27 Eylül 2016 Salı

minnak mühendise sabahlık


Bu kumaşı çook severek almıştım. İnstagramdaki parça kumaş satışlarını bilir misiniz bilmem? Çok heyecanlı oluyor, ilk "aldım" yazan alabiliyor, yetişemeyip alamayanlar birbirini teselli ediyor falan :) Bazen gece yarılarına kadar uzuyor satışlar. Herkesin uykusu geliyor, ama ya güzel bişey paylaşırsa şimdi şeklinde tetikte bekliyor :)) Ben çok eğleniyorum:)

Bu kumaş da satışa çıktığında ben maalesef işyerindeydim. İlk "aldım" diyenlerden olamadım, kaç metre stok var onu da bilmiyorum, kadıncağızı bunalttım, kaldı mı, bana da yetecek mi falan diye :) En sonunda 3 metre alabildim de rahatladım :) Hatta sonrasından siyah beyaz snoopylisini de kaptım başka bir instagram satışından. Her ikisi de iki iplik (ya da üç emin değilim) denen penyelerden, kalın, pufiş pufiş:)

Eylül başında bu ilk snoopy'yi minik bir mühendis adayı için diktim, üniversiteye başlangıç hediyesi şeklinde. İkinci snoopy'i de seneye doktor olmak isteyen bir miniğe dikeceğim :)
Bizim minik, büyük kapşonları çok sevdiğinden, hobit kabanımda kullandığım kapşon kalıbını kullandım. 2015 Mayıs sayısındaki 102 numaralı model. Beden için de Burda  pratik dikiş dergisi 2015 Şubat sayısındaki manto modelini kullandım (4 D,E) 


Bu arada, ilk fotoğrafta mankenin üzerinde ismini daha doğrusu isimlerini görüyorsunuz. Takip edenler bilir, ne olsun bu kızcağızın adı diye düşünürken, mankenim bir süre isimsiz olarak kaldı. Çevremdeki herkes isim önerilerine başlayınca kafam iyice karışmıştı. En son bu konuyla ilgili çekiliş  yapmaya karar verdim.
Önerilen bütün isimleri fotoğraflarda görüldüğü üzere minik kağıtlara yazıp, ailemizin noteri (evet böyle bir kadro var bizde :))) ) çekilişi yapsın diye işyerime götürdüm. O arada bizim noter(!) izne çıktı, çekiliş kağıtları bir süre dolaştı benimle. Sonra çanta değişti, o çantada unutuldu kağıtlar, ardından isim olayı da unutuldu.. Derken günlerden bir gün, bu kağıtlar bir şekilde elime geldi ve tesadüfen kağıtlardan bir tanesi yere düştü :)) Tamam dedim bu bir işaret! Düşen kağıttaki isim "Tultan"'dı :) Sonrasında da bir taneyi kendim çekeyim dedim, iki isimli olsun:) O da "Zarife" oldu:) (Hadi itiraf edeyim, Zarifeyi bulmadan önce "Feramus" çıktıydı, ama onu görmemiş gibi yaptım:P)
Sonuçta mankenimin bir kimliği var artık, o bir Zarife Tultan :))







20 Eylül 2016 Salı

işaret ve işaretçilere uyunuz!


Kavurucu sıcaklarının bitmesiyle dikiş odama geri döndüm. Bu arada kumaş stoğum artmaya devam etti. Bu yazının konusu olan elbise ve ceketin kumaşlarını taa Nisan ayında almıştım.
Sözde yaz sezonuna dikecektim. Ama yükselen sıcaklık, dikiş hızımı düşürdü. Çok oyalamayacak parçalar seçmeme rağmen, motive olamadım, aklımdakilerin yarısını bile dikemedim:( Diktiklerimi  instagramda paylaştım aslında ama burada da yayınlayacağım ilk fırsatta.
Bayram tatilimi verimli geçiririm en azından diye düşündüm ama tatilin ancak son üç günü dikiş modum geri geldi. Aynı anda üç parça kestim, üç günde hepsini bitirdim :) Oh be, kendime geldim, şimdi yepis yeni kış procelerim var :)
Gelelim maceralı üçlü dikişime..

Bir kere "hadi keseyim şu üç parçayı aynı anda" şeklinde başlamadı olay. Öncelikle, aklında sadece bir etek dikmek vardı, dümdüz, çan, kemeri falan olmayan, basit bişey. Ki böylece bayram boyunca hiçbişey dikmemiş olmayacaktım. Bol paça pantolonumdan artan 50-60 santimetrelik bir  parçam vardı. Kalıbım da hazır, hoop, kestim gitti... Prova yaptım, güzel durdu. Overlokladım, süper.. Fermuar takayım, sonra pervazları telalarım dedim. Ara ara ara, fermuar yok. Evdeki tüm gizli fermuarlar abuk subuk renklerde. Mor, fıstık yeşili, kırmızı.. Hiç mi siyah, kahve olmaz, yok işte..

E şimdi tam havaya girmişim, bir fermuar almak için çıkar mıyım ben evden, çıkmammm :)
O noktada ikinci parçaya başladım. Bu ceketin kalıbını bi ara çıkarmıştım zaten, kumaş da keten ve koyu renk olunca, çizmesi kesmesi gayet hızlı oldu. İlk hedefim içini poplinle astarlamaktı. Ama teğelledikten sonra vazgeçtim. Sadece overloklayıp hayata devam edeyim dedim. Ama kumaşın rengini tam tutan ipliğim yok. Pıfff... Mecburen üçüncü parçaya da giriştim:)
Daha önce kışlık versiyonunu diktiğim Eylül 2015 Burda kalıbıyla, çizgili ince  keten kumaşımı da kestim gitti... Astar olarak da yine artık incecik bir kumaşı değerlendirdim. (Bu kumaşla da sallaş gömlek dikmiştim) Overlok sonrasında yine geldi sıra fermuara. Orjinalinde fermuar sırtta. Ve 40-50 cm olmalı. Ama elimde o kadar uzun fermuar yokk, en uzunu 25 cm falan! Mecburen (evden çıktım diyecem diye bekliyorsunuz di mi? hayırrr:)) ) fermuarı kol altına taktım:))
Ertesi gün fermuarımı, ipliklerimi alıp geldim, bir heves devam kaldığım yerden..
Gün boyunca defalarca elbisede ayrı cekette ayrı hatalar yaptım, söktüm, düzelttim falan ama, en dehşetli anlar, ceketin koluyla yaşadıklarımdı. Yaklaşık 2,5 saat uğraştım.

Daha önce de kol takmayla ilgili sıkıntı yaşadığımdan, özellikle kalıptaki tüm işaretleri kumaşa özenle aktarmıştım. Dergide de yazdığı üzere, kolları takarken yedirme yapmak gerekecek, bunun için de hiç üşenmedim, kollardaki ilgili işaretlerin arasını en büyük ayarda iki sıra dikiş geçtim, sonra gerektiği kadar büzdüm her iki kolu da. Sıra kolları gövdeye iğnelemeye gelince yine çakıldım!! Ne yaparsam yapayım, kol, durması gerektiği gibi durmuyor! omuzdaki işaretleri üst üste getirince, arkada yedirme ye gerek kalmıyor, öndeyse yedir yedir doymuyor! İğneleri söktüm, yedirmek için çektiğim büyük dikişleri de söktüm! Alttan daraltayım dedim. Tekrar taktım, daha doğrusu takmaya çalıştım, yok, olmadı! Koldaki ve gövdedeki eğimler tutmuyor zaten, delirecem!!

Sonra birden aklıma geldi, kolda ve gövdede denk gelmesi gereken işaretler sadece omuzda değil ki! Aşağıda bir yerde daha var bir işaret çifti, ve ben baştan beri o çifti görmezden geldim!! Baktım o işaret çifti birbirinden çoook ayrı düşmüş.. E ama bir araya getirince onları, bu sefer de kol altı dikişleri birbirini tutmuyor! Koşa koşa hazır ceketlerimden birini kontrol etmeye gittim, ve evet, aynen düşündüğüm gibi, o alt dikişlerin zaten tutması gerekmiyoooor!!! (Şimdi asıl şu mor kadife cekete takıldı aklım, hani ördek kanadı gibi bir kolu olacaktı nerdeyse de, teyzoş müdahale edince giyilebilir formata dönmüştü, acaba onda da mı böyle bir hata yaptımdı ben? Cesaret edemiyorum şimdi kalıba ve cekete ve işaret çiftine bakmaya, o öyle iyi bence, hiiiç bakıp moralimi bozmaya gerek yok)
Sonuçta, kollara tekrar geniş aralık dikişlerimi çektim, işaretlere harfiyen riayet ettim, başarıyla yedirdim, ve bir macera da böylece bitti...
Ceketin düğmelerini ben kapladım bu arada. Bu düğme kaplama olayını çok sevdim ben, ne uğraşacam yok tonu tutmadı, yok şeklini sevmedim derdiyle, aynı kumaştan kapla geç.. İlik açmak yerine de brit yaptım, çünkü modelin orjinali fermuarlı, düğme için ön parçaya iki üç santim eklemek lazımdı sanırım, ben o kısmı da kesim aşamasından sonra hatırlayınca birtten başka alternatifim kalmadı.
Bu arada kalıp bilgilerini de paylaşayım unutmadan, özellikle ceketin kalıbını çok sevdim ben, alternatif kumaşlarla tekrar kullanıcam kendisini. Kalıplar tabii ki Burda dergisinden, elbise Eylül 2015 sayısı 108 numaralı model, ceket de Haziran 2016 sayısı 121 numaralı model. Etek kalıpsız, mevcut eteklerden kopya çekildi, arkada pensleri ve gizli fermuarı, kemersiz, önde pens bile yok, dümdüz ve zahmetsiz:)