5 Aralık 2017 Salı

fır etek







Geçen hafta diktiğim fır etek, Burda'nın 2016 Kasım sayısından.
Aslında bu kumaşı aldığımda hedefim yarım kloş bir etek dikmekti. Aynı kumaşın farklı rengiyle diktiğim yarım kloş eteği çok severek giydiğimden, bir de siyah/gri renklisi olsun demiştim kumaşı alırken.


Fakat sonra deli kızın çeyizi şeklinde olmasınlar diye, alternatif modeller aramaya başladım. Bol bir model olacağı kesindi ama pile mi yapsam, anvelop mu olsa derken bu fırfırlı etekle karşılaştım.
1 metre kumaş, yetti ve arttı bile bu model için..






Kalıbı çıkardıktan sonra sanki dar olacakmış hissine kapıldım, o yüzden dikiş payını biraz fazla tutarak kestim.
Kareli kumaşta en sevmediğim işlem kareleri denk getirmektir, seveni de yoktur herhalde :( Kumaşı katlayıp kesmek gibi bir risk almak istemediğimden, çizim ve kesim aşaması normalinden 2 kat daha uzun sürüyor :( 


Keserken, karelerin ton farkı fazla olmadığından yatayda denk gelmeleri yeterli gibi gelmişti, o yüzden o kısma çok özenmedim açıkçası. Fırfır parçalarını da kumaşa iplik boyu çizgileri birbirine dik olacak şekilde yerleştirdim ki, öndeki fırfır çapraz dursun. Ama yan tarafa doğru o çaprazlık mecburen azalıyor, olsun artık o kadar dedim.





Fırfırın dikileceği ön parça hariç üst eteğin diğer kısımlarını birleştirdikten sonra, sıra geldi fırfır montajına. Arkalar, yanlar süper, herşey yolunda, fakat öne doğru geldikçe bir terslik olduğunu farketmeye başladım. Eyvah dedim, arka parçalardan fazla kestim herhalde, ön fırfırın boyu çok fazla çünkü. Kalıbı kontrol ettim, yok, arkalar ve yan parçayı olması gereken şekilde kesmişim. Eeee, bu fırfır iki tur mu atıyor önde acaba ??

Bir süre öyle boş boş bakıştık fırfırlarla, en sonunda ayıldım!! Bu kalıbın hem etek hem elbise modu var, ve ben yine işaret ve işaretçilere uymayıp, etek yerine elbisenin fırfırının kalıbını çıkarmışım… Neyse ki sadece fazlalık parçayı kesmem yeterli oldu hatamı telafi etmek için. Biraz da fazla kumaş harcamış oldum, ama bu sefer kumaşım fazlasıyla yetecek kadardı :))





Ama tabii macera burada bitmedi. Fotoğraf çekip anneme yolladığımda, kem küm etti, en sonunda çıkardı baklayı ağzından, "şişman göstermiş" dedi. "Ama ama amaa…" şeklinde boynum bükük kaldım:( Dur dedim, o fotoğraf aynadan çekildi, ondan öyle gelmiş sana, ben sana bi boydan foto yolliyim. İyi ki de yollamışım, çünkü boydan çektiğim fotoda bariz sırıtan bir karelerin tonlarının tutmaması olayını farkettim! Yan taraftaki fotoda işaretledim bakın, ne kadar çirkin duruyordu :(
Moralim bozuldu tabii, zaten annem bana şişman dedi, bi de üstüne apaçııık gri bir hat var eteğin kenarında. (Gerçi ikinci fotodan sonra annem vazgeçti şişman iddiasından ama olsun, içime sinmedi bi kere)
Naapsam naapsam derken, taa en başta dikiş payını fazla vermem dolayısıyla eteğin bol ve rahat olduğu aklıma geldi. Bu kadar bolluk ve rahatlık fazla, azıcık üzerime oturmalı diyerek yanlardaki o gri hattı yokedecek şekilde içeri aldım. Eteğin kemeri falan olmadığından, gayet kolay ve sorunsuz bir operasyondu :)

@manolyavebiber'in taktığı isimle "fır eteğim" bu kışın favorilerinden olacak benim için :)

Kalıp Bilgisi: Burda 2016 Kasım Sayısı

29 Kasım 2017 Çarşamba

kedili pazen picoşlarım


Kasım ayının efsane etkinliği bu sene de devam ediyor. Pazen kraliçem doktorcum Sevdacım, etkinlik sahibeleri olarak Ornitorenk Gonca ve Nuray Öğretmen'i belirledi.
Ben bu yıl yine 2 parça için hazırlık yaptım ama ancak 1 parçacık yetiştirebildim :(
Geçen yıldan beri aklımda pazen pijama takımı dikmek vardı.

Yıllaaar önce, istediğim erkek pijamasının hazırını tüm çabalarımıza rağmen bulamayınca, teyzem imdada yetişmişti her zamanki gibi. Turkuazımsı ve ayıcıklı bir pazenden bir erkek pijaması dikmişti:) O kadar severek giymiştim ki o takımımı, rengi solmasına, paçaları kısalmasına rağmen saklamaya devam ettim.
Pazen etkinliği başlar başlamaz annemi aradım, bana o picoşları bul hadi, aynından dikicem diye :)
Bu arada minnoş kedişli kumaşı instagram'da BursaKumaşPazari 'ndan aldım :)
Annem eski picişleri bulup bana ulaştırana kadar ben eski dergilerimden birinde uygun kalıp bulup dikime başladım. Biyeler için de teeee 2,5 yıl önce pazardan alıp, başarısız bir bluz denemesi yaptığım koyu mavi hafifi yünlü bir kumaştan artan parçaları kullandım.

Bu arada her eve lazım bir cetvelden bahsetmek isterim. Uzun zamandır aklımdaydı bu cetvel.
Evdeki artık kumaşları değerlendirmek için patchwork yapayım falan diye düşünürken bu cetvelin varlığından haberdar olmuş, ama adını öğrenememiştim. Instagramda paylaşan birini görünce hemen ismini de öğrendim, "Geoderek Cetvel" deniyormuş bu faydalı esere :)
Ve sadece patchworkçülerin değil, biyesini kendi yapan herkesin yardımcısı olabilirmiş :)

Teyzemin diktiği orijinal pijamada biyelerin içinden ip geçmiyor, bunu biyeleri hazırladıktan sonra farkettim. Ama o şekilde dikmek daha zor zaten.
Ben önce ip koyup diktim yaklaşık 2, 2,5 metre kadar hazırladığım biyeye. İçindeki ip sayesinde, montaj daha kolay oldu, fermuar ayağı kullanarak diktim ;)
Herşey hazırlanıp bittiğinde, bu picişin bir de düğmeye ihtiyacı olduğunu hatırladım. Ve tabii ki evde uygun düğme bulamadım :(

E iş başa  düştü yine, mecbur kendi düğmemi kendim kaplayacaktım.. Biye yaptığım kumaştan hiç artmamıştı. Daha doğrusu ben öyle sanıyordum :( Bu yüzden biraz önce bahsettiğim başarısız bluzun kollarından dört adet minnak yuvarlak kesiverdim. Böylece o başarısız bluz ile ilgili "bir gün düzeltirim ben bunu, giyilebilir hale getiririm" hayallerim de suya düştü.. Taa ki, aynı kumaşın hiç kesilmemiş bir parçasını bulana kadar.. Evet, maceralı bir elbise daha gelecek yakında ;) Ve kolları muhtemelen fakir kol olacak :D:D:D
Fakat iyi ki uygun düğme bulamayıp kendim kaplamışım, sonucu çok sevdim çünkü :)



Kolları ve paçaları bilerek bir parça uzun bıraktım, her ne kadar dikmeden önce pazenimi yıkamış olsam da, yine de çekme ihtimaline karşı önlem aldım ;)

Fotoğraflarda solumda gördüğünüz puf'u da ben diktim bu arada, kumaş yine bursakumaspazari 'ndan, duck bezi. İçinde daha kalın, kota benzer bir malzeme var, o sabit, ama filli kılıf çıkartılıp yıkanabiliyor. Alt kısmını 4 parça ve düğmeli yaptım, çıkarıp takması kolay olsun diye. İçi pamukla dolu, ama bundan sonra kumaş artıklarımı değerlendirmeyi düşünüyorum, fermuarlı bir puf içi daha dikip, atıklarımı doldurmaya başlayacağım bu haftasonu. Benim dikiş odamdan çıkan kırpık kumaşlardan senede 2 puf çıkar :D:D 

Kalıp bilgisi: Burda 2006 Aralık

24 Kasım 2017 Cuma

yer misin yemez misin :)))



Kol takarken en son yaklaşık 1,5 yıl önce mor kadife ceketimi dikerken bu kadar zorlanmıştım. Ki maceralarımı takip eden bilir, ceket, hele ki kadife ceket dikmek için çok acemiydim henüz. Şimdi çok mu ustasın demeyin, tabii ki değilim, ama o bilinçsizce kafa göz yararak başlayıp biten maceralarım çok azaldı (tabii ki bitmedi, ama azaldı) :)) En azından kol takarken sorun yaşamıyorum artık. Ya da iki hafta öncesine kadar öyle sanıyordum :D:D
Kuzenim dümdüz bir kaban istiyorum dediğinde, Kasım ayındaki #wardrobebuilder etkinliğinin konusu geldi aklıma: kaban ve ceket. Ve hemen ben dikerim sana diyerek kendim için de bir ilke imza attım :)) Kendim ve annem hariç kimseye kaban dikmemiştim daha önce. Anneme dikerken de, bir hafta bende kalacağı zamana  denk getirmiş, durmadan giy/çıkar yaptırmış, istediği değişiklikleri de kendi gözetiminde ve tüm sorumluluğu ona yükleyerek yapmıştım :):):)
Bunda ise durum bambaşka. Kuzimle yakın oturmuyoruz, öyle zırt pırt "gel bi şunu giy bakiim nasıl olmuş" yapamam. Ayrıca dikişten de anlamıyor, "şöyle yap, olur o, tüm sorumluluk bende" de demez bana. "Ben dikerim" dedikten sonra hafiften bi tırsma durumu başladı bende, ama çaktırmıyorum. Kalıp seçimini, en minnakı hariç tüm teyzelerin bir arada olduğu bir güne denk getirdik. Funt'un istediği çok bol olmaması, heyetin isteği de çok dar olmaması, sonuçta alınan ortak karar, Burda Dergisi 2017 Şubat sayısındaki trençkot kalıbıydı. Ben genişliğinden endişeliydim aslında biraz. Yakanın da biraz dar olduğunu düşünüyordum. Ama her ikisinin sonucu da beni memnun etti. Sahibinin durumu nedir bilmiyorum :)))

İlk hafta her şey çok yolunda gitti. Bir hafta sonu kalıp çıkarma, kesim ve tela olayını hallettim, ön, arka parçaları yanlardan ve omuzlardan teğelledim, ve ertesi hafta sonu yapılacak ilk ve tek provayı beklemeye başladım.
Bu arada bir gece ansızın Aycan Ulus'u "hadi sana bi uzmanlık sorusu" şeklinde dürtükleyerek, nerde ve ne zaman okuduğumu hatırlamadığım tela bilgisini teyit ettirdim. "Evet" dedi o da, "Kollar hariç her yeri telalamak iyidir. Belden aşağısını boşver ama bel çizgisine kadar yapıştır telayı gitsin" dedi. Aynen dediği gibi yaptım ben de :)
Sonra yaklaşık 5 gün süren sancılı bekleyiş sonunda, prova vakti geldi çattı.
Ödüm kopuyor ki bol olacak diye… Ama çaaat diye oturdu üzerine , tek bir iğne/iplik yerini değiştirmeme gerek kalmadı :) (Bu arada kalıbın orijinalinde pensler var belde. Heyet, onların iptaline karar vermişti, beline kuşak takılacak olduğu için pense gerek yokmuş.
Başarılı provanın ardından, misafirlerimi yolcu eder etmez oturdum makinemin başına. Çıtır pıtır dikmeye başladım. "Yarın akşama biter yaaa", diyorum bi yandan da, o ne özgüven o!!!
Kabanın kollarında yaşadığım eziyet olmasa biterdi gerçi :(
Pazar sabahı kabanın en çok korktuğum yeri olan yakayı bitirdim. Daha önce Mevlüde Sultanın paylaştığı video'yu adım adım takip ettim.  Tek zorlandığım nokta, astarı ve pervazı birbirine dikmiş olmamdı. Aycan'ın bloğundan öğrenmiştim bu şekilde astarlama yöntemini, ilk defa mor peluş kabanımda denemiş ve sevmiştim.
Bi de kaşe kumaşı ütüleyince dikiş payları olduğu gibi iz yaptı, aman dikkat, ütü bezi bile kullanmıştım oysa ki :(  Neyse ki sonra tekrar sadece buhar basınca izler hemen hemen yok oldu.



Sonra sıra geldi kolların montajına. Bu arada astarın kollarını montelemiştim. Her zamanki klasik yöntemle, yedirme işaretlerinin arasına en geniş dikiş aralığı ile, biri kenara çok yakın, biri de ona 7mm uzaklıkta olacak şekilde iki sıra dikişimi çektim. Beden ve kollardaki birleşim yerlerini iğneledim, yedirilecek yerleri çektiğim dikişi büzdürerek bedendeki işaretlerin arasına sığdırdım. İğneledim, makinaya çektim. Birkaç yerde hafif bi büzüşme oldu sadece, onları da kaale almadım açıkçası.. Ama ne zaman ki gerçek kollarda aynı yöntemi uyguladım, sonuç facia!!



İlk elin günahı olmaz dedim, söktüm, bi daha büzdürdüm, iğneledim/teğelledim, yok, yine aynı. Yedirilmesi gereken parça o kadar büyük ki, beden onu yemiyor!! Bi daha söktüm!!! Bu sefer sadece büzüklü kısımları söktüm.. Ve ara verdim..
Pazartesi günü cepleri hazırladım. Kollara hiiç bulaşmadım.
Salı günü kemerin britlerini hazırladım, ama aklım kollarda.
İşaretleri tekrar kalıptan kumaşa aktardım, ve yaşadığım sıkıntının temel sebebi belli oldu. Kol kalıbındaki omuz işaretini kumaşa yanlış geçirmişim. 1 cm fark var!! Sanırım omuz çizgisi ile iplik yolu çizgisini karıştırmışım :(

Bu arada internette de araştırma halindeyim. Şu adreste (https://www.craftsy.com/blog/2014/02/sewing-in-set-in-sleeves/)
bulduğum püf noktalarından bir kısmını zaten uyguluyordum, tek fark burada geniş aralıklı dikiş çekmiyor, direk iğnelerle yedirmeyi yapıyordu. Kaybedecek bir şeyim olmadığına göre, bir de sadece iğneyle denemeli dedim. Yazıda anlatılan yöntemde kürdan kullanmıyordu, kürdan tamamen benim cin fikrim :PP

(Bu arada kalıptaki işaretleri tekrar kontrol ettim kumaşın üzerine doğru mu aktarmışım diye, ve sanırım sorunun sebebi buymuş, omuz işaretini 1 santimetre kadar kaydırmışım. Nasıl bilmiyorum ama yapmışım :(( )
Önce kol ve gövdedeki işaretleri birbirine iğneledim.
Yuvarlak yedirme işaretlerine gelene kadar normal iğnelemeye devam ettim.
Sonra zaten yedirmem gereken yerler kendini belli ediyor.
Yazıdaki öneri, koldaki yedirilecek hattın tam ortasını, gövdedeki karşılık gelen hattın tam ortasına iğnelemek. Sonra oluşan iki ayrı hattı da aynı şekilde ortalayıp iğnelemeye devam etmek.
Önce bu şekilde başladım iğnelemeye, sonra düşündüm ki, bu yöntemle elde edilen eşit iğne aralıklarını, bir şekilde elde edersem, sanki daha hızlı ilerler iş. Ve en uygun malzeme olarak aklıma kürdan geldi :)
Kürdanımı alıp başladım iğnelemeye, çok da zevkli bir işlem oldu, ister misiniz şimdi kol takmayı sever hale geleyim :D





İğneleme işi bittikten sonra, teğel yaparak devam etmek en iyisi aslında ama ben makinanın iğnesini kırmayı göze alarak direk makine dikişine geçtim. Şekilde görüldüğü gibi, iğneler altta kalacak şekilde makinaya yerleştirdim ve en yavaş modda dikmeye başladım.
Sonuç gayet başarılı oldu :))

Sonrası zaten, ceplerin ve kemer britlerinin montajı, kol ve etek ucunun kapatılması, sorunsuz adımlar… (yani tabii tamamen sorunsuz demiyelim de, benim için ne kadar sorunsuz olabilirse diyelim:D )





Bu maceradan aldığın ders ne oldu derseniz, şöyle özetleyeyim:
Kaşe gibi kalın kumaşlarda, kola geniş dikiş çekip büzdürme yaparak yedirmek sıkıntı çıkarabiliyor. Bu yüzden, direk toplu iğne yardımıyla yedirme yapmak daha düzgün sonuç veriyor. Bu sırada minnak bir kürdandan yardım almak ise, olayı pratik ve eğlenceli hale getiriyor :)

Kabanı sahibine teslim ettim, ama üzerinde fotoğraflamayı unuttum:( İyi ki kendi üzerimde fotoğraflamışım vermeden önce.

Bir sonraki maceramda görüşmek üzere diyor, Pazenlere Fısıldayan Kadınlar/Çiçekler ve Kadınlar etkinliği için pazen picişimin bitmek üzere olduğunu da belirtmeden geçemiyorum :)

Kalıp Bilgisi: Burda Şubat 2017 103 numaralı model

15 Kasım 2017 Çarşamba

yeni ütü yardımcılarım, sosis ve jambon!


Bu arkadaşları yakın zamanda dikip instagramda paylaştım. Ayselcim "blogda da paylaşsan ne güzel olur " dedi, tabii dedim ama bir türlü fırsat olmadı, ancak bugün :)
Blog daha kullanışlı, seviyorum ben burayı. İnstagramda eskiden paylaştığım bir şeyi bulmak eziyet oluyor, burası o açıdan açık ara önde olduğu gibi, detayları da yazdığım için, hafıza problemime de iyi geliyor :)))



İnstagramda bir etkinlik sırasında keşfedip takibe aldığım @tillybuttons hesabının bloğu da en az instagram hesabı kadar eğlenceli ve pratik bilgilerle dolu.
Bir vakitler denk geldiğim aşağıdaki post'ta, sosis ve jambonumuzun ücretsiz kalıp linkini bulabilirsiniz:





Kalıpları indirdikten sonra, geri kalan işlem çok basit zaten. İki adet iç, iki adet dış parça kesilecek kumaştan.

Benim iç parçalarım "acaba nedir" diyerek aldığım muslin kumaştan. Dış parçaları ise birtarafı keten (şuradaki ceketten artan parçalardan), diğer tarafı da şuradaki elbisemin incecik şilebezi benzeri kumaşından (aynı kumaşın mavisinden anneme yaz elbisesi dikmiştim, ondan artan parçayı kullandım). Kumaşın cinsini bilmiyorum ama Amasra'da renk renk desen desen mevcut, önümüzdeki yaz alternatif renk ve desenlerini almak için bir Amasra turu planlıyorum ;)

Kalıba göre kestiğim kumaşların penslerini kapattıktan sonra, beyaz müslinler içte, diğerleri dışta kalacak şekilde üstüste koyup 5-6 cm'lik bir açıklık kalacak şekilde dikiyoruz.

Sonra da içini dolduruyoruz.
İç dolgu malzemesi olarak talaş en güzel seçenek aslında. Bu amaçla arkadaşımın atölyesinden edindiğim talaşları kullanmayı düşünüyordum, fakat daha yarısını dolduramadan fena halde toz çıkardığını farkettim. Hemen boşaltıp yıkadım kılıfı. Sonra aklıma çook eskilerden kalma içi pamuk dolgulu, ve sertliğinden dolayı kullanmadığım yastıklar geldi. Hemen bir tanesini söküp içindekileri sıkışık bir biçimde kılıflarıma doldurdum. Sonra da açıklığı elde dikerek kapattım.
Şimdilik yeterli sertlikteler. Zamanla yumuşayabilirmiş ama.


Sosisle jambonu Instagram'da paylaştığımda, iç dolgu alternatifleri hakkında yazışmalar oldu. Oradan yazılan önerileri ve sahiplerini de ekliyorum:
  • Fındık kabuğu (@nelerdiksem , yani ben :) ama @aycaninatolyesi'nin dediği gibi bana da çok mantıklı gelmedi, fazla sert sivri olacak kabuklar, kumaşın dışına taşıp ütülediğim malzemeyi zedeleyebilir)
  • Petshoplarda hamsterlar için satılan talaş (yine ben, @nelerdiksem, benim edindiğim talaşlardan daha tozsuz olacağını düşünüyorum)
  • Kepek (@aysegulevde, link verriken farkettim, aysegul'ün bloğu da varmış: http://aysegulevde.blogspot.com.tr/)
  • Talaş (@meteilyeter69 , onun talaşları toz yapmamış, iki kılıf dikmiş o da)
  • Kırpıntı kumaşlarla sıkı sıkı doldurmayı denedin mi? Eski terziler öyle yaparmış (diyor @atelierbyml )

Dikdikten sonra, sosisi hemen bir süredir dikmekte olduğum kabanın omuz dikişlerinde denedim, çok memnun kaldım, bu vakte kadar niye ertelemişim bu arkadaşları dikmeyi…

Kalıp bilgisi:  Victory Patterns Tailors Ham and Tailors Sausage


28 Ekim 2017 Cumartesi

dikiş odamda 29 ekim





Kendin Dik bloğunun geleneksel "Dikiş Odamda 29 Ekim" etkinliğini bu sene de kaçırmadım.


Beyaz gömleğimi dikeli bir haftadan fazla olmasına rağmen, fotoğraf çekemedim bir türlü, ne instagramda ne blogda paylaşabildim bu vakte kadar.
Neyse ki son dakikada da olsa yetiştirdim fotoğrafları :)
Dikiş aşamalarım macerasız geçti, şaşkınım :))







Gömleğin kalıbını daha önce de kullanmıştım. Yaprak desenli bir kumaşla ve kalıba sadık kalarak dikmiş, şurada da paylaşmıştım. Burda'nın 2016 Ekim sayısındaki modelin kolları ve yakasıyla oynayarak, bol ve rahat bir gömlek diktim. Kumaşım şilebezi benzeri dökümlü ve hafif bir kumaş.

(Fotoğraftaki eteği de neredeyse iki yıl önce ben dikmiştim :)) )

Cumhuriyet Bayramı'mız kutlu olsun :))


Kalıp bilgisi:
Burda 2016 Ekim Sayısı

11 Ekim 2017 Çarşamba

piti piti kareli trençimsi


Eylül ayı dikiş projelerim açısından çok verimli geçti diyemem. Ama tamamen de boş oturmuş değilim tabii ki :)
İnstagramda @terzi_terazi, @gizlidikis ve @bluesewing üçlüsünün evsahipliği yaptığı #sonbahargiysileri etkinliği kapsamında, yıllardır ihtiyacım olan trençkotu nihayet diktim :)
Hem lacivert, hem içi piti piti kareli, hem istediğim boyda, hem de kendim diktim, daha ne olsun :))

Ocak ayında diktiğim kırmızı kabanın kalıbını çok sevmiş ve tekrar kullanmayı aklıma koymuştum.
Kırmızı kabanda kumaşım hiç artmadığı için beldeki ve kollardaki şeritleri yapamamıştım. Ama hedef,  kaban değil trenç olunca, o şeritleri yapmamak olmazdı. Kumaşım yine kıtı kıtına yetecek kadar az olsa da, ne yapıp edip o şeritlere yetecek şekilde kestim :)

Kumaş yine pazardan, yine parça kumaş (ve yine az), ve yine pazarcı abinin zorla aldırdığı bir parça :)) Çapa desenli lacivert bir kumaş beğenmiştim parçaların arasında(Yandaki fotoğrafta, Burda Aralık sayısından diktiğim mavi balinamı üzerinde yüzerken gördüğünüz kumaş :) ). Sadece onu alıp devam edecektim yoluma, ama abi bir reklam yaptı, bak bunlar şöyle güzel keten, böyle kaliteli falan derken, bir parça daha ketenimsi aldım, seneye dikerim bişeyler diyerek. Sonra da bu lacivert parça geldi elime, ve istemsizce onu da atıverdim poşetime. Eve gelince baktım baktım bi anlam veremedim bu parçaya. Niye aldım ki acaba, ne dikerim diye düşündüm ki dedim, bulamadım, hala hatırlamıyorum niye aldığımı. Ama ne etek, ne elbiseye uygun bir kumaş, pantolon dikilir heralde diyerek kaldırdım bir köşeye, ama pantolon için de hoş olmazdı..

Derken instagramdaki #sonbahargiysileri etkinliğini görünce, kumaş stoğumu incelemeye başladım, ama hala aklımda trenç yoktu. Ne zamanki bu kumaş elime geldi, işte dedim, "bunun için alınmışsın sen, gel buraya, sen bir trenç olacaksın!"

Astar olarak kullandığım kumaş da yine pazardan parça kumaşların arasında bulduğum pitipiti bişeydi (bu arada "pitikare değil o, pötikare pötiii!!" diye seslenenlerinizi duyar gibiyim, hayır efenim, benim için pitikare o, TDK yanlış biliyor :PP)
Astarın da metrelerce olmadığını söylememe gerek yok heralde, ama tam geldi, hiç ek falan yapmadan yettirdim astar kumaşımı da! 
Kumaşların fiyatını yazmadan geçemeyeceğim, dış 10, iç 2 lira :))
Kumaşları bu kadar ucuza edinince, düğmelerin tanesine verdiğim 1,5 lira çok üzüyor beni, sizce de şaka gibi değil mi ama :( Neyse ki düğmeler konusunda hiç sıkıntı yaşamadım bu sefer, tam istediğimi şak diye buluverdim, şaşkınım :)

Macera yok mu macera diyenlere gelsin şimdi bu paragraf:
En eğlenerek diktiğim parçalar kol ve bel şeritleriydi. Ama bu kadar eğlence bana fazla geldi tabii..  Şeritleri kolları birleştirirken araya alıp diktim. Kalıp üzerinde zaten şeritlerin yeri işaretliydi. Her iki kol parçasına da geçirmişim o işareti. Ölçmeden cırt diye dikiverdim işaretlerden. Ne zaman ki kollar takıldı, şeritlerin açık uçları yerlerine iğnelendi, giyildi, işte o zaman farkettim ki iki şerit arasında 1cm kadar bir fark var :(((
İsyiiaaaaaannnn!!! Hadiiii, sök bakalım. Bir de kendime sinir oluyorum, o kadar küçük dikiş aralığı kullanıyorum ki, sökene kadar canım çıkıyor. Söküp ölçülü biçili halde diktikten sonra, benzer bir sök/dik işlemini bel şeridinde de yapmak zorunda kaldım, neyse ki onu sadece düğme dikişi ile tutturduğum için çok sıkıntı yaşamadım. Fotoğraflarda fark edilmiyor ama, şeritlere ilik açmadım, direk düğmeyi üzerine diktim (bu yöntemi ne kadar sık kullanıyorum, nasıl bir tembel insanım ben yaaa :(( )



Kalıpla ilgili tek sıkıntım, kolları takarken çok uğraştırması oldu. Bir önceki kabanda, kaşe kumaşın daha esnek oluşundan ötürü bu kadar yormamıştı, ama bu seferki kumaşım sıfır esnek, kolların arka tarafındaki birkaç noktada, dışarıdan farkedilmeyecek kadar minnak büzgüler var. Ay aman, o kadar da oluversin diyerek söküp tekrar takmayı denemedim. Zaten olduğundan daha kötü hale getirme ihtimalim de vardı, o yüzden riske girmedim :) Hatasız trenç olmaz, hatasıyla seviyorum onu ;)

Kalıp bilgisi
Trenç: Burda 2006 Aralık sayısı 120 numaralı model
Mavi Balina: Burda 2016 Aralık sayısı 



6 Eylül 2017 Çarşamba

#wardrobebuilder için diktiğim pantolon Eylül ayı Burda'sından


#wardrobebuilder etkinliğinde geçen ayın teması "uyku kıyafetleri" idi. Aklımda şort/askılı üst şeklinde bir pijama takımı dikmek vardı, ama yapamadım. Bu ara bünyem, dikişe biraz ara vermem gerektiğinin sinyallerini veriyor. Sevimsiz bir bel ağrım var haftalardır. O yüzden dikiş odamla fazla haşır neşir olamıyorum. Aklımdaki pijamayı dikemeyince, iki yıl önce, bilinçsizce diktiğim bu geceliği yayınladım. Her ne kadar çok ve anlamsız hatalarla dolu olsa da, çok sık giydiğim bir geceliktir kendileri :)) Sanırım ilk diktiklerime ayrı bir bağlılığım var :) (bknz. İnstagramda #miymarch17 etkinliği kapsamında paylaştığım, giymelere doyamadığım viskon ev pantolonum)

  Ağustos ayında yaptığım sahtekarlığın vicdan azabıyla, Eylül ayının teması olan pantolonu hemencecik diktim ve yayınladım.
Hemencecik dediğime bakmayın, normalde bir günde bitecek pantolon, en az üç güne yayıldı, "belim ağrıyor, ondan" diyecem ama, yerseniz :)))

Pantolonun kalıbı Eylül 2017 Burda'sından. Dikişe başladığımdan beri aradığım pantolon kalıbını buldum diyeceğimi düşünüyordum ama, maalesef, bu da değilmiş.. Aslında istediğim tipe çok yakın olmakla birlikte, birkaç eksisi var benim açımdan.
Öncelikle fermuar… Pantolonda gizli fermuar ne kadar anlamsız bir seçimdir! Üstelik yandan!! Pantolon dediğinin önden standart fermuarı olur, di mi  ama!! Fermuar macerama birazdan geri döneceğim, kalıbı eleştirmeyi bitireyim önce:
İkinci eksisi, belinin yüksek olması. Üstelik kalıp açıklamasında "düşük belli" yazıyor. Belin düşük olması için göbek deliğinden en az 6-7 cm aşağıda olmalı bence, ama neredeyse göbekte bitiyor bu bel.
Son olarak da duble paça.. Seveni vardır elbet ama, ben hiç sevmem niyeyse. Neyse ki iptal etmek kolay.

Duble paçayı direk iptal ettim zaten, hatta ilk hedefim paçaları da uzun tutmaktı. Fakat sonra kısa paçayı daha sevimli buldum, kesiverdim :))

Kumaşımı yaz başında pazardan almıştım. Fil yakalı bluz maceramı hatırlayan var mı? Oradaki fotoğraflarda üzerimde olan eteği de (Burda 2017 Şubat sayısı) bu kumaştan dikmiştim. Kumaşçı abi zorla sattı bana, iki tane esnek keten buldum tezgahta, 80er cm istedim ikisinden de. (Valla cimrilikten değil yaa, dar ya da çan etek dikeceğim kesin, 1 metre alırsam en az 40 cm artıcak,  artınca atmaya  kıyamıyorum, kıyamayınca da minnak kumaş parçaları stoğum gittikçe devleşiyor!) Kumaşçı abi tutturdu , "bitiyor zaten, kesilmez bu al hepsini, şort yaparsın artanla da" diye, 180 cm falan hepsi. Mecbur aldım… Ama iyi ki de almışım. Hatta diğer kumaşı da fazla alsaydım keşke, ondan da pantolon dikermişim..

Kalıp üzerime tam oturdu diyebilirim, sadece kalça hizasıdan yukarı kadar 1er santimetre yanlardan daralttım, onun dışında hiç modifiye yok, sorunsuz..

Tek sorun gizli fermuarda çıktı. Evdeki fermuar stoğumun renk durumundan daha önce de bahsetmiştim, mesela şuradaki son derece ciddi pantolonun fermuarı ne renk sizce ;)))) Kesinlikle siyah değil :)))
Bu kumaşa asker yeşili ya da benzer tonda bir yeşil lazım. Ama elimdeki tek yeşil, anlamsız fosforlu gibi bir fıstık yeşili… Nasıl olsa gizlenecek dedim, dikiverdim. Ama tabi fermuarların gizliliği de bir yere kadar. Özellikle böyle esnek ve üzerime oturan bir pantolona (ve de yan tarafına(!!!)) montelendiğinde, gizeminden eser kalmıyor… Sol taraftan, ince bir çizgi halinde göz kırpıyor afacan!!
Ama o kadar uğraşmışım, dikmişim, söker miyim ben onu, assslaaa…. Bende çare bitmez :) Kumaşın renginin tıpkısının aynısı bir oje ilişiverdi gözüme, "yok artık, abartma istersen" dedim önce kendi kendime, sonra düşündüm, biran kendimi o fermuarı sökerken getirdim gözümün önüne, ardından, bu sıcakta tuhafiyeciye gitmeye çalışırken gördüm kendimi, sonra bi baktım fermuarın bi tarafı ojelenmiş bile, bi de güzel olmuş ki , tam rengi de tutmuş, devam diyip diğer tarafı da bitirdim.
Fermuar macerasını başarıyla tamamladıktan sonra kemerini taktım, kemerin üzerinde dikiş görünsün istemedim, içten makineye çektikten sonra el dikişiyle tamamladım. Kemer kısmındaki düğmeler tabii ki işlevsiz, benim gibi bir tembel ilik açar mı sizce :)))

Bu kalıp için kumaşın biraz esnek olması avantaj oldu sanırım. Kış sezonu için yünlü kumaş ile de aynı kalıbı kullanmayı düşünüyorum. Ama iki minik değişiklik var aklımda. Yandaki fermuarı öne alıp gizlemeyeceğim. Kemerini de üst taraftan en az 3 santimetre daraltacağım.
Bakalım sonuç nasıl olacak…

Kalıp bilgisi:
Pantolon:   Burda 2017 Eylül sayısı
Bluz:            Burda 2017 Şubat sayısı

18 Temmuz 2017 Salı

krep kumaşla küçük siyah elbise


Krep kumaşa tela yapıştırmanın ne kadar eziyetli olabileceğini, ya da askıların  boyunu kendi üzerinde ve tek başına ayarlamaya çalışmanın ne kadar sinir bozucu olabileceğini şu gördüğünüz küçük siyah elbise öğretti bana..

Kumasfirsati sitesinden aldığım krep kumaşı kullandım.
Dergide yazan miktar ile benim kullandığım miktar arasında yine dağlar kadar fark var tabii :) Gerçi dergideki uzun bir elbiseydi, benimkinin iki katı kumaş kullanması normal :) (1,5 metre civarında kumaş yetti bana)


Üst parçalardan ikişer tane kestikten sonra, dışta kalacak olan parçaları telaladım. Ya da ben telaladığımı sandım. Çünkü üst parçaları birleştirme aşamasına geldiğimde, elimi attığım tüm telalı parçaların bağımsızlıklarını ilan ettiklerini gördüm. Direndim, bir kere daha ütüledim telaları. Ama bu sefer daha sıcak bir ütüyle! Tuttular gibi ama içime sinmedi benim. Üşenmeyip üst parçaların tamamını telalarına teğelledim. Teğelleme işlemini hiç sevmem, bir de sökmesi var teğelleri üstelik :(

Tela işleminden sonra askıları hazırladım. Üst parçaları birleştirdim. Eteği üst parçalara ilave ettim(sadece dıştaki telalı parçaya diktim, askıları üst parçaların arasından geçireceğim için). Sonra da sırtına gizli fermuar diktim. Sırt kısmı oldukça aşağıda olduğu için, uzun bir fermuara gerek kalmadı, eteklerde kullandığım gizli fermuarlardan (sanırım 17cm falan) diktim. 


 Bu aralar fermuar takmaktan hiç hoşlanmıyorum nedense, mümkün olduğunca fermuarsız kalıplara gidiyor elim, ya da kalıpları fermuarsız kullanmak için çabalıyorum, (bknz: Fil yakalı gömleğimsi) :))) İstediğim düzgünlükte takamadığımdan sanırım :((




Etek ve üst parçalar birleştikten sonra sıra geldi askıların ayarlanmasınaaa!!! Bu aşamaya gelene kadar bir iki askı ayar denemesi yapmıştım zaten. Eteği takmadan sadece üstü giyip bir ayar çektim, ama etek/fermuar operasyonları sırasında kayboldu o ayar :(
Bu arada üst parçaların sırt kısmına askıları sabitlemiştim. Ön parçalarda da, askıların dikileceği noktaları dikmeden, askıların geçebileceği kadar  boşluklu olarak bırakmıştım.
Ayarı tutturmak için elbiseyi kaç kere giyip çıkardığımı hatırlamıyorum.
  • Giy, askıları iğnele, çıkar, sonra bir bak ki: çıkarırken iğne de düşmüş!!
  • Tekrar giy, askıları iğnele, çıkar, sonra bir bak ki: askı kıvrık kıvrık gelmiş!!
  • Bi daha giy, askıları iğnele, çıkar, sonra bir bak ki: sağ askı ile soğ askı arasında 3 santim fark varmış!!
Daha sayarım da, saymayayım, sinirim bozuluyor!!
Gerçekten feci uğraştırıcı bir süreçti, en zor kısmıydı bu elbisenin diyebilirim!
En sonunda askılar eşit ve düzgün bir şekilde sabitlendi, sıra astara geldi. Ama övünmek gibi olmasın, astar montajım başarılıydı :)


Etek uçlarını iki kere yaptım, hem astar hem elbise için. İlk seansındaki etek boyunun daha kısa olması gerektiğine dair geri bildirimler alınca, mecbur 5 santim daha kısalttım.

Bayram tatilini ilk iki gününde tamamladığım elbisemi, ertesi hafta iş arkadaşlarımdan birinin düğününde giydim bile :)

Elbisenin sırt kısmı kesinlikle içime sindi, fakat göğüs kısmında bir daha bu tarz bir model kullanacağımı sanmıyorum. Siyah olduğu için fazla göze batmıyor ama potluklar var, tam oturtamadım üzerime. Sorun sanırım benim başarısız provalarımdan kaynaklandı. Gerçi büyük konuşmamam lazım, dayanamayıp yine deneyebilirim :))



12 Temmuz 2017 Çarşamba

#wardrobebuilder ve #çiçeklielbiseler etkinlikleri için: kat kat kat elbise



#wardrobe builder etkinliğinde bu ayın konusu "yaz elbisesi"ydi.
Instagramdaki diğer bir etkinlik de, @madebymelos'un düzenlediği #çiçeklielbiseler 'di.
Çiçekli bir kumaş seçerek her ikisine de  uygun bir elbise çıkardım ortaya :) İtiraf edeyim, bilinçli bir birleştirme  değildi bu :) #Çiçeklilbiseler için diktim aslında, ertesi gün farkettim ki, #wardrobebuilder'a da uygun olmuş.
Gelelim macerasınaaaa…
Kumaşı, annem Amasra'dan almıştı. Farklı renklerinden ona da iki elbise dikmiştik yazlığa gitmeden. (Aslında bu kumaş da onundu ama ben göz koyunca itiraz etmedi:) ) İncecik ama kolay dikilen bir kumaş. Tek sıkıntısı kenarlarının çok çabuk atıyor olması.
Düz siyah kumaşı 2,5 metre kullandım , çiçekli 3 metreyi geçmiştir sanırım. Etek boyunu uzun kesmiştim ilk başta, direk kısa kesseydim 2,5 metre yeterdi büyük ihtimalle (kumaşın eni 90 cm falan)
Aklımdaki salaş elbiseye uygun kalıp bulamayınca, ortaya karışık bir kalıp operasyonu yaptım.

Fermuar takmak istemiyordum, o yüzden kolsuz bluz kalıplarına göz atarken aklıma son diktiğim fırfırlı kollu bluz geldi(2017 Şubat sayısı). Hemen buldum kalıbı. Öndeki pileyi iptal edince sıkıntı olmayacağından emin olunca, kestim gitti :) Siyah kumaşı astar olarak kullandım, yaka kol biyesi derdi de olmadı, şipşak bitti üstü..
Etekleri için de 2014 Eylül sayısındaki 123 numaralı modelin eteğini kullandım. Aslında pek kullandım denemez, kalıbı kumaşa koydum ama, ne boyunu ne enini kullandım, sadece bel kısmını çizdim kalıptan, hatta onu bile genişlettim, tam olarak kullanmadım :)) Verevlerini zaten göz kararı kestim. Eteği kalıpsız yapmışım aslında :)
Üç adet etek kestim, üçünü birbirine overlokla diktim, sonra da hangi akla hizmet bilmiyorum ama, üstü ve altı, kalın bir lastikle birleştirdim.
Veeee, facia!!
Nasıl bir kabus görüntü anlatamam!! Etekler o kadar pot duruyor ki, yanlar kabarık kabarık! Anladım ki en alt eteği diğerlerinden daha dar kesmek gerekiyormuş.
Söktüm tabii lastiği, çok eziyetli bir söküm işlemiydi :( iki parçayı da ayrı ayrı zigzaglamıştım, üstelik sıkı sıkı :(( 10 dakikada diktiğini 1 saatte sökmek korkunç bişey :(
Söktükten sonra en alttaki eteği hem daralttım, hem kısalttım. Üst eteklerden de siyah olanı sadece kısalttım. Lastik kullanmadan alt-üst birleştirmesini yaptım. Etek uçlarına overlok yaptım.
Ve ta taaam, sonuç böyle bir elbise oldu.
Kalıp bilgisi: üst 2017 Şubat