27 Aralık 2015 Pazar

etkinlik insanıyım ben :)))


 diktim diktim giydim bloğunun etkinliğin katıldıım:)  Acemiyim ama dışlamayın beni, beni de alın dedim, kareli kumaşım da var, bırakın keseyim bırakın dikeyim dedim :) "peki ama az bi sakin" dediler :))Sonuçtaaa, şurada bahsettiğim kareli kumaştan dizaltı eteğime başlıyoruum, dememle bitirmem bir oldu :) Çünküüü, astar dikmedim :)
Astarsız olsun, her bişeyi akşam diker sabah giyerim, deeermişim :P
Fakat o durduğu yerde durmayan astarı kesmek de dikmek de ayrı dert bana :(

Bu eteğin kumaşı kaban kumaşı olduğundan iç göstermek gibi bir şansı yoktu zaten. Ama yine de adettendir, mecbur yapacaz astarı da diye düşünüyordum. Eteğin kabası ortaya çıkıp sıra astarına ve beline gelince test ettim. İnce çorapla sıkıntı yok fakat penye çoraplarda bi parça  kayma oluyor. Amaaan, penye çorapla da giymeyiveririm canım, diyip, belini de bitirdim.
Ama etkinliğim bitti mi, hayırrr. Yaz sezonunda cumartesi pazarından bulduğum ve çok çok sevdiğim mavi karelimi de dikeyim diyorum hazır yeri gelmişken.

 
Gömlek dikerim diye düşünmüştüm. Yakalı gömleklerden hoşlanmadığım için değişik bir gömlek modeli arayışındayım şimdi.
Üzerimdeki trikoyu da ben diktim. Kumaşını bursakumaspazari’ndan sipariş etmiştim aylaar önce. Bir türlü sıra gelememişti. Sonra baktım ki bu etekle rengi çok uydu, hemen aksiyona geçtim. Düz bir kalıp var elimde, ne için çıkarmıştım hatırlamıyorum, ama gömlek kalıbıydı. Pensi falan yok, dümdüz, yakası da yok. Aynı kalıpla diktiğim sanırım dördüncü üst bu. İlkini orta kalınlıkta yeşil bir penyeden dikmiştim. Yakasını biraz genişçe kesmiştim ilk seferinde. Aaa bak şimdi hatırladım, 36 bedendi bu kalıp ilk başta. Son iki seferde 34’e indirdim bedeni. (kalıp çıkarırken 34 küçük görünmüştü gözüme, 36 kesip, 34ün de çizgilerini almıştım.) İlk diktiğim penyenin yakasına bir de bağlamalı falan atraksiyon yapmıştım, yaşlı teyze yakası oldu resmen, nefret ettim, söktüm bi daha diktim yakayı :)) Genişçe bi boğazlı oldu son hali. Kalıpla ikinci denemem incecik bir adet siyah triko idi (ki şu satırları yazarken üzerimde kendisi:)  ), ve çok bol oldu. Sonrasında ben de kalıbı 34’e indirdim. Lacivert bir kışlık penyemsi/jarsemsi kumaş almıştım yine instagramdan, kumask_ kullanıcısından. Tam istediğim gibi oldu, ve sıkılıkla giyiyorum onu da. Boğazlı yine, ama keşke boğazını birazcık daha yüksek yapsaymışım.
Sonuncu parçam da bu kahverengi triko oldu. Kolları ve etek ucunu daha kısa kestiğim parçaları lastik gibi dikerek yaptım. Çok hoşuma gitti, hazır gibi oldu J Yakasını da yüksekçe kestim bu sefer, ama yaka feci sıkıntılı. Tam yaka oyuntusu ölçüsünde kestim aslında yaka parçasını. Takmadan önce rahat geçiyordu kafamdan. Ama yakayı takınca maalesef öyle olmadıL kafamdan geçiyor ama çoook zorlanarak. Saç baş dağılıyor giyince yani:) Makyajlıyken de giyip çıkarmamak lazım tabi :) Ama sökmekle uğraşamam, böyle takılacam bi süre, sonra da boğazsız hale getiririm herhalde..

25 Aralık 2015 Cuma

bana ninja ninjaaaa dediler!!



Sen uğraş, didin, dik, giy, sonra çok bilmişin biri gelsin "ninja gibi olmuşsun" desin! Ne ninjası yaaa, Hobitim ben Hobit! Ninja dediğin yeşil ve kabuklu olur, pelerin bu kabuk mu! (ninja demek Teenage Mutant Ninja Turtles demek benim için, başka bi anlamı yok:)) Gerçek ninjalar ne bozuluyodur bunlara, şöhretimizi iki paralık ettiler diye :P )
Hobitten başka herşeye benzetildim zaten. Bordo berem ve eldivenlerimle gören biri de kırmızı başlıklı kız olmuşsun dedi :) Ninjadan iyidir tabii, de kırmızı başlıklı kızdan çok hazzetmem ben, neyse olsun ama, Donatellodan iyi görünüyor en azından :)) Bakalım kış boyunca başka neler çıkacak :)))
Kaşe dikmek çok kolay bu arada, hiç korktuğum gibi olmadı. Çok kalın olacak, dikerken zorlanacam, ütü tutmayacak falan diye baya tırsmıştım ama, çok hızlı bi şekilde kaşe kısmı dikildi. Gel gör ki astar beni mahvetti. Şu astar olayına nasıl bir pratik çözüm bulacam bilmiyorum. Kesmesi ayrı dert, dikmesi ayrı dert, kabana geçirmesi apayrı dert :(dışı iki günde bitti, içi 7 gün süründü resmen.
Aa, bi de ceplerle uğraştım baya bir süre. yapması değil de cesaretimi toplamam uzun sürdü :) İlk defa ilik cep yaptım. Tabi tam düzgün ve doğru yapamamışım. Şükroşum teyzoşum anlattı doğrusunu. Tela kullanmam lazımmış daha düzgün durması için. Yeni bir kabanımsı projem daha var, onda daha düzgün bir görüntü elde ediciim :))
Bir de kapşon kısmını elden geçirmem gerekiyor tekrar. Kapşonun dış kenarına ince bir dikiş çekmem gerekirmiş daha düzgün bir görüntü için. Şimdilik dikişsiz giyiyorum, ilerleyen günlerde gerekli müdahale yapılacaktır..
Bu pelerin için artan biraz kaşe kumaşım daha var, sıradaki büyük projem o olacak gibi..
Burda Pratik Dikiş dergisinin son sayısında dümdüz bir kabanımsı var. Artan kumaşla hedefim o. Ama elimdeki kaşe biraz ince. Soğuktan koruma kısmı sıkıntılı. Geçen gün internette alternatif astar fikirleri araştırken bir blog buldum: Kumasca. Peluş kullanmış içinde astar yerine. Hemen sordum, ve hızlıca da yanıt aldım. Şekli bozuyor mu, çekiyor mu falan diye. Atları tutturmamış. Kollarda da normal astar kullanmış. Sıkıntı olmamış. Mantıklı geldi, hemen peluş araştırmaya başladım ama bulamadım henüz:(
Aaa, bu arada nihayet fotoğraf makinemin uzaktan kumandasını buldum, yaşasıın! Taşınırken kaybolmasın diye eski makyaj çantasının içine atmışım. E tabii kullanılmayan çantanın içine atarsan debelenirsin böyle aylarca



9 Aralık 2015 Çarşamba

penguenlerim ve ben kışa hazırız !


Harika bir zamanlamayla penguenli picoşumu kaloriferlerin yanmaya başladığı gün bitirmiştim. Yani kışın resmi olarak başlamasıyla :)
Singer makinemle dikmiştim. Penye iğnesiyle düz dikişle. Gayet de güzel olmuştu bence. Ama sonra yeni makinemle birkaç penye ve triko diktim, acaip farkediyor. İyi ki de almışım Vera'mı :)
Bu pijamanın tek kusuru belinin biraz yüksek olması. Bi de biraz dar kesmiştim bilinçli olarak, ama abartmışım, azıcık taytımsı oldu :P Rahatlık konusunda bir sıkıntı yok ama, mühim olan da o zaten ;)Bir süredir haftasonu akşamları ve sabahları şekilde görülen modda oluyorum. Pufidik garfield terliklerim, penguenli picoşlerim, kahve, televizyon, muhtelif kitaplar(ki bu aralar 3 kitabı birada okuyorum, hiçbirini bitiremiyorum:) ), Burda dergilerim(ki kendilerini süper bi şekilde organize ettim, takip ettiğim bloglardan birinden kopyaladığım yöntemle;P), ve tabii ki mor koltuğum(ve pembe örtüleri)...
Mor koltuğumun başına gelenleri hatırlamak ister misiniz sevgili takipçilerim, elimdeki videoları koyayım mı buraya? Pelma, cida ve funt, size sesleniyorum? Whatsup'la yeterli sayıda insana dağılmadı o görüntüler bence :P
Görüntüdeki Burda dergisi, aylarca hayal kurup nihayet diktiğim, bir haftadır da üzerimden çıkarmadığım "Hobit Pelerini"min kalıbını bulduğum dergi, 2013 Kasım sayısı. Pek faydalandığım bir sayı oldu, iki adet de pantolon diktim bu sayıdaki bir modelden. Pelerinimi biran önce fotoğraflamam lazım, ayrı bir sayfa ayıracam ona, çok kıymetli çoook :) Asacak yer bulamıyorum ona :)) Biran önce fotoğraflanması ve yayınlanması lazım;)


2 Aralık 2015 Çarşamba

renkli neşeli çizgili pantolon-etek

Draft olarak kalıp resimsizlikten yayınlayamadığım bir post daha, sanırım ağustostan kalma, ama bu pantolonu çok hevesle dikmeye başlamıştım, yayınlamazsam olmaz :)

Instagramda birkaç adet bursa kumaş pazarı takip ediyorum. Geçtiğimiz haftalarda ilk siparişimi verdim. Kumaş cinslerini fazla tanımıyorum, tabii ki dokunarak seçmeyi tercih ederim ama yaşadığım şehirde  cumartesileri kurulan kumaş pazarı dışında alternatifim olmayınca, internetten kumaş alımını denemeye karar verdim. Pişman diilim, yine yapıcam :)
Çok başarılı bir alışverişti. Özellikle renkli çizgili pamuk viskon kumaşıma bayıldım.
Hedef bol bir pantolon yapmaktı.
Burda'nın Nisan 2015 sayısındaki pantolon eteği denemeye karar verdim. Kalıbı çıkarttım, fakat kumaşın eni yetmedi. Vazgeçmedim, yettiği kadarıyla yaptım ben de :)
Kalçadan itibaren paçalara kadar dikiş payına kumaş kalmadı. Olsun dedim, nasolsa yeterince bol..
Çizim ve kesim biraz sıkıntılıydı benim için. Suyla çıkan kalemlerden kullaıyorum,(asrın icadı bence, her eve lazım!) çizmesi sıkıntı değil ama, kumaş ince olduğundan dolayı kayıyor, eğriliyor. Bir de kumaş dikine çizgili ya, alt parça eğri olursa tüm emeğim boşa gidecek. Mecburen çizdiğim yerlerin üstünden güzel güzel teğelledim.  Tabi bi noktadan sonra içime fenalık geldi, bacak boyunca teğelden vazgeçip toplu iğneyle devam ettim. Çektiğim eziyete değdi, son derece düzgün bişekilde kesimi tamamladım.
Haa, bu arada, "patronlarla kesinlikle oynama yapmayacağım" diye atıp tutuyordum yakın zamanda ama dayanamadım yine. Benim benden ölçüm bi tuhaf. 36 desen 36 değil, 34 desen o da değil, arada kalmış ezik bir beden ölçüsü benimki. 
Yer yer 36'ya kayan 34 gibi bişey.
Belim için 34 dar 36 bol geliyor mesela. Kalıbı çıkarırken, bel kısmını 36 beden, diğer kısımları 34 beden olacak şekilde çıkardım. Sonuç nasıl oldu emin değilim, çünkü bu bol bir model olduğundan normal bir pantolonda işe yarar mı tekrar test etmem lazım. Pek yakında, gabardin kumaşımla, bir iş pantolonu denemesi yapıcam, görecez bakalım işe yarıyor mu :)
Dikiş kısmına geçmeden yine bir teğel olayına girdim. Fenalıklar, fenalıklar.. Bir küçük prova, hafif bi fenalık. Neyse, dikimi de bitti sonunda, sıra bel bandına geldi
Bandın ilk dikişinden sonra bi daha giydim pantolonu, ama hiç içime sinmedi. Ağı çok aşağıda kaldı. Tamam pantolon etekten beklenti böyle olmalı aslında ama sinmedi içime. Ağı yukarı kaldırmak için, bel bandını aşağı indirdim ben de... Sonra tekrar bi provamsı, ooh, tamamdır, işte bu dedim :)
Fakat küçük bir problemcik, ağı yukarı kaldırınca, paça boyu mecburen kısalmış oldu.
Benim aklımda bu pantolonu dolgu topuklu kırmızı ayakkabılarımla giymek vardı, ama maalesef, en düz sandaletlerimle takılmak zorunda kalıcam :(
Olsun, öyle de güzel :)

1 Aralık 2015 Salı

Bloğumun adını mı değiştirsem :)


Artık Singer'le bişey yapmıyorum çünkü :)
Dikiş makinemi yeniledim, Bindallı'yla neler diksem diyorum artık :)))
Yeni makinemle çok seviyoruz birbirmizi. Çok sessiz, çok hızlı, bi sürü dikiş deseni var, ve daha neler neler..
Singerle bişey yapmıyorum dedim ama, overloğum hala Singer. Çok sık kullanmıyorum ama, olsun, varlığı yeter :)
Bu arada bir sürü şey diktim.
Hiçbirini doğru düzgün fotoğraflayamadım.
...............................
diye yazmaya başlamışım yaklşaık bir ay önce...
Ve bugün bloğumun adını değiştirdim, ve bu postu yayınladım :)) Bloğun eski adı singerleneleryapsamdı, artık nelerdiksem :))
Çok şey var aklımda. Diktiğim de çok şey var ama fotoğraf konusu çok sıkıntılı benim için. Mesela taaaa 6 ay önceden hayalini kurduğum hobit pelerinim bitti ve iki gündür giyiyorum, ama eli yüzü düzgün tek bir fotoğraf çekemiyorum kendi kendime :( Evde tripodum da var ama maalasef fotoğraf makinemin uzaktan kumandası kayıp. Taşınırken biryere sıkıştırdım onu ama bir türlü bulamıyorum aylardır :( Cep telefonu ile kendini çekmek hem zorhem sonuçlar pek iyi olmuyor :( Tek kol havada falan :P
Bloğu kendime günlük olarak tutuyorum aslında, o yüzden foto işi o kadar da önemli diil.İlla ki o kumanda bulunacak, illa ki o pelerinle güzel bir fotom olacak, o zaman yayınlarım :)).

Şimdi gelelim yeni planlarıma.
Bursakumaspazarı'ndan sipariş ettiğim etek  dikmek için aldığım 3 parça kumaşım var.
Annem ve teyzem ikilisi üçünün modellerini de belirlediler.
Üç kumaş da kışlık..
Hmm bi saniye, o kumaşların fotoları mevcut, hemmen ekleyelim :))

  Bir tanesi bu. Bununla elbise yaparım diye düşünmüştüm ama biraz kaşındırır kol kısmı astarsız olursa. Bir de uzun kollu elbise modeli yok hiç kafamda. Teyzem, ceket dedi, ama ceketi de ben pek giymem. Ama bir opsiyon o. Diğer bir opsiyon da 6 ya da 8 parça etek. Diz hizasında. 8 parça daha güzel olurmuş diyorlar. Opsiyonu fazla olduğu için bu kumaşı en sona bıraktım...



Diğeri  bu siyah-gri-kremsi karışımı çizgili. Bundan dar etek yapıyorum, diz üstü ya da diz hizasında. Arkadan yırtmaçlı standart dar etek ilk alternatif. İkinci alternatif de, yine dar fakat önden düğmeli bir model. yırtmaç önce olacak bu durumda tabii. Önden düğmeli cepli bir model dikmiştim daha önce yazlık kalınca bir kumaştan. Cep falan koymayacağım bu sefer kesinlikle. Cepli ve dar olunca cepler pot duruyor, sevmiyorum. Aynı sıkıntı pantolonlarda da mevcut. Ben dikitğim pantolonların ille de üst kısmı otursun istiyorum, ama o zaman da cepler kendinden geçiyor:( Cepsiz pantolon da sevmiyorum. Neyse, bu konuya ayrı bir zaman çözüm arayacam. 
Sıradaki kumaş kalınca, kaban için de kullanılabilecek bir cins. Hatta şeytan diyor ki 1 metre daha iste, kaban dik kendine :)) (Ama şeytanı dinlemeyip, o kaban procesini, hobit pelerinimden artan parçalarla hayate geçireceğimmm:))))
Bununla da yandan yırtmaçlı dizin iki parmak altında biten dar etek dikecem. Uzun çizmelerle giyecekmişim, annem öyle dedi ;)

Ya şimdi düşündüm de, sözde tüm projeler netti bu kumaşlar için, annemle teyzem, hadi tamam tamaaam , herşeyi planladık diyip gitmişlerdi, niye karıştı benim kafam yine yaa, her kumaş için iki alternatifim var :( naaptım ben onlar gidince, o kumaşları gözümün önünden kaldırmalıydım yaaa :( büyük hata. bakıştıkça onlarla hayalimdeki şekiller değişiyor :)
Bu kumaşlarla birlikte bir adet de çizgili kumaşım vardı, o artık kumaş diil bir etek. Dar etek olarak planlandı, sonra kalın kemerli bol bir model olması istendi(bknz. anvelopumsu yazlık eteğim), en sonunda çanımsı darımsı yırtmaçsız bişey oldu çıktı. (onun da fotoğrafı yok tabii ki)

Sonuç olarak öncelikli dikilecek kumaşlarım bunlar. Ama tabi araya birkaç penye, birkaç picoş falan da sıkıştırılacak :)
Ve mümkünse bir süre hiiç kumaş alınmayacak...





2 Ekim 2015 Cuma

kokoş fareler


Instagramdan aldığım fareli penyemle sabahlık ve gecelik procem vardı. Önce sabahlık yapılmalıydı tabii ki de. Süper hızlı bir çalışmayla bir gün içinde biten sabahlığımla haftasonu kahve keyfi fotosu yayınlamak istemiştim ama o keyif halinden kendimi sıyırıp fotoğraf çekemedim bi türlü.

Uyduruk kaydırık bir dikiş işlemiydi, şöyle ki, kalıp kullanmadım :) pens mens hiçbişey yok :) büyük bir dikdörtgen ön ve arka, iki küçük dikdörtgen kollar, göz kararı yaka açıklığı bırakılarak birbirine dikilir (jarse iğnesi diye bir çeşit iğne almıştım, onu kullandım). Sonra hızlı bir prova ile ön parçalar V yaka şekline getirilir. Ardından beyaz hazır biye ile çerçevelenir. Bitti gittiii :)
Ama koton biye ve penye kumaş çok iyi anlaşamıyor birbiriyle, biraz ezişme büzüşme oldu bazı noktalarda ama hiiiç önemli değil, yıkanınca düzelir(!?) diye avuttum kendimi :))
Aaa, bi de biyeyi geçirirken çinden sipariş ettiğim biye ayağını kullandım ilk defa. Faydalı bi eser aslında, hiç toplu iğne falan kullanmadan cayır cayır diktim :) hazır biye haricinde kullanılabilir mi emin değilim, denemek lazım. Ama biraz sıkıntı yaratabilir diye düşünüyorum.

Fareli gecelik, mevsimi geçtiği için seneye yaza dikilecek.
Kış geliyor, penguenli picoşlarla Game of Thrones izleme zamanı şimdi :)

1 Ekim 2015 Perşembe

kırmızıııııı :)



Trençkot dikmek kiim ben kim aslında, nasıl cesaret ettim böyle birşeye bilemiyorum. Son pazar ganimetlerimden en az 3 parça trençkot için gayet uygundu. Ama tabi cesaret edemiyordum.


Safari gömlek tarzı birşey dikerim diye düşünürken (bakınız Creazione 2015/2), eylül ayı Burda'sında güzel de bir kalıpla karşılaştım. Annem de gazı verince, (bu arada siyah iş pantolonumu hiç beklemediğim kadar beğendi:) ) , tamamdır, denemedim demem en azından diyerek işe koyuldum.
Fakat annem modeli görünce "bunun yakaları biraz büyük, sen bunu sevmeyebilirsin" diye uyarmıştı beni. Ama mankenin üzerinde güzel duruyordu, yok dedim, iyidir büyük yaka, ne kadar büyük olabilir ki!
Kalıbı çıkartıp kestikten sonra üst yaka parçasını üzerimde  ölçtüm, ve tabii ki annem haklı çıktı :) Yakalar omuzlarımdan da taşıyor, o derece büyük:) Bunu giyersem kaybolurum ben içinde dedim, vazgeçtim. Oysa ki kumaşa iki yaka parçasını da çizmiştim. Üf püf yapıp, moral bozukluğuyla bıraktım tabii. Anneme anlattım, küçültürsün sen onu, dedi. Yok yaa, olmaz o iş, karışık bi kalıp bu, mümkün diil, zor o iş falan derken, ertesi sabah kalıbı aldım elime, evir çevir, derken, evreka! Çok basit bi şekilde hem yakaları küçültebileceğime, hem de pek hoşlanmadığım kruvaze biçiminden çıkarıp tek düğmeli hale getirebileceğimi anladım. Annem genelde haklı çıkar :)

Kağıt üstünde küçültmeyi yaptıktan sonra dikmeye başladım. Fakat pervazı takar takmaz alt yakanın hala oldukça büyük olduğunu farkettik. Annem ısrar etmese daha da küçült diye, ben yine tembellikle bu boyutta bırakacaktım, neyseki dinledim onu da bir tur daha küçülttüm, bu sefer direk dikerek yaptım küçültmeyi. Aynı kalıbı tekrar kullanırsam kağıt üzerinde küçülme yapacağım, unutmamam lazım!! 

Pervazla birlikte alt yaka kendiliğinden oluştu, aman da ne kolaymış falan derken sıra geldi üst yakaya. Ve acılı süreç başladı. Bütün parçalarım tam ölçüsünde kesilmiş, teorik olarak her parça birbirine uygun, fakat olmuyor! dergideki açıklamaları onlarca kez okuduktan, iki kere dikip söktükten, dışarı çıkıp hava aldıktan ve üç fincan kahveden sonra, nihayet mantığını çözdüm olayın. Şimdi ver bana yakayı, 10 dakikada takarım yerine :P



 Yaka olayını tamamladıktan sonra, tamam artık, bitti sayılır dedim, bi kol takılacak, etek ve kollar bastırılacak, oldu bitti.. Dememek lazımmış tabi, Kollar da en az yaka kadar uğraştırdı. "Ben bunu yelek olarak giyeyim en iyisi" dediğim bir an bile oldu. Dergideki açıklama "kolları yedirerek takın" şeklindeydi. Ne şekilde "yedireceğimize" dair detay yok.

  
Biraz kitap karıştırdım, biraz denedim yanıldım, her bir kolu üçer kere söküp tekrar taktım, yine kahveye boğuldum, sonunda kolları da bitirdim. Mükemmel olmadılar, ama idare ederler ;)
Birdahaki sefer yedirmekle falan uğraşmayıp, direk kalıbı küçültecem. (sardı bu kalıpla oynama işi beni ama fazla havaya girmemek lazım, papaz her zaman yemez o pilavı:) )





Aslında içine astar da dikecektim ama o kadar tüketti ki beni yaka ve kollar, o işlemi daha sonraya bıraktım. Şimdilik astarsız giyecem. Kolları da çok dandik kıvırıp bastırdım, aslında bi ara onu da düzeltmem lazım. Dışarıdan bişey belli olmuyor ama benim huzurum kaçıyor, deli miyim neyim! Giymeden önce düğme dikilecek ve ilik açılacak, ki pek severim ilik açmayı:( Bi de tabi havaların bi parça soğuması lazım :)











30 Eylül 2015 Çarşamba

siyah iş pantolonu

İki hafta önce kendimi kaybettim ve bir sürü kumaş aldım yine.
Pazardaki amca(yok amca diil, abi aslında, hatta benden küçük bile olabilir:P) indirim yapmış, metresi 2 liraya bi sürü istediğim tarz parça kumaş getirmiş. Kocaman bir torba kumaş aldım, suratımda aptal bir sırıtışla eve geldim, yıkadım kuruttum, ütüledim, ohh miss:))
Sonra da plan yapmaya başladım tabii,hangisinden ne diksem şeklinde.

Alırken farketmedim, ama eve geldim bi baktım, süper bi ikili gömlek pantolon ikilisi yapmışım. Buz mavisi yumuşak bi kotumsu kumaş almışım, üstüne de uygun bir mavi/beyaz kazayağı kumaş, tam gömleklik. Pantolon mu diksem etek mi modundayım. 
Başarılı bir pantolonum yok henüz. Daha doğrusu sadece iki kere normal bir pantolon dikme girişimim oldu. Biri zaten uyduruk kumaş ve deneme amaçlıydı. Diğeri de geçen haftasonu kesip dikmeye başladığım siyah iş pantolonu. Şekilde görünen bahsi geçen ikinci pantolon. Fena olmadı aslında ama, yine bilmişliğimin kurbanı oldum diyebilirim. "Ne yapmamalı" şeklinde sıraladığım kurallara uymayınca, cezasını çekiyorum işte. Şöyleki;
orjinal kalıpta cepler yandaydı. Ama cep bölgesi iki parçalıydı. ben de dedim ki, o iki parçayı birbirine dikmem, arasına cep parçası eklerim, olur biter.. Ve tabii ki olmadı! pot durdu. 
En sonunda cepleri sabitledim. Yani cepler var aslında, ama kullanılmıyor :)
Sonuçta bir kere daha anladım ki, kalıp neyse o, modifiyeye gerek yook! Daha kaç kere kuracam acaba bu cümleyi :(

Cumartesi günkü kumaş pazarı etkinliğimden sonra, pazar akşamı instagramda dolaşırken, çok şeker penyeler  gördüm. Karşı koyamdaım ve onları da aldım. 
Ama penguenlere kim karşı koyabilir kiii?

Peki ya şemsiyeli farelere? ben diil :)
Penguenlerden alt üst pijama takımı yapıcam. Farelerle de gecelik ve sabahlık(ki bu vakte kadar nasıl oldu da bir sabahlık dikemedim kendime, hayret!)

15 Ağustos 2015 Cumartesi

anvelop etek


Aslında tam da anvelop sayılmaz. Standart bir etek, sağındaki pilelerle anvelopmuş gibi davranıyor. Bu eteğim çok alkış aldı. Herkes sevdi, bana da bana da dedi :)
Ama yakından incelendiğinde, hatalaaar, hatalarrrr..
Bi kere fermuar olayı yine sıkıntılı. Ama sıkıntı çektiğim son fermuar bu etek oldu :)Kendime gizli fermuar ayağı aldım, dertler tasalar bittiii. Aylardır ben böyle ayrı bir ayak olduğunu bilmiyormuşum ki. Bilseydim klasik fermuar ayağıyla gizli fermuarı gizleyecem diye çırpınır mıydım hiç. Neyse ki bloglardan birinde fotoğrafını gördüm de, "nasıl ama yaaaa" şeklinde aydınlanma yaşadım. Hangi blogdu ki o, bak hiç hatırlamıyorum, nankörlüğün de bu kadarı..
Neyse, hatalar diyordum. En dikkat çekici hata özellikle dikkat etmeye çalıştığım bir nokta olunca, insan kendine sinir oluyorrr! Modeldeki kumaş da, benim kullandığım kumaş da dikine çizgili dokusu olan kumaşlar. benimki modeldekinden çok daha ince sanırım. (Bu arada Burda dergisinin eski sayılarından bulduğum bir model bu(2008 Haziran sayısı), kumaş tavsiyesi olarak keten yazıyordu)
Arka ve ön parçanın yandaki birleşim yerinde, kumaşın çizgilerinin V şeklinde olması için kalıbı kumaşa aynen modelin açıklamasında tarif edildiği gibi koydum. Özellikle özen gösterdim, hafif bi simetri manyaklığı var çünkü bende, hafif, çok hafif, en hafifinden...
Ne ara oldu, nasıl oldu bilmiyorum, fakat kemeri taktıktan sonra farkettim, sağ ön parçayı ters dikmişim. Kumaşın arkası önü yok, o parçanın sağı solu da birbirinden çok farklı diil, hatta hiç diil. Küçük bi parça zaten diğer ön parçaya kıyasla.Dedğim gibi, farketiğimde iş işten geçmişti. O kadar dikişi hayatta sökemem, giyerim ben bunu böyle diyerek devam ettim hayata. Kimse farketmedi aslında da, ben biliyorum ya, o sıkıntı :(
Bir de hata değil de, olsa iyi olurdu dediğim şey, astar. Kumaş çok ince, içine astar giymem gerekiyor. Direk astarlasaymışım, kullanımı daha pratik olacakmış. Belki çoook boş kaldığım bir vakit, söküp, hem o tersliği düzeltir, hem de astar eklerim. (Hmmm, hiç inandırıcı diilim sanırım :P)

14 Ağustos 2015 Cuma

sundress sew-a-long-2015

Lacivert minnak puantiyeli kumaşımla ne yapsam ne yapsam derken, Burda'nın Mayıs sayısındaki çok çok bayıldğım parçalı elbiseyi bir daha denemeye karar verdim.
Bu kalıbı daha önce de dikmeyi denemiştim, ama yine çok bilmişliklerim yüzünden, hiç umduğum gibi birşey çıkaramamıştım ortaya. Önceki seansta ince tiril bir kumaş kullanmıştım, aslında çok güzel olma yolunda ilerliyordu. Fakat sırt kısmında olması gereken fermuarı (elimde o uzunlukta fermuar olmadığı için), kol altına geçirirsen, tüm planlar allak bullak olur. Fermuarı binbir çabayla taktıktan sonra (henüz gizli fermuar ayağımın olmadığı o karanlık dönemlerde geçiyor olay), elbisenin üst kısmının bol olduğu farkedilirse naapılır? Önce kendi kendimi ikna yoluna gittim: "çok da bol diil aslında, zaten yazlık elbise, ince kumaş, o kadar bolluk oluversin canııım" şeklinde. Tam ikna olur gibiydim ki bir arkadaş müdahale etti, sök sen o fermuarı, gerek yok zaten ona, direk daralt kol altlarını dedi. E tabi mecbur söktüm. Ama sonrasında bir türlü elim gitmedi daratma olayına. Bir de içinde astar yerine kullandığım pamuklu bi kumaş daha var, onu da sökmek gerekecek, e o kadar yapmışken askıları da içime simediydi, onları da yenilemek lazım, ooo hooo çok uzun iş. Bi ara yaparım diyerek köşeye attım ilk denememi.
Lacivert kumaşım diğerine göre kalınca bişey. Kumaş cinslerinden anlamıyorum ama pamuklu poplin gibi bişey sanırım diye düşünüyorum. Kumaşım yetsin diye baya bir çırpındım. Biye yapmaya yetmedi mesela. (Yeterdi aslında da bi sürü ek yeri olurdu.) O yüzden yaka ve kollar için pervaz yaptım. Ön parçaların ve arka parçaların kalıplarını ayrı ayrı birleştirdim, çizdim kestim, al sana pervaz :) yakaya pervazları takarken, dört adet askı parçasını da araya alıp diktim. Yani orjinal modelli tam olarak uygulamadım. Ne fırfırlar var, ne o tek parça askılar.
Bu elbiseye sundress sew-a-long etkinliği için başlamadım aslında, ama kestiğim günün ertesinde bu etkinliği görünce, neden olmasın dedim :)

13 Ağustos 2015 Perşembe

hazır biye zaman kazandırır

İlk defa hazır biye kullandım. Geçen sarf malzemesi alışverişimde aldığım hazır biyeleri denedim. Süpermiş, şahaneymiş, hızlıymış, pratikmiş. Son derece memnun kaldım. Hep kullanacağım.
Bu vakte kadar biyelerle o kadar çok uğraşmamam rağmen tamamen memnun kaldığım biyeli malzeme sayısı çok az. "Kendi biyemi kendim yaparım, ne olacak ki, alttarafı kumaşı şerit şerit kes, ütüle, al sana biye" yaklaşımım, zamanla "amaaan, kim uğraşacak şimdi, pervaz yaparım ben yakaya da kollarada, daha kolay" şekline dönüşmeye başlamıştı. Bu arada bir sürü yapmalı yapmamalı maddesi oluştu kafamda biyelerle ilgili, bikaç tanesi şunlar:
  1. Verev kesmeli, ama kesinlikle 45 derecelik verev olmalı, "noolcak canım, şu dikdörtgen parçaya iki eşit üçgene böleriz, 45 derece de verev, 30 derece de verev" mantığı YANLIŞ! o 15 dereelik fark, yuvarlak yakalarda saç baş yolduruyor. Dönmüyor efenim o biye, dönmüyooor! Takip ettiğin bloggerların bir bildiği var, güven onlara, kare diyorlarsa kare, o kadar! (bu arada by antigone blogundaki Pratik biye yapımı postunu şiddetle tavsiye ederim.)
  2. Ne kadar kalın biye estersen, o kadar zor oluyor döndürmesi.
  3. Kolay dönsün diye ince kestiğin kumaş, eğer kalın dokulu bir kumaşsa, hele ki hem kalın dokulu hem fistoluysa, o iş yaş. Debelenir durur, en sonunda pervaza dönersin..
  4. Biye yapma aparatları faydalı eserler. Ama yurtiçi sitelerde genelde pahalı. Bir tanesinin ederiyle, AliExpress'den 4lü takım alınıyor.(Fabric Bias Tape Maker) Evet, biraz geç ulaşıyor elimize dünyanın bir ucundan geldiği için belki ama, "bu metal parçasına bu kadar para verilir iydi" şeklinde pişmanlık yaşama ihtimalimiz azalıyor.
  5. Biyeyi dikerken, son üst dikişte  normal makine ayağı çok zorluyor. Aynı hizayı tututturmak eziyet. Bu yüzden Fermuar ayağı kullanıyorum ben son zamanlarda.
  6.  Şeritler mümkün olduğunca düzgün kesmek lazım.
Tabii bütün bunlarla uğraşmak yerine, hazır biye kullanmak, harcadığınız zamanı yarıya indiriyor.
İlk denememi, tek parça kestiğim penye bluzumun yakasında ve kollarında yaptım. Kendi hazırladığım biyelere göre çok daha düzgün ve tok bir yapısı olduğu için, tek adımda geçirdim biyeyi. Normalde önce biyenin bir tarafını yakaya dikiyor, sonra çevirip üst dikişimi yaparak tamamlıyordum. Bunda direk biyeyi teğelledim ve üst dikişini yapıp olayı bitirdim. Çok eğlendim, yine yapıcam :))
Hazır biyenin bence tek dezavantajı renk uydurma zorluğu. Mesela bu tshirtte, gri biyem olmadığı için siyah kullandım. 
Sonuçta kendi biyemi yapmak zorunda kalacağım projeler elbette olacak, ama hazır kullanma şansım olursa kesinlikle ilk tercihim olacak.

12 Ağustos 2015 Çarşamba

overlokla imtihanım

Bu overlok zımbırtısını aldım ama, bazen binbir pişman oluyorum. Sanırım sorun bende. Kullanım klavuzunu bin defa okudum. Herşeyi kuralına uygun yapıyorum. Daha ne istiyorsun benden overlok!
Geçen akşam pencereden fırlatma hissi geldi yine. Penye dikecem diye bir heves oturdum. Hızla kestim, aynı hızla da dikecem sözde .. Nerdeee. Sürekli iplik kopuyor. Her kopuşta, tüüüm iplikler yeni baştan çıkartılıp sırasıyla tekrar takılıyor.  En sonunda, "yetti beaaa" nidalarıyla kapattım makineyi, geçtim minnak tontiş singer promisimin başına. Jarse iğnesi almıştım bir vakitler, onu taktım, cayır cayır diktim geçtim. O ne yaa, overlok beyin keyfi gelecek, ayarını bulacak da iplik koparmayacak. Pıhhh, hiç çekemem..
Penyeyi dikiş makinesiyle hallettikten sonra, ertesi gün dayanamayıp oturdum başına overloğun yine.  
Bu sefer bir güzel tuttu ayar ki sorma. Yine kendime notlar şeklinde madde madde yazıcam dikkat etmem gerekenleri:
  1. Makineyi sarsıntısız bir masanın üzerinde çalıştırmak lazım, üçüncü haftada lüperlerin eğrilmesini ben buna bağlıyorum şahsen.
  2. Kumaşı arkadan çekiştirmemek lazım, ki tamirci amca ısrarla bunu yapmış olduğumu iddia etti. Ama bence sorunun yarısı buysa, diğer yarısı da ilk maddeydi. Evet bi parça zorlamış olabilirim ama sadece bi parçacık..
  3. İplikler kesinlikle çekerek koparılmayacak, makasın her daim yanında olacak.
  4. İplik kopması durumunda (ki illa ki kopacak!!!), bütün iplikler çıkarılacak, makinenin iç kapağında anlatıldığı şekilde ve sırada tekrar geçirilecek iğne ve lüperlerden. Doğru sıralama üst lüper-alt lüper-iğne şeklinde olmalı. İplikleri çıkarmaya üşenmemek lazım!!
  5. İplikleri geçirme işlemi sırasına (klavuzda yazmıyor ama, ben öyle yapıyorum) tüm gerilim ayarlarını sıfırlıyorum. İplikler bobinlerden hiç zorlanmadan gelsin ki, noolur noolmaz, ani bir hareket yapar ipi çekerim, lüperim eğrilir sonra :)
  6. İplikler geçtikten sonra,yine gerilim ayarları sıfırken, sol elle ipliklere hafif, ama çook hafif bir gerilim uygularken(hatta gerilim de demiyim de, iplikler kaçmasın diye tutmak dersem daha doğru), volanı kendime doğru 5-6 kere çeviriyorum, ki ilk düğüm atılsın. Ayak yukarıda bu arada.
  7. Ayağı aşağı indirip, gerilim ayarlarını 2-3-3 yapıp, yine sol elle iplikleri tutarken, pedala basıp çalıştırıyoruz overlok paşayı. Teorik olarak bu noktada zincir çıkarıyor olması gerekiyor, ama paşanın keyfine bağlı olarak bu davranış biçimi değişebiliyor.
  8. Eğer iyi günündeyse ve zincir başarıyla oluştuysa, hemen bir test kumaşına deneme yapıyoruz.
  9. Ve gerilim ayarlarıyla oynayarak, istediğimiz modu bulana kadar test kumaşıyla takılıyoruz.
Yazarken ne güzel de, iş uygulamaya gelince, nerde neyi atlıyorum, neyi yanlış yapıyorum bilmiyorum, ama illa ki bi sıkıntı çıkıyor.  10 dakikalık iş, oluyor 1 saat. Bu arada artan sinir katsayım da cabası..
Biraz daha debeleneyim, baktım olmuyor, bayandan temiz bakımlı şeklinde koyarım ilanı, olur biter :)