak yeni yardımcım :)