25 Şubat 2017 Cumartesi

#wardrobebuilder etkinliği Şubat etabı için diktim


Bu #wardrobebuilder etkinliği beni strese sokuyor sanırım.
Yoksa böyle basit bir bluz bu kadar macera dolu olabilir miydi?
Hmm, düşündüm de, evet olabilir, benim dikiş odamda herşey mümkün, etkinliği günah keçisi yapmanın alemi yok.

Maceram, güneşli bir cumartesi günü, daha önce dikmiş olduğum bir kalıbın uzun kollu versiyonunu dikmeye karar vermemle başladı. Şu yayındaki beyaz fisto bluzun kalıbı hazırdı zaten, sadece uzun kolunun kalıbını çıkardım. (Böylelikle zaman kazandığımı düşünüyordum saf saf!!) 
Siyah, kalınca bir viskon kumaşım vardı (söylemeye gerek var mı ki, tabii ki yine az;) ), ince hesaplarla kalıbımı yerleştirdim. Kolların birleşim noktasında üçgen bir parçacık eksik kaldı, nasılsa dedim manşet takılacak, kollara, o eksikliği de diğer pilelerin arasında kaynatıp, yediririm manşete, boydan kaybım olmaz. Ve aynen de dediğim gibi, gayet düzgün oldu manşetli kollarım. Kollardaki yırtmaçlarım da süper düzgün oldu.

Kalıbımı zaten seviyorum, kumaşla da uyum sağladı. Overlokla aram iyi, gerekli bölgeleri overloklamam yarım saat sürmedi. E daha ne olsun, bu gömlek yarın öğlene kadar biter diyorum.

Bu arada arka ,ön ve kollar birleştirildi, ön parçanın ilik ve düğme yerleri (pat mı deniyordu ona, bilemedim) süper düzgün bir şekilde montelendi. Yaka biyelendi. 
Ertesi sabaha manşet montajı, ilik açma ve düğme dikme kaldı sadece. 

Ama sonlara doğru bir tuhaflık olduğunu hissetmeye başladım.. Acaba nedir nedir, derkeeen, manşetleri şöyle bir tutturup gömleği giydim, ve ta taaaam!!!! Sorun çok açık ve net karşımda!!!

Kollardaki yırtmaçlar, normalde arka orta gibi bi yerde olur ya, benimkiler önde!!! Delirecem, nasıl böyle bir hata yaptım, daha doğrusu nasıl bir hata yaptım!!!

Annem aradı o arada, anlattım durumu, nasıl yaptım bilmiyorum dedim. Direk "E kolları ters taktın kesin" dedi. "Ya olur mu" dedim "öyle yapmamışımdır, cıks, hem düzgün birleşti kollar ön ve arka parçaya, evet tamam arka parçanın yakasından bir miktar kestim" derken ben de anladım, e tamam işte diyor annem de, kendi ağzınla itiraf ediyorsun, ters  o kollaaaar, hadi sök!
Ya ama nasıl sökeyim, yakayı biyeledim üstelik:(( Ben şu manşetleri takayım da bir deneme yapayım, belki çok şık duracak, belki gömlek kolu yırtmacında çığır açıcak bir değişikliğe imza atıcam, belki bu vakte kadar herkes yanlış yapıyordu, şu an aydınlanacağız hepimiz?? Neden olmasın?
E olmadı tabii...
Fotoğraftan da görüldüğü üzere, tam bir komedi!!





















Sonra baktım, e ben zaten yakayı da sevmedim ki, kolları sökmekte ne var, yakadaki biyeyi de kesip çıkaracam zaten (gerçi ona da cesaret edemedim, arka parçadan zaten bir miktar kırpmıştım, birazı da biyeyle kırpılmasın diye kesmeyip söktüm.) 

Ben bunu haftaya düzeltirim dedim. 
Ve sonuç böyle birşey oldu. Her işte bir hayır vardır, bu hali daha güzel oldu bence, daha sık giyebileceğim bir gömleğimsi sahibi oldum.



Aşağıya kalıbın uzun kollu versiyonu ve kısa kollu versiyonunun parça çizimlerini ekliyorum, karşılaştırın, neden hata yaptığımı anlayacaksınız: kol ve gövdedeki birleşim işaretleri iki model için farklı. İşaretler, önemlerini bir kere daha hatırlattı bana.. 


Kalıp Bilgisi: Burda 2004 / 10 , 115numaralı model

17 Şubat 2017 Cuma

ocakta kırmızı kaban



Eylül ayında parcakumas sitesinden aldığım kırmızı kaşe kumaşımla, içi tüylü ve kapşonlu bir kaban hayal etmiştim. Hatta haftasonu diker bitirir, pazartesi giyerim diye düşünüyordum. Ama tabii ki olmadı :)
Seçtiğim kalıp sayesinde bir "neye niyet neye kısmet projesi"ne daha imza atmış oldum.


Elimde bir sürü dergi var, o dergilerde de bir sürü kapşonlu kalıp. Seç birini de, dik işte rahat rahat di mi! Yok ama, olur mu, eziyet seviyorum ben..
Burda'nın eski sayılarından bir model seçtim, kapşonu da elimdeki mevcut kalıplardan kullanırım diyerek başladım... Bu arada bahsetmeme gerek var mı bilmiyorum, ama kumaşım yine az!! Dedim ya parça kumaştı diye, sadece 1.80 kumaşın boyu. Bi de kapşonlu olacak bu kaban! Çok zorluyorum şansımı bazen, ama yettirdim kumaşı. Normalde kapşon parçalarından x4 kesmem lazım ama nasıl olsa içi peluş olacak, kapşonun da içi peluş olur dedim. O 1.80lik kumaşı öyle bir çizdim öyle bir kestim ki, takdir ettim kendimi :)

Fakaaat, bedeni birleştirdiğimde ne göreyim, gayet üzerime oturan ceketvari bir kaban dikmişim ben.. Bu kabanın içine o tüylü kumaştan astarı yaparsam mümkün değil önü kapanmaz, önü kapansa da hareket edilmez.. Astar tek sorun değil bu arada. Bu tarz bir kabanda kapşonun işi ne? Çok manasız oldu. E kapşonları da kesmiş bulundum. Başka milim kumaş artmadı zaten. Ne yapıcam ??
Mecburen kestiğim kapşon parçalarını ortadan dikip, elde edilen alana yaka ve yaka köprülerini sığıştırdım:)


Astar olarak da kırmızı puantiyeli poplinim vardı 1 metrecik, onu kullandım:) Ama astarı ancak kollara ek yaparak yettirebildim, olsun nasılsa görünmüyor kollar :))


Kumaş eksikliğine rağmen kabanı tamamladıktan sonra, düğme almaya gittim, ve bir sürpriz de orada beni bekliyormuş: beğendiğim düğmeden sadece 3 tane kalmış! Bir sürü uygun renkli düğme gösterdiler, ama hiçbirini sevmedim, elimde o beğendiğim düğmeyi gösterip, "ama baaak, bu daha güzel" modundaydım, en sonunda kız "bitti bu bitti ver bakiim sen onu bana" diyip aldı düğmeyi elimden:)) Tam vazgeçip sevmediğim bir taneye tamam demek üzereyken, kutunun üzerinde yapışık olan düğmeyi çıkarmak geldi aklına kızın. Tabi 5 düğmeli olsa daha hoş olurdu ama, 4 de idare eder ;)


Sonuçta bol ekli, ama sırf astarının şirinliği için keyifle giyeceğim bir kabanım oldu. Çok soğuklar için değil, daha güneşli kış günleri için uygun olacak bu kırmızı arkadaş..

Kalıbı sevdim aslında, hedef bu olmadığı için hafif bi hayalkırıklığım var sadece o kadar.
Kırılan hayalimi de bir önceki yayındaki mor tüylü kabanımla tamir ettim :))

Kalıp bilgisi: Burda 2006 Aralık sayısı 120 numaralı model


12 Şubat 2017 Pazar

şubatta mor kaban




Kumaş metrajı konusundaki cimri tutumum nereden geliyor bilmiyorum. Aslında cimrilik değil, bi tuhaflık var kumaş alımlarımda, ben de çözemiyorum. Anlamsız kumaşları 3 metre alıp yarısı artınca naapsam ben bundan diye kara kara düşünen ben, kapşonlu bir kaban dikmeyi kafama koyduğum bir zaman diliminde, niye gidip 2 metrecik kaşe kumaş alırım, biri bunu bana açıklayabilir mi ? Kötü mü yapmışım ? Hayır, aslında gayet de iyi yapmışım, yine zırnık kumaş arttırmadan bitirdim kabanı ama azıcık daha bol kumaşım olsaydı daha stressiz bir çalışma olacaktı..
Bir önceki kırmızı kaban macerasından hatırlarsanız, hedefim kapşonlu tüylü birşey dikmekken, ortaya ceketvari, ciddiyetli birşey çıkmıştı. Hemen ardından, aslında etkinlik kapsamında bir gömlek ya da bluz dikmem gerekirken, bu mor kaşeye saldırdım.

İlk seçtiğim kalıp Burda'nın Kasım 2011 sayısındaki 111 numaralı modeldi. (Kırmızıdan dersimi aldığım için, ısrarla kapşonlu bir model aradım bu sefer) Kalıbı çıkarıp kumaşımın üzerine serdim, veee dakika bir gol bir! Normalde ön ve arka parçaları yanyana koyunca kumaşın eninin yetmesini bekliyordum, yetmedi!!
Tangram konusundaki tüm yeteneklerimi sergilememe karşın, bu kalıbın 2 metre kumaşla kesilebilmesini mümkün kılamadım :(

Kumaşın devamını buliblir miyim diye parça kumaş sitesine baktım, 80 cm'lik iki parça daha var, ama ya tonu tutmazsa. Hem ben beklemek de istemiyorum, biran önce bu moru kesip biçesim var..
Derken aklıma kırmızı baharlık montumu diktiğim kalıp geldi. Önce kalıbımı buldum, kumaşı yettirebileceğime kanaat getirince, kırmızı montu çıkardım ortaya, içine tüylü peluşu astar yaparsam nasıl duracağını bir denedim, sıkıntı yok...
E hadi o zaman diyip kesmeye başladım.
Aaa, tabi kalıbı olduğu gibi kullanmak fazla kolay olacağı için, kapşonunu değşitimeye karar verdim;) bu kalıbın 2 parça olan kapşonunu iptal edip, ilk çıkardığım kalıptaki 3 parçalı kapşonu kullanmaya karar verdim, nitekim çok doğru bir karar vermişim, kapşonun içini tüylü peluş yapınca baya bi daraldı içi, iki parçalı kalıp, peluşa müsaade etmezdi büyük ihtimalle.

Hayalimdeki kocaman cepleri de yaptım ama biraz sıkıntılı oldu.. Aslında ceplerin üst kısmı iki kat olmalıydı, ama yeterince kumaş yoktu maalesef:( Mecburen cebin iç tarafını kelebekli kumaşımla astarlayım cep alanını maksimize ettim. Dışarıdan görünmüyor ama giydiğimde ceplere doğru bakıyorum, kelebeklerimi görüyorum, mutlu oluyorum:))
(Bu arada kumaşım komple telalıydı. Herhangi bir telalama işlemi yapmadım, buna cepler de dahil.)
Ceplerle ilgili sıkıntı bu kadarla da kalmadı.
Haftasonu boyunca uğraştım, neredeyse bitirecektim, fakat son dakika farkettim ki , cepleri eğri dikmişim. Ve pazar gününün son işlemi, aşağıda kalan cebi sökmek oldu. Cebin tekrar yerine dikilmesi haftasonunu buldu.
Sonra da geriye pek bişey kalmadı zaten. Kapşon, peluş astarla pervazlar ve dış kısım olarak 3 parça halindeki kabanı birleştirmek.
Bu arada sevigli Aycan Hanımın bloğunda okuduğum astarlama yöntemini denedim. Normalde ben önce pervazları monte ediyordum, sonra astarı kendi içinde birleştirip, dış kısıma dikiyordum. Aycanın yöntemindeyse içte kalacak kısımlar ayrı, dışta kalacak kısımlar ayrı birleştiriliyor. Sanki daha kolay oldu gibi. Peluş olmasaydı çok daha kolay olabilirdi hatta. Astarlama yöntemini ben düzgün anlatamadım bu arada, ilgili yayın bir tık ötede, detaylı fotoğraflı çok güzel anlatmış Aycan Hanım.
Sonuçta cumartesi günü kabanım bitti, umarım havalar ısınmadan bir iki kere giyebilirim :)
Bu arada  bir süre peluş görmek istemiyorum. Evin her tarafında tüyler uçuşuyor, çok zorlu bir malzemeymiş :( Birkaç parça da arttı, yelek dikilecek sözde, umarım birdahaki kışa kadar unuturum bu tüy mevzusunu :))

Kalıp bilgisi: Burda 2003 Mart Sayısı