31 Mayıs 2016 Salı

etkinlik eteğim ve krep bluzüm


Eteğimi Nilgün Hanım’ın etkinliği için dikmiştim geçtiğimiz haftalarda. Yayınlayana kadar bir-iki kere giydim bile :) Aslında artık bu kalıbı kullanmamam gerektiğini fark ettim, geçen yıl 34 beden çıkarmıştım bu kalıbı çünkü, kumaşım elastik olmasaydı çok rahat bir etek olamayacaktı.
Genelde kalıpların üzerine not alırım, bununla şunu diktim falan diye, ama son dönemde biraz savsaklamaya başlamışım sanırım. Kaybetmek istemediğim bir alışkanlık çünkü. Kalıp dosyam acayip kabarmış durumda, memnun kalmadığım, bir daha dikmeyi düşünmediğim kalıpları ayırt etmemi sağlıyor açıklamalar.
Aaa, bak kalıp dosyası diyince aklıma geldi. Harika bir organizasyon yaptım geçen hafta.  Bu fikri takip ettiğim bloglardan birinden edinmiştim, ama hangisi hatırlamıyorum. O yüzden kimin fikriyse ismini anamadığım için çok özür diliyorum, bir o kadar çok da teşekkür ediyorum kendisine :)
Elimdeki Burda dergilerim hızla çoğalmaya devam ediyorlar.  İlk zamanlarda hepsini birer birer teknik çizim sayfasından katlayıp poşet dosyalara koyup, bir klasörde tutuyordum. Zamanla o klasörler iki oldu, sonra durdurulamaz bir şekilde ağırlaşmaya başladılar. Poşet dosyalar kendilerini saldılar. Model bakmak için ciddi bir kas gücüne ihtiyaç duymaya başladım. Son aldığım eski Burda Dergileri ile birlikte olay çığrından çıktı. Klasörlere sığmayan dergiler dışarıda duruyorlardı. Ben de başladım bütüüün dergilerin teknik çizim kısımlarının fotokopisini çekmeye.
Fotokopisi çekilen dergiyi klasörden çıkarıp, yerine tek sayfa fotokopisini koydum. Bütün dergilerimin teknik çizimleri tek bir klasöre sığdı. Dergiler de üst üste düzenli bir şekilde kitaplığımın bir köşesinde yaşamlarına devam ediyorlar. Patronları zaten ayrı bir klasörde tutuyordum. Her patron bir poşet dosya içinde etiketlenmiş ve sıralı bir şekilde duruyor, bulmak çok kolay. Hatta etiketlemeye ilk başladığımda etiket renklerini de mevsimlere göre ayarlamıştım ama sürdüremedim, bir noktadan sonra karıştı renkler birbirine :)
Neyse konuyu dağıttım yine, etek diyordum. Sabah dik akşam giy şeklinde pratik bir çalışma oldu, astar olmayınca süper hızlı ilerliyor tüm dikişler :)



Üzerimdeki bluzü dikeli bir ay, belki daha fazla oldu. Krep nasıl bir şey acaba şeklinde sipariş verdiğim kumaş tiril tiril, yumuşak dokulu bir malzemeymiş. Çizip kesme aşaması eziyetli olacak sandım ama çok zorlanmadım. Yakasında pervaz var. İnstagramda bu bluzün yaka kısmını yayınladığımda, Yerdeniz Tasarım bloğunun yazarı  Özge, pervazın sadece ütü gücüyle mi durduğunu sormuştu. Şimdilik öyle demiştim ben de. Giymeye başlayınca kullanışlı olup olmayacağını anlarım, duruma göre ince bir dikiş çekerim dıştan diye düşünüyordum. Hava muhalefeti nedeniyle bir türlü giyemedim, ilk defa bu fotoğrafları çekerken 5 dakikadan fazla kaldı üzerimde :) Ve fotoğrafların bir kısmına dikkatli bakarsanız, yakanın bir tarafının dışarı fırladığını görebilirsiniz :)

Durum böyle olunca dış dikiş kaçınılmaz gibime geldi. Ama o son çareden önce, bir seçeneğim daha olduğunu fark ettim. Pervazın tamamını değil ama sadece omuzlara denk gelen kısımlarını, çift taraflı yapışkan telayla yakaya yapıştırdım. Ve iyi ki de denemişim bu yöntemi. Gayet başarılı oldu. Dikişe gerek kalmadı. Bütün gün üzerimde olmasına rağmen hiç sıkıntı yaşatmadı bana. Şu çift taraflı tela bant nasıl güzel bir icatmış, tebrik ediyorum mucidini :))


29 Mayıs 2016 Pazar

overlokla barışma turları ve lacivert vintage etek


Pazen Kraliçemiz Dikiş Sevdası overlok alıp, üstüne şipşak bir de tshirt dikince, ben de yeniden gaza geldim:) Overlokumla uzunca bir süre küslükten sonra, pazen elbisemi dikerken barışmıştık. Sonrasında da biraz mesafeli olmakla birlikte ilişkimiz sürdü.. Siyah iş pantolonumda, beyaz fisto gömleğimde, ve bu lacivert önden düğmeli vintage eteğimde, çok yardımı dokundu. Fakat asıl hayalim olan, penyeleri hem overloklayıp hem dikme olayını bir türlü başaramamıştım. Lüper denen aparatların yaptığı işlem başarılı, fakat iğneler bir türlü düzgün çalışmıyordu. Soldaki iğnenin yaptığı dikiş çok bol ve sürekli dikiş atlıyor. Sağdaki iğne, eh işte kıvamında.

Kraliçenin tavsiyesi üzerine iğnelere overlok ipliği değil de dikiş ipliği geçirdim. Gerginlik ayarlarıyla oynadım, ve yuppiii, sonuç daha başarılı. Soldaki iğnede sıkıntı olduğuna kanaat getirdim, olsun, 3 iplik de bana yeter diyerek, olayı bu noktada bıraktım. Beyaz jarse kumaşımla Nisan ayı burdasındaki, krep bluzümü de diktiğim modeli dikerim, hem de overloka bir şans veririm diye düşünüyordum. Hafta sonu kendimi fistolu gömlek, vintage etek ikilisine adayınca, planı biraz ertelemek zorunda kaldım. Ama bu arada beyaz fisto gömleğin de vintage eteğin de tüüm parçalarını güzel güzel overlokladım. Zevkli bir iş aslında, ayarı tutturduktan sonra :)


Overlokla ilgili bişeyler okusam diye google amcadan destek istediğim noktada karşıma bu site çıktı: http://www.makery.uk/tag/overlocker-tips/
Bu linkteki ilk okuduğum yayın, asıl sorunumla ilgili değil ama geçtiğimiz aylarda benim de düşünüp hayata geçiremediğim bir işlem:
http://www.makery.uk/2016/01/top-tip-transfer-thread-from-large-cones-to-small-spools/
Büyük bobinlerden küçük bobinlere iplik sarma. Masura sarma aparatını kullanmayı ben de düşünmüştüm, hatta aynen burada anlatıldığı gibi çift taraflı bant da kullanırım diye aklımdan geçmişti, ama niyeyse ipliğin sadece belli bir açıyla gelebileceği fikrine saplandığım için, "yok olmaz, bu sadece masuraya sarar" diyip fikrimden vazgeçmiştim. Öğrenilmiş çaresizliğe örnek olabilir mi bu durum? Makine var, makineyi kullanmalıyım, elimi niye kullanayım ki :)))

Sonrasında okuduğum yayın da(http://www.makery.uk/2015/06/serger-series-part-3-nailing-tension/), yine aslında benim overloğu alır almaz yapmaya çalıştığım bir aksiyondu. Ama düzenli bir şekilde başlamadığım için, ve biran önce gerçek birşeyler dikmek istediğimden acele ettiğimden yarım bıraktığım bir çalışmaydı. Bu yazıyı okuyunca, "bir kere yapın ondan sonra overloklama işlemine hazırlık süreniz kesinlikle düşecek" şeklindeki doğru tespite şapka çıkarıp, bu çalışmayı ilk fırsatta hayata geçirmeye karar verdim. Bir de benim atladığım nokta, 4 ipliği de farklı renkte kullanmamak olmuştu o zamanlar.
Sonra oturdum overlok efendinin başına. Sözde düzenli düzenli, not alarak yapacaktım bütün işlemi, ama nerdeee, bir sırayı tamamlayamadan ip koptu zaten :)) Ama renkli ipliklerle çalışmanın faydasını gördüm kesinlikle. Bir kere sorun iğnelerde değil, ondan emin oldum. Sorun kesinlikle kullanılan iplikte. Kraliçeme saygılar, haklılığı ispatlandı :)

Renkli ip kullanabilmek adına önce soldaki iğneye markası falan olmayan sarı bir ip taktım. Sağdaki iğnede ve lüperlerde de oltalı marka ip vardı büyük bobinlerde. Ve sol iğne gerginliği 0,5 yaparak ancak önden düzgün görünen bir dikiş tutturabildim. Tabi o kadar düşük gerginlik ayarında, kumaşın arkasında sarı ip o kadar bol kalıyor ki, iki parça kumaş bu şekilde mümkün değil birleştirilmez.. Gerginleştirdikçe de , benim ilk başta iğne kaynaklı oldıuğunu düşündüğüm dikiş atlamaları oluyor. Aslında o dikiş atlaması lüperden gelen ip ile sol iğnenin ipinin birbirine geçememesi ile ilgili. İğne gerginliğini arttırıp lüper gerginliğini azaltmayı denedim, hiç faydası olmadı. Sonra aklıma Gutterman ipliklerim geldi. Hemen sarı ipi bir Gutterman'la değiştirdim, ve ta taaaaam, iğne gerginliğini 3'e kadar çıkarabildim, ki ideal gerginlik o olsa gerek.

Tüm bu deneme yanılmalardan ve iplik kaynaklı sıkıntıyı çözdükten sonra hedef hemen bir tshirt dikmekti ama bir türlü sıra gelemedi ona. Fistolu gömlekle aynı anda kestiğim ve overlokladığım, Burda 2016 Vintage sayısındaki önden düğmeli çan eteği dikerken overloğun sadece 3 iplik kısmını kullandım. Bu eteği geçtiğimiz haftasonu bitirdim sayılır aslında ama evde uygun düğme olmadığından, hafta içi de bir türlü fırsat bulup düğme alamadığımdan, ilikleri açılmamış halde 5 gün falan dolaştı benimle :) En sonunda bu cumartesi gittim aldım düğmeleri de tam anlamıyla bitebildi. 2016 #vintagepledge etkinliğine de katılmıştım sene başında , elimdeki Burda Vintage'a güvenerek. Böylelikle o etkinlik için söz verdiğim ilk vintage parçayı da dikmiş oldum :)
Modelin linki burada. Bu etek aynı zamanda Bir İngilizce Öğretmeninin Tasarım Atölyesi bloğunun sahibi Nilgün Hanım'ın etkinliği için diktiğim eteklerden biri. Diğerini geçen hafta #MMMAY16  etkinliği 3. hafta yayınımda ucundan azıcık göstermiştim :) 
Fotoğraflardaki yatay çizgili tshirt'ü o kadar keyifle diktim ve o bir o kadar da keyifle giyiyorum ki anlatamam :) Çizgileri denk getirmeye uğraşırken bile keyif aldım, o derece :) Detaylara hiç girmiyorum, zira bu tshirt ve kullandığım kalıp da, ayrı bir yayını hakediyor bence :)) Pek yakındaaa....


















26 Mayıs 2016 Perşembe

#MMMAY16 üçüncü hafta da tamam :))







Geçtiğimiz haftalarda Nilgün Öğretmen'in etek etkinliğine katılmıştım, haftasonu lacivert çizgili bir dar etek diktim. Henüz etkinlik eteğimi yayınlamadım fakat geçen hafta pazartesi günü giydim bile :)
Ertesi gün, yine yakın zamanda çelik penyeden diktiğim siyah tshirtümü, geçen yaz dikip  yaz boyunca sık sık giydiğim toprak rengi dar eteğimle giydim. (geçen yazdan beri aldığım kilolar kendini belli etti, eteğim dar geliyor, sanırım bir süre kendisini bol ve uzun bluzlar eşliğinde giyeceğim:) )
Cuma günü, 19 Mayıs tatilini haftasonuyla birleştirdiğimden, kot-tshirt vaktidir dedim, ve yine bu yıl diktiğim uçak desenli penyemi giydim. Bu penye biraz kalınca  ve likralı. Daha ince bir kumaşla sorunsuz olabilecek kalıp, bu kumaşa gitmedi, hedefim yakayı kapalı yapmaktı, fakat omuz-göğüs arasında potluk oldu, ben de yakayı açıp potluğu yok ettim, kalıplarla oynamamıştım bir süredir, özlemişim :))
Cumartesiyi boş geçtim, pazar da dışarı çıkmadım, evde dikiş diktim, ve kendi kendime "tüh, bu hafta dördü tamamlayamadım" diye söylenirken, bir baktım ki üzerimdeki tshirtü de ben dikmişim :)) Yine geçen yıl ilk diktiğim penyelerden biri kendisi.
Üçüncü haftayı da dört parçayla tamamladıktan sonra, şu satırları yazdığım dördüncü haftada, 4 parça hedefimi tutturuyorum, fakat tekrarsızlık konusunda sıkıntı var gibi :(
Aslında yeterli sayıda kendi diktiğim etek ve elbisem olmasına rağmen, hava muhalefeti dördüncü haftada beni çok zorluyor.
Ama henüz pes etmedimmm, dikiş odama gidiyoruuuum, yeni maceralar beni beklerrr :))




17 Mayıs 2016 Salı

#MMMAY16 etkinliğinde ikinci hafta




İkinci haftayı da 4 parçayla tamamladım. Aslında 4/7 den daha yüksek bir skorum var, ama geçen hafta siyah pantolonumu yayınlamıştım, tekrara girmesin dedim :))
Üstteki bluzlar yeni dikildi sayılır, fotoğraf çekemediğim için bir türlü, blogda da yayınlanamadılar bu vakte kadar.
Degaje yakalı olan bluzun kalıbı, 2014 Ekim sayısından. Daha önce de siyah trikodan uzun kollusunu dikmiştim etkinlik bluzu olarak.
İkincisi 2003 Mart sayısından, 118 numaralı model. Beklentim biraz daha derli toplu bir bluzdu, ama biraz salaş oldu, yine de sevdim :)
Pantolon, 2013 Ekim sayısı 127 numaralı model.
Yarasa kollu bluzumun kalıbını çoook aylar önce çıkarmıştım, ve üzerine yazmamışım bilgisini. Tek ipucu, Aralık 2013 ve Şubat 2015 dergilerinden birinden çıkardığım :))
Böylece #mmmay16 etkinliğini yarılamış oldum. 8 parça daha var kullanmam gereken ama tekrara girmeden nasıl olacak o iş bilmiyorum :)) 19 Mayıs tatilini dikiş dikerek geçirmem geekecek sanırım :))
Bu arada şimdiden 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun :))

10 Mayıs 2016 Salı

fisto, sen ne güzel bir şeysin...



Fisto kumaşları hep çok sevmişimdir. Geçen yaz yine beyaz fistodan bir bluz dikmiştim kendime, çok severek ve sıklıkla giymiş, üstüne bir de mor fisto sipariş etmiştim, onunla da benzer bir modeli farklı bir kalıpla denemiştim. Niyeyse pek başarılı olmadı o mor bluz, hem bir parça büyük oldu, hem de sanırım kumaş tok duran bir cins olduğundan istediğim havayı veremedi.
Bu sene kış aylarında alternatif bir model denemek için yine bir beyaz fisto siparişi verdim.
Gömlek yapmalıyım bundan ama nasıl bir gömlek diye araştırırken eski Burda dergilerinde bu tüylü yakalı bluzu buldum. İşte dedim, hem gömlek, hem yakasız, tam benlik :) Ama açıkçası bu hakim yaka beni düşündürüyordu işe başlarken. İstediğim gibi durmazsa yakayı çıkarır biye geçiririm diye düşünerek başladım kesmeye. Ama hiç de düşündüğüm gibi korkutucu bir süreç olmadı yaka operasyonu :) Üstelik beklemediğim kadar güzel durdu.
Bu gömleğin tek maceralı tarafı kolları oldu :)

Bu reglan kol olayını, sadece Hobit Kabanımda denemiştim, onun dışında bir tanışıklığım yok reglan kollarla. Kollar uzun olsa, sıkıntı çekmeyecektim ama kısacık kolları ne şekilde bastıracağımı bilemedim önce. Kafamı karıştıran dergideki açıklamalar oldu biraz da. Oradaki açıklamaya göre kol çevresine tüylü biyemsi bişey geçirmek lazım. E tüylü bişey geçirecek olsam sıkıntı yok, kol ile gövdenin birleşim noktalarındaki keskin dönüşlerdeki her türlü hata tüylerin içine gömülür gider :) Ama benimki bembeyaz, doğru dürüst biyeleyemezsem rezil bir kol olacak. 
Naaapmalı diye mankenin başında bir kaç tur attıktan sonra, evrekaa!! Biyeye ne gerek var ki ??
Kolu takarken dikişleri sonuna kadar dikmiştim, hemencecik dikiş payı kadar söküverdim, çevirdim, pısss şeklinde ilk ütü darbesini yiyince  pesss diyip kıvrılıverdi :) Overlokumla barıştım ya bu ara, kesim sonrası tüm parçaları tır tır tırrrr  şeklinde hızlı bir şekilde overloklamıştım, tek kat kıvırmak yetti böylece, görüntüde çirpekli çirkin bir durum yok.. Kolun altında kalan kısım zaten kıvrılmaya müsaitti, pısss şeklinde ikinci bir ütü darbesiyle orası da düzleniverdi. Ardından da güzeeel bir dikişle sabitledim, oldu bittiii :)
Yakayı da takmadan önce, süüpper eğlenceli bir operasyonla brit ilikleri yaptım. İlikler için evde bulduğum beyaz incecik bir kurdeleyi kullandım. Kurdele dediysem, öyle metrelerce yoktu elimde, kimbilir nereden artmış, ben de atmayıp saklamışım, iki parça var, ve kıtı kıtına yetti yine :) Her projemde böyle bir yetti/yetmedi derdim oluyor, kumaş yetse iplik yetmiyor, iplik yetse, kurdele az geliyor :)) Bu ilikleri yaparken çift taraflı bant kullandım. Fermuar takarken de çok işe yarayan bu bant ile ilgili dikkat edilmesi gereken minik bir nokta var. Eğer bandın üzerinden dikiş geçersek, iğneye yapışkan bulaşıyor. Dolayısiyle, işlem sonrasında iğneyi tekrar kullanmadan önce, minik bir parça asetonlu pamukla yapışkandan arındırmak gerekiyor. Aseton iğneye zarar verir mi emin değilim fakat şimdilik herhangi bir zararını görmedim. Bandı,  düğmeleri dikerken de kullandım. Her eve lazım bir malzeme, tavsiye ederim. Tuhafiyecilerde vardır diye düşünüyorum, ben instagramda malzeme dünyası isimli satıcıdan aldım. Envai çeşit tuhafiye ürününü makul fiyatlara bulabileceğiniz Antalya'da bir dükkan. 
Ayrıca, fotoğraftaki siyah pantolonu da sevgili Funda Çağlayan'ın instagramdaki #ikibacaklıherhangibişey etkinliği için geçtiğimiz haftalarda dikmiştim. #MMMAY16 etkinliği dahilinde de giydiğim, etkinlikler haricinde de sık sık giyeceğim, çok faydalı bir eser oldu kendisi :) Burda 2013 Ekim sayısı 127 numaralı model. 

9 Mayıs 2016 Pazartesi

#MMMAY16 ilk haftayı tamamladım

Me Made May 16 etkinliği için haftalık hedefimi tuturdum, hatta iki gün de fazlam var, ama o günler fotoğraf çekemediğim için instagram yayınım yok :)
Pazartesi günü kendi diktiğim 2 parçayı giydim, siyah pantolon ve beyaz fisto gömlek.
O gün o kadar üşüdüm ki, bu nasıl bahar yaaa diyerek, ertesi gün aynı siyah pantolonun üzerine uzun kollu tshirt ve hırka giydim :)
Çarşama günü kendi diktiğim birşey giyemedim ama işe giderken kendi diktiğim termos poşetim(Mevlüde Sultan'ın çanta dikme etkinliği için dikilen) benimle olduğu için, o günü de kurtardım:)
Perşembe ve cuma boş geçtim.
Cumartesi ve pazar, kırmızı bahar montum benimleydi.
Minimum 4/7 olan haftalık hedefim 5/7 oldu :))
Aslında poşet hergün benimle olduğu için onu bir defadan fazla kayda almama kararı aldım.
Ama kırmızı monta aynı muameleyi yapamayabilirim :))
https://www.instagram.com/nelerdiksem/