29 Kasım 2017 Çarşamba

kedili pazen picoşlarım


Kasım ayının efsane etkinliği bu sene de devam ediyor. Pazen kraliçem doktorcum Sevdacım, etkinlik sahibeleri olarak Ornitorenk Gonca ve Nuray Öğretmen'i belirledi.
Ben bu yıl yine 2 parça için hazırlık yaptım ama ancak 1 parçacık yetiştirebildim :(
Geçen yıldan beri aklımda pazen pijama takımı dikmek vardı.

Yıllaaar önce, istediğim erkek pijamasının hazırını tüm çabalarımıza rağmen bulamayınca, teyzem imdada yetişmişti her zamanki gibi. Turkuazımsı ve ayıcıklı bir pazenden bir erkek pijaması dikmişti:) O kadar severek giymiştim ki o takımımı, rengi solmasına, paçaları kısalmasına rağmen saklamaya devam ettim.
Pazen etkinliği başlar başlamaz annemi aradım, bana o picoşları bul hadi, aynından dikicem diye :)
Bu arada minnoş kedişli kumaşı instagram'da BursaKumaşPazari 'ndan aldım :)
Annem eski picişleri bulup bana ulaştırana kadar ben eski dergilerimden birinde uygun kalıp bulup dikime başladım. Biyeler için de teeee 2,5 yıl önce pazardan alıp, başarısız bir bluz denemesi yaptığım koyu mavi hafifi yünlü bir kumaştan artan parçaları kullandım.

Bu arada her eve lazım bir cetvelden bahsetmek isterim. Uzun zamandır aklımdaydı bu cetvel.
Evdeki artık kumaşları değerlendirmek için patchwork yapayım falan diye düşünürken bu cetvelin varlığından haberdar olmuş, ama adını öğrenememiştim. Instagramda paylaşan birini görünce hemen ismini de öğrendim, "Geoderek Cetvel" deniyormuş bu faydalı esere :)
Ve sadece patchworkçülerin değil, biyesini kendi yapan herkesin yardımcısı olabilirmiş :)

Teyzemin diktiği orijinal pijamada biyelerin içinden ip geçmiyor, bunu biyeleri hazırladıktan sonra farkettim. Ama o şekilde dikmek daha zor zaten.
Ben önce ip koyup diktim yaklaşık 2, 2,5 metre kadar hazırladığım biyeye. İçindeki ip sayesinde, montaj daha kolay oldu, fermuar ayağı kullanarak diktim ;)
Herşey hazırlanıp bittiğinde, bu picişin bir de düğmeye ihtiyacı olduğunu hatırladım. Ve tabii ki evde uygun düğme bulamadım :(

E iş başa  düştü yine, mecbur kendi düğmemi kendim kaplayacaktım.. Biye yaptığım kumaştan hiç artmamıştı. Daha doğrusu ben öyle sanıyordum :( Bu yüzden biraz önce bahsettiğim başarısız bluzun kollarından dört adet minnak yuvarlak kesiverdim. Böylece o başarısız bluz ile ilgili "bir gün düzeltirim ben bunu, giyilebilir hale getiririm" hayallerim de suya düştü.. Taa ki, aynı kumaşın hiç kesilmemiş bir parçasını bulana kadar.. Evet, maceralı bir elbise daha gelecek yakında ;) Ve kolları muhtemelen fakir kol olacak :D:D:D
Fakat iyi ki uygun düğme bulamayıp kendim kaplamışım, sonucu çok sevdim çünkü :)



Kolları ve paçaları bilerek bir parça uzun bıraktım, her ne kadar dikmeden önce pazenimi yıkamış olsam da, yine de çekme ihtimaline karşı önlem aldım ;)

Fotoğraflarda solumda gördüğünüz puf'u da ben diktim bu arada, kumaş yine bursakumaspazari 'ndan, duck bezi. İçinde daha kalın, kota benzer bir malzeme var, o sabit, ama filli kılıf çıkartılıp yıkanabiliyor. Alt kısmını 4 parça ve düğmeli yaptım, çıkarıp takması kolay olsun diye. İçi pamukla dolu, ama bundan sonra kumaş artıklarımı değerlendirmeyi düşünüyorum, fermuarlı bir puf içi daha dikip, atıklarımı doldurmaya başlayacağım bu haftasonu. Benim dikiş odamdan çıkan kırpık kumaşlardan senede 2 puf çıkar :D:D 

Kalıp bilgisi: Burda 2006 Aralık

24 Kasım 2017 Cuma

yer misin yemez misin :)))



Kol takarken en son yaklaşık 1,5 yıl önce mor kadife ceketimi dikerken bu kadar zorlanmıştım. Ki maceralarımı takip eden bilir, ceket, hele ki kadife ceket dikmek için çok acemiydim henüz. Şimdi çok mu ustasın demeyin, tabii ki değilim, ama o bilinçsizce kafa göz yararak başlayıp biten maceralarım çok azaldı (tabii ki bitmedi, ama azaldı) :)) En azından kol takarken sorun yaşamıyorum artık. Ya da iki hafta öncesine kadar öyle sanıyordum :D:D
Kuzenim dümdüz bir kaban istiyorum dediğinde, Kasım ayındaki #wardrobebuilder etkinliğinin konusu geldi aklıma: kaban ve ceket. Ve hemen ben dikerim sana diyerek kendim için de bir ilke imza attım :)) Kendim ve annem hariç kimseye kaban dikmemiştim daha önce. Anneme dikerken de, bir hafta bende kalacağı zamana  denk getirmiş, durmadan giy/çıkar yaptırmış, istediği değişiklikleri de kendi gözetiminde ve tüm sorumluluğu ona yükleyerek yapmıştım :):):)
Bunda ise durum bambaşka. Kuzimle yakın oturmuyoruz, öyle zırt pırt "gel bi şunu giy bakiim nasıl olmuş" yapamam. Ayrıca dikişten de anlamıyor, "şöyle yap, olur o, tüm sorumluluk bende" de demez bana. "Ben dikerim" dedikten sonra hafiften bi tırsma durumu başladı bende, ama çaktırmıyorum. Kalıp seçimini, en minnakı hariç tüm teyzelerin bir arada olduğu bir güne denk getirdik. Funt'un istediği çok bol olmaması, heyetin isteği de çok dar olmaması, sonuçta alınan ortak karar, Burda Dergisi 2017 Şubat sayısındaki trençkot kalıbıydı. Ben genişliğinden endişeliydim aslında biraz. Yakanın da biraz dar olduğunu düşünüyordum. Ama her ikisinin sonucu da beni memnun etti. Sahibinin durumu nedir bilmiyorum :)))

İlk hafta her şey çok yolunda gitti. Bir hafta sonu kalıp çıkarma, kesim ve tela olayını hallettim, ön, arka parçaları yanlardan ve omuzlardan teğelledim, ve ertesi hafta sonu yapılacak ilk ve tek provayı beklemeye başladım.
Bu arada bir gece ansızın Aycan Ulus'u "hadi sana bi uzmanlık sorusu" şeklinde dürtükleyerek, nerde ve ne zaman okuduğumu hatırlamadığım tela bilgisini teyit ettirdim. "Evet" dedi o da, "Kollar hariç her yeri telalamak iyidir. Belden aşağısını boşver ama bel çizgisine kadar yapıştır telayı gitsin" dedi. Aynen dediği gibi yaptım ben de :)
Sonra yaklaşık 5 gün süren sancılı bekleyiş sonunda, prova vakti geldi çattı.
Ödüm kopuyor ki bol olacak diye… Ama çaaat diye oturdu üzerine , tek bir iğne/iplik yerini değiştirmeme gerek kalmadı :) (Bu arada kalıbın orijinalinde pensler var belde. Heyet, onların iptaline karar vermişti, beline kuşak takılacak olduğu için pense gerek yokmuş.
Başarılı provanın ardından, misafirlerimi yolcu eder etmez oturdum makinemin başına. Çıtır pıtır dikmeye başladım. "Yarın akşama biter yaaa", diyorum bi yandan da, o ne özgüven o!!!
Kabanın kollarında yaşadığım eziyet olmasa biterdi gerçi :(
Pazar sabahı kabanın en çok korktuğum yeri olan yakayı bitirdim. Daha önce Mevlüde Sultanın paylaştığı video'yu adım adım takip ettim.  Tek zorlandığım nokta, astarı ve pervazı birbirine dikmiş olmamdı. Aycan'ın bloğundan öğrenmiştim bu şekilde astarlama yöntemini, ilk defa mor peluş kabanımda denemiş ve sevmiştim.
Bi de kaşe kumaşı ütüleyince dikiş payları olduğu gibi iz yaptı, aman dikkat, ütü bezi bile kullanmıştım oysa ki :(  Neyse ki sonra tekrar sadece buhar basınca izler hemen hemen yok oldu.



Sonra sıra geldi kolların montajına. Bu arada astarın kollarını montelemiştim. Her zamanki klasik yöntemle, yedirme işaretlerinin arasına en geniş dikiş aralığı ile, biri kenara çok yakın, biri de ona 7mm uzaklıkta olacak şekilde iki sıra dikişimi çektim. Beden ve kollardaki birleşim yerlerini iğneledim, yedirilecek yerleri çektiğim dikişi büzdürerek bedendeki işaretlerin arasına sığdırdım. İğneledim, makinaya çektim. Birkaç yerde hafif bi büzüşme oldu sadece, onları da kaale almadım açıkçası.. Ama ne zaman ki gerçek kollarda aynı yöntemi uyguladım, sonuç facia!!



İlk elin günahı olmaz dedim, söktüm, bi daha büzdürdüm, iğneledim/teğelledim, yok, yine aynı. Yedirilmesi gereken parça o kadar büyük ki, beden onu yemiyor!! Bi daha söktüm!!! Bu sefer sadece büzüklü kısımları söktüm.. Ve ara verdim..
Pazartesi günü cepleri hazırladım. Kollara hiiç bulaşmadım.
Salı günü kemerin britlerini hazırladım, ama aklım kollarda.
İşaretleri tekrar kalıptan kumaşa aktardım, ve yaşadığım sıkıntının temel sebebi belli oldu. Kol kalıbındaki omuz işaretini kumaşa yanlış geçirmişim. 1 cm fark var!! Sanırım omuz çizgisi ile iplik yolu çizgisini karıştırmışım :(

Bu arada internette de araştırma halindeyim. Şu adreste (https://www.craftsy.com/blog/2014/02/sewing-in-set-in-sleeves/)
bulduğum püf noktalarından bir kısmını zaten uyguluyordum, tek fark burada geniş aralıklı dikiş çekmiyor, direk iğnelerle yedirmeyi yapıyordu. Kaybedecek bir şeyim olmadığına göre, bir de sadece iğneyle denemeli dedim. Yazıda anlatılan yöntemde kürdan kullanmıyordu, kürdan tamamen benim cin fikrim :PP

(Bu arada kalıptaki işaretleri tekrar kontrol ettim kumaşın üzerine doğru mu aktarmışım diye, ve sanırım sorunun sebebi buymuş, omuz işaretini 1 santimetre kadar kaydırmışım. Nasıl bilmiyorum ama yapmışım :(( )
Önce kol ve gövdedeki işaretleri birbirine iğneledim.
Yuvarlak yedirme işaretlerine gelene kadar normal iğnelemeye devam ettim.
Sonra zaten yedirmem gereken yerler kendini belli ediyor.
Yazıdaki öneri, koldaki yedirilecek hattın tam ortasını, gövdedeki karşılık gelen hattın tam ortasına iğnelemek. Sonra oluşan iki ayrı hattı da aynı şekilde ortalayıp iğnelemeye devam etmek.
Önce bu şekilde başladım iğnelemeye, sonra düşündüm ki, bu yöntemle elde edilen eşit iğne aralıklarını, bir şekilde elde edersem, sanki daha hızlı ilerler iş. Ve en uygun malzeme olarak aklıma kürdan geldi :)
Kürdanımı alıp başladım iğnelemeye, çok da zevkli bir işlem oldu, ister misiniz şimdi kol takmayı sever hale geleyim :D





İğneleme işi bittikten sonra, teğel yaparak devam etmek en iyisi aslında ama ben makinanın iğnesini kırmayı göze alarak direk makine dikişine geçtim. Şekilde görüldüğü gibi, iğneler altta kalacak şekilde makinaya yerleştirdim ve en yavaş modda dikmeye başladım.
Sonuç gayet başarılı oldu :))

Sonrası zaten, ceplerin ve kemer britlerinin montajı, kol ve etek ucunun kapatılması, sorunsuz adımlar… (yani tabii tamamen sorunsuz demiyelim de, benim için ne kadar sorunsuz olabilirse diyelim:D )





Bu maceradan aldığın ders ne oldu derseniz, şöyle özetleyeyim:
Kaşe gibi kalın kumaşlarda, kola geniş dikiş çekip büzdürme yaparak yedirmek sıkıntı çıkarabiliyor. Bu yüzden, direk toplu iğne yardımıyla yedirme yapmak daha düzgün sonuç veriyor. Bu sırada minnak bir kürdandan yardım almak ise, olayı pratik ve eğlenceli hale getiriyor :)

Kabanı sahibine teslim ettim, ama üzerinde fotoğraflamayı unuttum:( İyi ki kendi üzerimde fotoğraflamışım vermeden önce.

Bir sonraki maceramda görüşmek üzere diyor, Pazenlere Fısıldayan Kadınlar/Çiçekler ve Kadınlar etkinliği için pazen picişimin bitmek üzere olduğunu da belirtmeden geçemiyorum :)

Kalıp Bilgisi: Burda Şubat 2017 103 numaralı model

15 Kasım 2017 Çarşamba

yeni ütü yardımcılarım, sosis ve jambon!


Bu arkadaşları yakın zamanda dikip instagramda paylaştım. Ayselcim "blogda da paylaşsan ne güzel olur " dedi, tabii dedim ama bir türlü fırsat olmadı, ancak bugün :)
Blog daha kullanışlı, seviyorum ben burayı. İnstagramda eskiden paylaştığım bir şeyi bulmak eziyet oluyor, burası o açıdan açık ara önde olduğu gibi, detayları da yazdığım için, hafıza problemime de iyi geliyor :)))



İnstagramda bir etkinlik sırasında keşfedip takibe aldığım @tillybuttons hesabının bloğu da en az instagram hesabı kadar eğlenceli ve pratik bilgilerle dolu.
Bir vakitler denk geldiğim aşağıdaki post'ta, sosis ve jambonumuzun ücretsiz kalıp linkini bulabilirsiniz:





Kalıpları indirdikten sonra, geri kalan işlem çok basit zaten. İki adet iç, iki adet dış parça kesilecek kumaştan.

Benim iç parçalarım "acaba nedir" diyerek aldığım muslin kumaştan. Dış parçaları ise birtarafı keten (şuradaki ceketten artan parçalardan), diğer tarafı da şuradaki elbisemin incecik şilebezi benzeri kumaşından (aynı kumaşın mavisinden anneme yaz elbisesi dikmiştim, ondan artan parçayı kullandım). Kumaşın cinsini bilmiyorum ama Amasra'da renk renk desen desen mevcut, önümüzdeki yaz alternatif renk ve desenlerini almak için bir Amasra turu planlıyorum ;)

Kalıba göre kestiğim kumaşların penslerini kapattıktan sonra, beyaz müslinler içte, diğerleri dışta kalacak şekilde üstüste koyup 5-6 cm'lik bir açıklık kalacak şekilde dikiyoruz.

Sonra da içini dolduruyoruz.
İç dolgu malzemesi olarak talaş en güzel seçenek aslında. Bu amaçla arkadaşımın atölyesinden edindiğim talaşları kullanmayı düşünüyordum, fakat daha yarısını dolduramadan fena halde toz çıkardığını farkettim. Hemen boşaltıp yıkadım kılıfı. Sonra aklıma çook eskilerden kalma içi pamuk dolgulu, ve sertliğinden dolayı kullanmadığım yastıklar geldi. Hemen bir tanesini söküp içindekileri sıkışık bir biçimde kılıflarıma doldurdum. Sonra da açıklığı elde dikerek kapattım.
Şimdilik yeterli sertlikteler. Zamanla yumuşayabilirmiş ama.


Sosisle jambonu Instagram'da paylaştığımda, iç dolgu alternatifleri hakkında yazışmalar oldu. Oradan yazılan önerileri ve sahiplerini de ekliyorum:
  • Fındık kabuğu (@nelerdiksem , yani ben :) ama @aycaninatolyesi'nin dediği gibi bana da çok mantıklı gelmedi, fazla sert sivri olacak kabuklar, kumaşın dışına taşıp ütülediğim malzemeyi zedeleyebilir)
  • Petshoplarda hamsterlar için satılan talaş (yine ben, @nelerdiksem, benim edindiğim talaşlardan daha tozsuz olacağını düşünüyorum)
  • Kepek (@aysegulevde, link verriken farkettim, aysegul'ün bloğu da varmış: http://aysegulevde.blogspot.com.tr/)
  • Talaş (@meteilyeter69 , onun talaşları toz yapmamış, iki kılıf dikmiş o da)
  • Kırpıntı kumaşlarla sıkı sıkı doldurmayı denedin mi? Eski terziler öyle yaparmış (diyor @atelierbyml )

Dikdikten sonra, sosisi hemen bir süredir dikmekte olduğum kabanın omuz dikişlerinde denedim, çok memnun kaldım, bu vakte kadar niye ertelemişim bu arkadaşları dikmeyi…

Kalıp bilgisi:  Victory Patterns Tailors Ham and Tailors Sausage