17 Nisan 2016 Pazar

olaylar olaylaaar: bir mor ceket macerası

Mor ceketim nihayet bitti..
Bir etkinlik ceketiydi kendisi, Aysel Hanım'ın neredeyse bir ay önce duyurduğu etkinliğe, "ben de ben deeee" diyerek katılırken, aklımda ne bu mor kumaş ne de şu fotoda gördüğünüz "pratik"(!!) yaka vardı. E tabi ben kiiim, o rever yaka kim di mi ? Azıcık kendimi bilsem, bi kerecik de, "yok yaa ne gerek var bu kadarına" desem başıma bunlar gelmeyecek, ama yok işte, ille de deneyecem! Aslında ilk hedefim, yakasız, mümkün olduğunca az parçalı, dümdüz bir ceketti. Hatta bir iki model buldum bile, uygun kumaş arayışına başladım, ne olduysa o arayış sırasında oldu işte.. Elimdeki kumaşları gözden geçirirken bu mor kadifeyle karşılaştım. iki üç ay önce bursakumaspazarından almıştım bu kumaşı. Bir önceki yayınımdaki gibi bir jile dikmekti hedefim. Sırasını bekliyordu dolapta uslu uslu.. Ama kendisiyle gözgöze gelince, "gel bakiim sen buraya, senden ne de güzel ceket dikilir" diye kaptım hemen onu.

 Seçtiğim modellerden biri 2014 Ekim sayısındaki bisikletçi ceketiydi. Elimde mor bir parça da deri vardı, bisikletçi ceketinin yakasını ve kemerini de ondan yaparım falan diye hayal kurdum önce , ama sonra kadifeye çok uymayacağını düşündüm modelin.. Ve internette kadife mor ceket üçlüsünü arattım. (işte ilk hata (!)). Veee bir sürü blazer ceketle karşılaştım.. Bir tane bile bisikletçi ceketi tarzı birşey ilişmez mi insanın gözüne, ilişmez işte! Bir iki gün debelendim, yapsam mı, denesem mi, hem Mevlüde Sultanın önerdiği videoda nasıl şipşak çevirivermişti yakayı, ben de çeviririm, neyim eksik, yaparım ben bu işi, aslansın, kaplansın, hadiii, şeklinde verdim gazı kendime. Of of.. Kişinin kendine ettiğini, edemez kişiye hiçbir fani..Tekrar açtım Burda Dergilerimi, blazer arıyorum.. Niyeyse tam olarak içime sinen hiçbir model yok.. Bu bir işaret işte, ısrar etme di mi, yok, ısrar kıyamet, buldum bir blazer. 2014 Ağustos sayısının kapağındaki model. Biraz uzun geldi gözüme, azıcık kısaltırım dedim, aldım kumaşımı elime. Ve tataaaaammm, ilk problem daha kumaşı elime alır almaz karşıladı beni. Ben bu kumaşı jile dikecem diye aldım, sadece 1 metre 30 santim! Valla cimrilikten diil, jile dikecektim ben o kumaşla, 1,30 fazla bile jileye:( Eeee, noolcak şimdi, o kadar gaza gelmişim "blazer dikecem, yaka döndürecem" diye, vaz mı geçeyim ? Asslaaa... 

Serdim kumaşımı, kalıplarımı yerleştirdim, e baktım oldu gibi, boyunu zaten o kadar uzun yapmayacaktım en az 10 santim kısaltacaktım, 10 diil de 15 santim kısaltırım olur biter dedim. Kumaşın eni de kıtı kıtına yetti. Sadece yaka ve yaka köprüsü parçaları tek parça kesilmeliydi, ama yine minnak bir değişiklik yapıp sadece üst yakayı tek parça, alt yaka ve yaka köprilerini ortadan birleşen ikişer parça şeklinde kestim, nasolsa görünmeyecekler diye. Öyle bir sıkıştırdım, kumaşı öyle efektif kullandım ki, tebrik ettim kendimi. Şekilde görüldüğü gibi bazı parçaların kesim çizgileri ortak ;) Kesimi tamamladığımda nerdeyse hiç parça artmadı diyebilirim :)) Neymiiiş, 1 metre 30 santim kumaşla ceket dikilirmiiş :)))
Kesimimi bitirdikten sonra dergideki açıklamaları okurken farkettim ki, ceketin ön parçalarını tamamen telalamam gerekiyor? Bu tela konusu benim için hep sıkıntılı oldu zaten, en son diktiğim siyah kabanda da tela kısmını atladığım için fermuarı takınca esnemişti. Tela önemli bişey diyip, biraz internet araştırması yaptım, ve dergideki açıklamaları doğru anladığım çıktı ortaya. Ön kısım komple telalanacak! Neyse ki yeterli telam vardı elimde ama şimdiki aklım olsa daha yumuşak bir tela kullanırdım. Kadife zaten tok duran bir kumaş, bir de telayı yiyince kalıp gibi oldu:) Gerçi öyle kalıp gibi duruşu güzel oldu, fakat yakayı dikerken o sertlik beni çok zorladı. Nitekim o kadar pratik(!) olmasına rağmen yaka yine istediğim kıvamda olmadı. (Öyle imalı bi şekilde pratik dediğime bakmayın ama, o video gerçekten faydalı oldu, tişikkürler Melined:)) ) Aslında olayının özü şu: işaret ve işaretçilere dikkat ediniz! Ve gerçekten dikkat ettim, ama kumaş o kadar sert ki, bir de telalı, ne kadar dikkat etsem de, işaretlerin gösterdiği yere kadar dikmek çok eziyetliydi ve yaka köprüsüyle ceketin birleşme noktası sıkıntılı oldu. Daha makul bir kumaş olsa, hem dikmesi kolay olacaktı, hem de ütüyle düzeltmesi.. 
Neyse, elimden geldiğince giyilebilr bir yaka oluşturmayı başardım. Bu kısım bitti ya, bir rahatladım sormayın, "oh en zor kısmı hallettim, şimdi pıt pıt pıt kolları takar, çıt çıt çıt astarı geçirir, macerayı böylece tamamlarım"  diye düşünüyorum, bak bak bak, bilmişliğe bak! 
Yok tabii öyle bişey! Sorunlarım kollarla devam etti.. Burda ekibine saygılarımı sunuyorum, nasıl uyumlu bir kol kalıbı yapmışlar anlatamam! Gerçi muhtemelen o ekibin suçu değil, benim acemiliğim ama o kadar yoruldum ki o kollarla, illa ki başarısızlığıma ortak bulmam lazım :) Kolları iğneledim, bi de ne göreyim, en az 2,5 - 3  santim fazlalığı var kolların. Ama nasıl olur, o kadar özene bezene çizdim kestim ki ben bütün parçaları, yarım santim bir santim de değil, 3 santim yaa, bu kadar büyük bir hata yapmış olamam. Neyse olan oldu, çözüm bulmam lazım. O yakayı döndürdüm ben yaa, bu saatten sonra ceketten vaz geçemem!! Abartmıyorum en az 3 saat uğraştım o kollarla. En sonunda benim bulduğum çözüm, iki parçadan oluşan kolu o parçaların birleşim yerinden yani arkadan biraz daraltmak oldu. Öyle yapınca bile büyük geldi kollar, kol üstlerinden de biraz içeri aldım, teğelledim, giydim, üzerimde iyi gibi duruyor. Fakat mankenime giydirince, nomalde iki yandan düzgün bi şekilde sarkması gereken kollar, yavru ördek kanadı gibi havada kaldı!! Üç saat boşa gitti! Ve nihayet en başta yapmam gereken şeyi en son yaptım! Teyzoşumu aradım :) Telefonda teknik destek konusunda uzmanlaştı kadıncağız benim sayemde :) Bu teknik destek seansı çok şenlikli oldu, o kadar güldük ki karşılıklı anlatamam :)) 
"Teyzoşum ben bir etkinliğe katıldım, ceket dikiyorum"  diye yumuşak bir giriş yaptım. Modelin blazer olduğunu öğrendiğinde "Evladım sende azıcık bi delimseklik var farkında mısın??"la başladık gülmeye zaten :)) Kumaşın kadife olduğunu öğrenince güldü güldü güldü, "fuşkiiyen seni, daha dünkü çocuk, neye kalkışmış" diye başladı saymaya, koptuk karşılıklı gülmekten, seni bloğuma yazacam dedim, bu diyalog aramızda kalmamalı :))) "Yazz, senden mi korkacam" dedi :))) Bayaa bi süre gülüştükten, gerekli fırçaları yedikten, ceket dikiminde kumaşın önemi konulu dersimi aldıktan sonra, sıkıntımı ve yavru ördek kanadı formundaki kollarımı anlattım. "Sök sök söööök, olmaz öyle, arkadan kol mu daraltılırmış, alttan daraltacaksın onu" diye taktikleri verdi. Üstüne, az önce fırça çeken kendisi diilmiş gibi bir de gaz verdi, "bak sen dediğim şekilde yap , çok güzel olacak, o yaka da güzel olmuştur zaten, aferim benim kızıma, hadi başla bakiim şimdi sökmeye dikmeye" diye...
Gazla birlikte başlayan kol seansımı neredeyse 1,5 saatte bitirdim, yanarım yanarım, vakitli yardım istemediğime yanarım! Sonuçta mankenin üzerinde bile düzgün duran kolları olan bir ceketim oldu :)
Sıra astara geldiğinde, artık çekeceğim daha fazla cefa kalmamıştır diye düşünüyordum haliyle. Ve tabii ki yanılıyordum! Bir pazar günü, sabah 10 civarı başladığım astarlama seansım, saat 19:30'da bitti, Ama ben de bittim!! Astar geçirmeyi artık öğrendim sanıyordum. Fakat sadece tek tip çalışmışım bu vakte kadar. Diktiğim iki kabanda da (hatta deneme kabanıyla üç), eteklerde yırtmaç yoktu. Astar parçalarında yırtmaç payları vardı, ama bi türlü becerip doğru şekilde monte edemedim onu yırtmaçlara. Olayın detayını anlatırsam önce ben sonra buraya kadar okumayı başaran herkes kesin bayılır, o yüzden detaya girmeyip, sadece "yırtmaç kısımlarındaki bir kısım dikişi elle yaptım" demekle yeticeneğim, hepimzin sağlığı sıhhati açısından :))
Astarımı bitirir bitirmez, Aysel Hanım'ın etkinliği için fotoğraflarımı çektim, yorgunluğum yüzümden okunuyor olmalı:)
Bu yayın için ayrıca fotoğraf çekmeyi hedeflemiştim, ama iki haftadır bir türlü fırsat bulamıyorum özel bir fotoğraf seansına. Neden ?? Çünkü sürekli dikiyorum :)) Funda Hanım'ın instagramdaki etkinliği için bir pantolon diktim. Aynı anda babama bir piciş diktim. Melined'in çanta etkinliği için bir poşet(!) diktim. Yaz sezonu için beyaz salaş bir gömlek diktim. Hepsinden önemlisi, Tülin Hanım'ın 23 Nisan Lösev için oyuncak etkinliğine 3 peluş arkadaş diktim.  E ben daha naapiyim di mi ama :))))

15 yorum:

  1. Çokk ama çokk başarılı bir model oldu canım maşallah bir çok etkinlikte adını duyuluyor bu yayındaki maceranı satır satır okuyamadım acele ile nete girdim ve kaçıyorum görüşmek üzere güzel ceketini güzel günlerde giyesin :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim Aysel Hanııım, çok içime sinmedi ama, oldu işte bi şekilde :))

      Sil
  2. Ay sen ne alemsinnn:)) Ama kumas secimin dogru olsaymisss, dedigim gibi pratik degilmi o yaka!!!:))
    Yalniz, teyzosunla muhabbetinizde bildigin koptum:))
    Koca kisisi imali bakislar atti, gormezden geldim. Teyzenin kullandigi kelime hic yabanci gelmedi bana. Nerelisin Gokce?
    Ama ceketin resmen konusmus. Cok chic olmus. Hele o yakasi valla cektigin butun sikintilara degmis. Oldun sen hayatim, artik rever yakalar senden sorulsun:)
    Masallah pek bir hamarat gordum seni. Demek o yuzden yoksun buralarda.
    Astar maceranida merak ettim. O kadar saat surecek ne yaptin acaba? :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ya evet, itiraf ettim zaten, teorik olarak çok pratik, ama cesaret edemem ben şimdi o yakaya bi daha, az daha gaz verseneeee, bi rever etkinliği düzenleseneee :)))
      ahahhhahh, yazarken de o kelimeyi kimse anlamaz nasılsa, anlarsa mevlüde anlar demiştim ben zaten, anne tarafından sürmeneliyim :)
      Yok yok, ceket o kadar konuşamıyo, içini sevmedim ben onun :( yaka köşeleri de sinmedi içime . Hadi, bi etkinlik bekliyorum senden, bu sefer olacak bak, çok inanıyorum kendime fekat motivasyonsuz mimkin değilll :)))
      Evet evet, hamaratlık böyle bişey, evimin halini görsen şu anda, pişman olursun hamarat lafını ettiğine :))) Konsantrasyon sorunum var benim, fazla konsantreyim :PP
      Aman astar macerasını ne sen sooor ne ben söyliyim, daha da yırtmaçlı, hadi yine büyük konuşmiyim, iki yırtmaçlı bi ceket kaban vs. dikersem nooliyim!

      Sil
    2. Benim koca kisisi mackali, ama annesi surmeneli. Evlendikten sonra bolca duydum, hatta trabzonda yol kenarinda bir elma agacindan elma kopardigimda, bizzat maruz kaldim o kelimeye:)))
      Yookkk bu aralar etkinliklerden kaciyorum, cunku daha kardesime soz verdigim cantalari ve fularlari bitirmedim. Sezon baslayacak ben hala canta ve fular dikecegim:))
      Turkiye'ye gidip geleyim ki bu ayin 27'sinde oradayim kismetse, sonrasinda soz rever yaka birseyler etkinligi yapariz:))
      Amaaannnn o ev haline hiiiccc girmeyelim, yakinda beledye basar bizim evi:))
      Fotograflarda guzel gorunuyor yakalar. Ama cok sert teladan oyle olmustur.
      O yirtmacli ceket olayindan bende kaciyorum kose bucak. Hic denemedim, bir ara bir el atayim bende, bakalim nasil rezil oluyorum:))

      Sil
  3. Fuskiiyen!!! Ahahhahahahhaa! özlemişim çok eğlendim yazıyı okurken.. cekete ve moru nasıl sevdiğime değişmiyorsun bile :) "limonata" filminde "kimsun recep dayi sen misun" diye başlayan bi replik var mutlaka izleyin :)

    YanıtlaSil
  4. Deginmemek telefon tarafından Degismemek olarak düzeltilmiş!!! Rezil eder bu telefonlar insanı:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ammaaaan, anlamaz kimse diye düşünürken, herkes mi karadenizli yaaa :)) Limonata'dan herhangi bir kesit bulamadım youtube'da, tamamını izleyecem mecbur :) Fragman eğlenceliydi :))
      Çook teşekkürler :)

      Sil
  5. Hahahahaha,bizde de "fışkıyiyen " derler.Bak tekrar ediyorum,bu maceraların hepsi sana uzmanlık olarak dönecekler.İleride iki elinde birer parça dikeceksin sen,hihihih.Gene harika olmuş.Arompera'ya yazmışsın ya,herkes mi Karadenizli diye.Aramızda Karadenizli çok,çünkü bizim oranın hanımları çok hamarat ve meraklı olur ya,her el işine de atlar.İşte o yüzden sayımız diğer bölge hanımlarına göre fazla bence :)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hadi inşallah, ben bi parçayı sinirsiz stressiz dikeyim yeter aslında, yükseklerde gözüm yoook :))) Ya evet, çok doğru bir tespit bence de, bravo!

      Sil
  6. Rize kızıyım ordu geliniyim.. aronluyum :) sevda ablaya katılıyorum:) biz iş bitiririz :)

    YanıtlaSil

  7. Önce bir heves senin hikayeni okuyorum. Bazı kısımlar dikiş bilmeyen biri olarak bana çok şey ifade etmiyor. Ama yine de acayip eğleniyorum:) en çok da yorumlarda kopuyorum :)) Bu macera çok bomba olmuş:)))))
    Bu arada MOR CEKET acayip güzel olmuş. Güle güle giy.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dikiş öğrenen biri olarak bazı kısımları yanlış anlatıyor olabilirim ben, sen henüz bana güvenme :))) Yorumlar da bomba evet, ben her yayın sonrası heyecanla bekliyorum, bakalım ne bomba yorumlar gelecek diye :)) Çok teşekkür ederimmm :))

      Sil