9 Mayıs 2019 Perşembe

Eylül Burda'sındaki ceketi nihayet diktim :)






Bloğuma daha fazla vakit ayırma kararı aldığım bir dönemdeyim yine, macera yazmayı özledim :) Instagram iyi hoş da, telefonda bıt bıt bıt , 3 cümle yazacam diye canım çıkıyor. Böyle paragraflarca çektiklerimi anlatamıyorum orada :) Bu sefer öyle kötü bişey gelmedi gerçi başıma ;)


 Ama ceketin ceplerini çözmek çok zamanımı aldı. Ben de belki başkalarına faydası olur diye cepleri dikerken adım adım fotoğrafladım.


Ceketim, Burda 2018 Ekim sayısından, parça sayısı bol bir model, kalıbı çıkarırken kes kes bitmiyor.. Kumaşı ve astarı keserken de öyle.







Bu arada kumaş ihtiyacı dergide,  2,40m dış, 1,5m de astar için olarak belirtilmiş. Benim kumaşım sadece 2 metreydi, tüh dedim yetmeyecek. Kemerini yapmam zaten, cep torbalarının ikisini de astardan yaparım, bir ihtimal yeter belki diye kumaşı serip baktım. Aaa, baktım sadece kemerden feragat ederek (ki zaten kemer istemiyordum)  hem cekete yetiyor kumaş, hem de altına bir dar etek çıkıyor :D (dar eteği sonbaharda dikeceğim)
Astar olarak kullandığım kumaş Serpilciğimin (@hobisehrim) hediyesiydi. Kocaman bir parçaydı, sadece 1 metresini falan kullandım. Artandan da elbise yapmak niyetindeyim ;) Ama çok güzel oldu içi, çok sevdim ben.

Altındaki eteği de bu kış başında dikmiştim. Favori kalıplarımdan olur kendisi, 2017 Şubat Burda'sından.

Öndeki iki iri düğmeyi kendi kumaşından kapladım(çıtçıt basma aleti aldım geçen yıl, düğme de kaplıyor, her eve lazım bence;) ona özel bir yazı hazırlamak istiyorum bir ara).
Düğmelere ilik açmak yerine altlarına çıtçıt diktim;)

Tüm parçaları kesmek ve overloklamak neredeyse 1 günümü aldı. O haftasonunun kalan 1 gününde de cebi çözmeye uğraştım, çözemedim :( Sinir oldum bıraktım ben de. Bazen hiç dikiş modum olmuyor, öyle zamanlardan biriydi o gün de, dikiş odasına girmedim bile. Aslında belki de o kadar zor değildi cebi çözmek ama, işime geldi sanırım çözememek ;)

Ertesi haftasonu cep elimden kurtulamadı :)


Öncelikle ön parçaya alt yan ve üst yan parçaları diktim. Alt yan ve üst yan parça bu noktada birleştirilmiyor

Alt yan kalıbının üzerinde bir işaret var, o işareti kumaşa geçirmeyi atlamamak lazım. Aynı şekilde ön parçada da bir kesim işareti var cep açıklığının olduğu yerde o işaret de önemli.

Fotoğrafta görüldüğü gibi o iki işaretin arası cep girişimizi olacak.










Bu sebeple, cep girişi olacak (iki işaret arasındaki bölgedeki) dikiş paylarını kesiyoruz..

Hatta dikiş payıyla yetinmeyip kesiği ön parçadaki işarete kadar devam ettiriyoruz. Ben bu kesikler konusunda biraz tırsık olduğumdan,  işarete gelmeden durmuşum mesela şekilde görüldüğü gibi :):)

Kesiği attıktan sonra, üst yan ve alt yan parçaları, kalan dikiş paylarını kullanarak birbirine diktim.

Kumaşın arkasından daha net görünmüş olay.

Böylelikle biyemi ve cep kapağımı monte edeceğim açıklığı elde etmiş oldum. Sonrası kolay artık. Yani nispeten kolay :D:D

Şimdilik bu açıklığı teğelledim.

Ardından da cevresini telaladım, ki sonradan pişman olduğum bir nokta var burada,






Evet, şekilde de görüldüğü gibi ütülediğim dikiş payını telanın altına aldım. Neden böyle bir saçmalık yaptım hiç anlamıyorum ama yaptım bir kere :(

Biyeyi döndürürken hata verdi burası :D:D kestim birbirinden ayırdım telayla dikiş payını ama yine de yeterli olmadı. O dikiş payının altı telasız kaldı çünkü, hafif bir esneme yaptı o köşe, ya da bana öyle geldi, psikolocik :PP









Kumaşın düzünden biyelerimi yerleştirip teğelledim.
Evet, teğel yapmaktan içim çekildi bu cekette, bir sonraki projem iğnele-dik yapılabilecek kadar basit bir kalıp olacak emin olun!!









Aaa, şimdi farkettim, biyelerin üzerinden çektiğim dikişin fotosu yok. Tüh, bozdum seriyi. Neyse, nasıl olsa o kısım gözünüzün önüne gelmiştir, cep açıklığını sınırlayacak dikişi çektim. İkiye katlanmış biyeler tam bir ayak genişliğindeydi, çok kolay oldu bu dikiş de :)

Fakat zor kısım o biyeleri içeri döndürmekti.
Tekrar aynı kalıbı kullanırsam, dergide gösterdiği gibi biyelerin tamamını değil sadece yarısını telalardım. Hatta hiç telalamamayı bile düşünebilirim. Çok kalın oldu, o kadar ki biye uçlarından dikiş geçmeye çalışırken iğnemi kırdım :(




Biyenin sade hali ;) Sağ tarafta bir sıkıntı var evet,kalınlıktan işte onlar hep :( Ama nasıl olsa cep kapağı o sıkıntıyı kapatacak, panik yok :)




Hazırladığım kapağı cep boşluğuna yerleştirip üst biyenin dikiş payına diktim (ütüsüz gibi durmuş fotoğrafta o kapak, ama ütülü aslında ;) )






Ve son..
Kırmızı okun işaret ettiği yer muhtemelen telayı dikiş payının üzerine yapıştırdığım yerlerden biri :(

Ama öyle göze batacak kadar kötü bir potluk değil kesinlikle

Sonuç olarak mükemmel bir kapaklı biyeli cep çalışması (adı bu olmayabilir, idare edin ;P:D:D) değil tabii ki, ama beni memnun edecek kadar iyi :)






Kalıp Bilgisi:
Ceket: Burda 2018 Ekim sayısı
Etek:Burda 2017 Şubat sayısı








16 Nisan 2019 Salı

nasıl bir dikiş makinesi almalı??


Dikişe yeni başlayacak olanların en çok kafasını karıştıran soru bu sanırım, "hangi makineyi almalıyım ?"

Gerçi ben dikiş macerama bu soru ile başlamamıştım  :)) İlk makinemi marketten alırken hemen hemen hiç araştırma yapmadan almıştım. Fiyatı çok uygun gelince, "ben bunu alayım, yastık kılıfı dikerim, pantolon paçaları için terziye gitmem, çok yer de kaplamıyor zaten, evde bulunsun" diye düşünüp alıvermiştim :)

İyi ki de almışım, o ayrı ama şimdiki aklım olsa, daha doğrusu dikişten bu kadar zevk alacağımı bilsem, daha orta seviye bir seçim yapardım.

Marketten aldığım makineyi 1 yıl kadar kullandıktan ve dikişin hayatımdaki yeri oldukça sağlamlaştıktan sonra, giriş seviyesindeki makinemi (Singer Promise) yenilemeye karar verdim. İşte o zaman internet üzerinde kapsamlı bir araştırma yaptım. Ama tüm bu araştırmanın sonucunda bile kafamda herşey netleşmemişti.

Makinaların özelliklerini okuyunca, hepsi de son derece gerekliymiş gibi hissediyor insan. Ama temelde işe yarayacak ve hız ve pratiklik kazandıracak özellikler çok fazla değil, ve orta seviye bir makine birçok dikişseverin işini fazlasıyla görecektir.

Benim şu anda kullandığım makine Bindallı Vera 250. Son derece memnunum kendisinden. Birçok güzel özelliği var. Bu özelliklerden bir kısmını aktif bir şekilde kullanmakla birlikte, bir kısmını hemen hemen hiç kullanmadım diyebilirim :)

En sık kullandığım ve bundan sonra tekrar makine almam gerekirse(ki sanmıyorum, Bindallıcığım beni uzun yıllar idare eder gibime geliyor) olmazsa olmaz diyeceğim özellikler:


  • Sessiz çalışma
Bu özellik benim gibi apartman tarzı binalarda yaşayanlar için şart. Bazen gecenin bir yarısı ya da sabah çok erken dikiş dikmek isteyebiliyor canım. Eski makinam mekanik bir modeldi , aşırı olmasa da belli bir ses seviyesinin üzerine çıkardı. Şimdiki ise elektronik bir model, ve daha sakin çalışıyor. Tabi hızını arttırdığımda bir miktar daha gürültülü çalışıyor ama sabah 8de, en düşük hızda, kimseyi rahatsız etmeden dikebiliyorum :) 
  • Otomatik iplik takma sistemi  
Bu özellliğe burun kıvırmayın litfen, her fani kırkından sonra gözle ilgili sıkıntı yaşamaya başlayacak:))  İğne deliğini görecem diye debelenmiyorsunuz bu harika özellik sayesinde, şip-şak, iki hareket, ve iplik iğneden geçti bile;) Ben geçen sene bir arkadaşım için makina özelliklerini yorumladığım bir mail yazmıştım (ki bu yayın da o mailin gözden geçirilip düzenlenmiş hali) O mailde "elzem değil" yazmışım bu özellik için, ama hızlı iplik değiştirmek istiyorsanız, bence şart. Gerçi aynı işleve sahip bir aparat da var tuhafiyecilerde bulunabilecek, overlok makinamla birlikte gelmiş bana bir tane, ama makinanın üzerindeki gibi pratik olmuyor.
  • İğne pozisyonu ayarı 
İlk makinemde hiçbir şekilde iğne pozisyonu ayarlanamıyordu ama yenisinde 0-7 milimetrelik aralık boyunca 0,5 milimlik adımlarla iğne pozisyonu ayarlanabiliyor. Bu özelliği çok sık kullanıyorum. Kesinlikle tavsiye ederim, birçok dikişte inanılmaz kolaylık sağlıyor. 
  • Zikzak genişlik ayarı: 
Benimki 0-7 milimetre. Bu aralık ne kadar geniş olursa o kadar iyi
  • Dikiş Boyu
Benimki 0-4,5 milimetre. Bu da tıpkı zikzak genişliği gibi, ne kadar fazla o kadar iyi ;)
  • İlik açma
Bu da olmazsa olmazlarımdan. İlk makinam 4 adımda ilik açıyordu, ve sadece tek tipti. Şimdikinde ise 8 farklı desende ve tek adımda ilik açılabiliyor. Her iki tip de iş görür bence. Yani 8 farklı şekilde ve tek adımda olması şart değil, ama ilik açabiliyor olması şart..
  • Değiştirilebilir baskı ayakları
Baskı ayakları candır!! Ben ilk makinemi aldıktan sonra 6-7 tane de ayak almıştım değişik işlevlere sahip. Her marka/modelin uyumlu ayakları farklı oluyor ama, benim şansıma Singer'in ayakları Bindallı'ya da uydu :) Bir çok ayağı sıklıkla kullanıyorum. Özellikle fermuar ayağı ve gizli fermuar ayağı her eve lazım ;) 
  • Geri dikiş ve otomatik kilitleme düğmeleri 
Geri dikiş eski makinemde de vardı, kesinlikle olmalı her makinede, ama otomatik kilitleme Bindallıyla birlikte kavuştuğum bir özellik. Ve kendisinden vazgeçmek istemem. Otomatik kilitleme düğmesine bastığımda, iğne olduğu yere birkaç kere inip çıkarak dikişin açılmasını engelleyecek şekilde ipliği kilitliyor.  
Olmazsa olmaz özelliklerim bu kadar aslında, tabi başta da dediğim gibi şu an sahip olduğum başka özellikler de var ama onlarsız da yaşayabilirim :)


Mesela Bindallımı alırken bayıldığım bir özelliği iki ayrı fontta yazı yazabilmesiydi. İlk hevesle, diktiğim birkaç parçaya ismimi yazdım, o kadar :)





Bunun dışında bir de marka sorunu var dikiş makinesi alacakların kafasında. Bu konuda yorum yapabilecek kadar farklı marka/model kullanmadığımdan, tavsiye edeceğim spesifik bir marka yok. Ama Aldığınız makinanın yaygın bir servis ağına sahip olması önemli. Yaşadığınız şehirde bayisi ya da teknik servisi yoksa, marka ne kadar mükemmel olsa da riske girmiş sayılırsınız. Şahsen ben makinamı paketleyip kargoya vererek servise göndermeyi tercih etmem.

Burada bahsettiğim tüm olmalı ya da olmasa da olur özelliklerin benim dikiş alışkanlıklarımla ilgili olduğunu hatırlatarak yazımı sonlandırayım :)

En kısa zamanda yeni dikiş maceralarımı yazabilmek dileğiyle, sevgiler..




19 Mart 2019 Salı

peluş yakalı gülkurusu kaban







Ekim ayı Burda'sında gözüme kestirdiğim kalıbı dikmek ancak Şubat sonunda mümkün oldu. 
Dergi çıkar çıkmaz, hatta dergiden de önce, önizlemesini gördüm göreli aklımdaydı oysa ki.. Stoğumda kaşe de yünlü de mevcuttu, kafamı karıştıran o oldu biraz. Hangi kumaştan diksem, kapşonlu mu dik yakalı mı diksem diye karar vermeye çalışırken araya bir sürü başka kalıp girdi. 

Araya girenleri blogda yayınlamadım, ama instagramda bir kısmı mevcut. Instagramda beni takip etmiyor olsanız bile, yan taraftaki linklerden instagram sayfama göz atabilirsiniz ;)







Bir cumartesi sabahı kumaşı serip çizmeye başladım, üç parça çizdikten sonra vazgeçip topladım, o kadar kararsızdım yani :)
En sonunda, Şubat ayının 16'sında, yani resmi olarak kışın bitmesine sadece 2 hafta kalmışken, bu gördüğünüz yünlü kumaşta karar kıldım. 












Normalde en az 2 haftasonu sürer benim kaban dikişim, ama "eyvah kış bitiyor" şeklinde hızlıca dikip ertesi cumartesi akşamı giydim kabanımı :)
Kalıpla ilgili sıkıntı çıkmadı hiç. Sadece kolları gövdeye takarken, normalinden yarım santimetre kadar içten diktim (omuzları azıcık daraltmış oldum yani). Genelde burda kalıplarının omuzlarında oynama yapıyorum zaten ;)







Kumaşım parcakumas.com sitesinden aldığım yünlü kumaşlardan biri. Dokusunu çok sevdim, aynısının farklı renklerini de alsaydım keşke.. Çift taraflı kullanılabilen kumaşlardan. Ve boyuna 3 (hatta arkasında 5) farklı tondan oluşan bir gülkurusu renginde.
Fotoğraflardan tam anlaşılmıyor ama kabanın yan parçaları ve fermuarı kapatan pat en açık ton, ön/arka orta parçalar orta ton, yakası ise en koyu ton kumaşa denk gelecek şekilde kesildi. Bordo renkli floş astar kullandım, arada açıp içine bakıp gülümseyip kapatıyorum :D




Seyyar yakasında kullandığım peluş, iki yıl önce diktiğim mor kabandan artmıştı. Küçük parçaları atmaya kıyamamak, böyle işe yarıyor işte bazen :)

Bir de daha önce diktiğim kabanlarda, ceket diker gibi etek uçlarını da içten makineye çekiyordum.
Teyzem bu duruma müdahale etti. (Sonradan farkettim ki dergide de aynı yöntemi öneriyor). "Sen kabanların eteklerini makinaya çekiyorsun konfeksiyon usulü, öyle de olur tabii de, aslında elde dikilirse daha hoş olur" dedi.










Öyle yaptım ben de. Daha da kolay oldu üstelik. Koldan boşluk bırak, içe döndür falan uğraşmamış oldum ;) E tabi bir parça daha uzun sürdü ama elde dikmek de keyifli aslında. Tabi söz konusu teğellemek olmadığı sürece :D:D



Sonuçta kabanımı severek giyiyorum, kalıbı da tavsiye ediyorum. Seneye aynı kalıbın kapşonlusunu da dikermişim gibime geliyor ;)

Kalıp bilgisi: 
Kaban: Burda 2018 Ekim

14 Şubat 2019 Perşembe

tüm kıyafetlerini kendi diken kadın :)


Bu seneki hedeflerimden biri sadeleşmekti. Sadece dikiş odamda değil, evimde de genel bir sadeleşme operasyonuna başladım. Nasıl başlamalı, neler yapmalı derken, bir süre önce www.turkisiminimalizm.com websitesini keşfetmiştim . Ardından instagram hesabını (@turkisiminimalizm) ve youtube kanalını da  takibe aldım. 
Hale’nin sitesinde, minimalizm, sıfır atık, sadeleşme ve benzeri başlıklarda harika yazıları var.
İlk keşfettiğimde uzun saatler geçirdim web sitesinde :) Sürekli güncellenen ve çok çok işime yarayan bir içeriğe sahip. Herhafta hevesle bekliyorum yeni yazılarını. 
Geçtiğimiz günlerde, instagramdaki beğenilerim ve ilginç bulduğu "nelerdiksem" hesap adım Hale'nin dikkatini çekmiş :)  
Veee sonuçta  www.turkisiminimalizm.com ‘da bugün ben varım 😊
https://www.turkisiminimalizm.com/minimalizm-blog/tum-kiyafetlerini-kendi-diken-kadin